Yeni Savaş Düzeni: Saldırı ve Savunma Teknolojisi Hamleleri ve Küresel Konjektür


ABD’nin OMFV projesi için çalışmalar devam ediyor. OMFV, opsiyonel olarak insanlı muharebe aracı olarak geçiyor. ABD Ordusu, 2028 yılından itibaren ABD Ordusu ve Ulusal Muhafızlarda yer alan en az 2 zırhlı tugayı yeni nesil ZMA’larla (OMFV) donatmaya başlamayı planlıyor. OMFV projesinde araçların hem insanlı hem de insansız modellerinin üretilmesi planlanıyor.
Önümüzdeki 4 yılda çeşitli firmalar tarafından yeni zırhlı için tasarımlar yapılması ve ardından nihai sözleşmelerin imzalanarak 2025’ten itibaren prototiplerin üretilmesi ve 2028’de ilk teslimatların başlaması, 2030 yılından sonra da tam kapasite üretime geçilmesi ve araçların aktif olarak ABD Ordusu’nda kullanılmak üzere dağıtılması planlanıyor.
ABD için önceliği yeni nesil ATGM’ler, tanksavar roketler, tank mermileri ve büyük çaplı EYP patlamalarına dayanıklılık oluşturuyor. Özellikle yeni nesil bir mühimmat ile araç vurulduğunda araç ağır hasar alsa bile mürettebatın sağlam olarak araçtan kurtulabilmesi öncelik olarak görülüyor. İyi eğitimli personel kaybı, araç kayıplarına oranla orduya daha fazla maddi, manevi kayba neden olduğu ve önceliğin personelin hayatı olduğuna bilhassa dikkat çekiyorlar.
Ana zırh katmanının kalitesinin arttırılması, aktif ve reaktif ek savunma tedbirlerinin de özellikle roket ve EYP tehlikesine karşı direncinin arttırılması planlanıyor.
Irak’ta EYP’ler, mayınlar, roket ve VBIED saldırıları sonucu büyük miktarda Bradley ve Stryker kaybedildi. M1A2 Abramslar bile çok fazla kayıp yaşadı. Bu tehlikelere karşı dayanıklılığın arttırılması önem arz ediyor.


ABD, Soğuk Savaşın sonlarından günümüze kadar zırhlı araçların ateş gücünü ciddi ölçüde düşürmüş ve hem yüksek kademedeki personel hem de sahadaki personel bundan şikayetçi olmuştu.
Yakın zamanda ABD, özellikle Rusya’nın eski ve yeni nesil ZMA’larındaki artan ateş gücü ve zırh miktarı karşısında ABD’ye ait zırhlıların risk altına girdiğini kabullenmişti. ABD’nin ana ZMA ve ZPT’leri olan Bradley ve Stryker’ların olası bir çatışmada rakiplerine göre zırh ve ateş gücü açısından oldukça geri olduğu ve çözüm üretilmesi gerektiğine dair ordu içerisindeki söylemler de artmıştı. ABD, çoğu 12.7 mm makineli tüfekle donatılmış olan Stryker’lara 25 mm top, 25 mm topa sahip Bradley’lere 50-57 mm top ve ek ATGM yuvaları yerleştirilmesi üzerine çalışmalara başlamıştı. Yeni nesil zırhlı muharebe aracının da muhtemelen 50-57 mm yüksek isabet ve hıza sahip toplarla donatılması planlanıyor.


Özellikle şehir savaşlarında dar sokaklarda veya dağlık bölgelerde kullanılırken zırhlıların namlularının yeterince yükseltilememesi ateş destek konusunda bir başka sıkıntıyı daha oluşturmaktaydı. Hem ana silahın hem de makineli tüfeğin rahatlıkla tepelerinden geçen hava araçlarına dahi rahatça ateş edebilecek şekilde yükseltilebilmesi hedefleniyor.
50-60 km civarında bir hıza sahip olması, tam savaş yükü ve dolu depoyla 400 km mesafe katedebilmesi ve artan ateş gücü ile zırha rağmen hareketlilikten ödün vermeyecek şekilde motorun ve yürüyen aksamın geliştirilmesi hedefleniyor.
Aracın gövdede bulunan en fazla 2, kimi zamanlar ise personelle idare edilebilmesi, gerektiğinde insansız olarak uzaktan komuta edilebilmesi ve her aracın hem insanlı hem de insansız savaş haline uyumlu olması planlanıyor. Taretin daha ufak olması ve aracın siluetinin daha düşük olması, termal izin ve motor sesinin de düşük olması böylelikle tespitin zorlaşması planlanıyor.


ABD son yıllarda Rusların kara ve hava araçlarında; Çin’in ise deniz araçlarında yaptığı atılımlardan rahatsızlık duyuyor ve iki rakibin farklı farklı alanlardan kendisini sıkıştırdığını hissediyor.
Pentagon’un da belirttiği şekilde Çin’in, mevcut olarak ABD Donanmasını geçmesi ve Pasifik’teki Tayvan-Japonya ilk savunma hattına oluşturduğu risk giderek artıyor.
Rusya ise hava, hava savunma, füze ve kara araçları konusunda son yıllarda atılım yapıp, bölgedeki müttefiklerinin askeri yayılımı sayesinde Avrupa ve Ortadoğudaki ABD nüfuzu üzerindeki baskıyı arttırıyor.
ABD içerisinde rakiplerinin atılımları konusunda ABD’nin gereken tepkiyi veremediği ve askeri planlama ko

nusunda yavaşlama yaşandığında dair tepkiler ve endişeler var. Özellikle yeni nesil donanma projelerinde yaşanan sorunlar, Soğuk Savaş sonrasının verdiği rehavetle kara konuşlu hava savunma konusuna verilen önemin azaltılması, 5. nesle odaklanırken Rusya’nın 6. nesle ilk geçen ülke olmak konusunda 5. nesli büyük oranda pas geçip 6. nesle odaklanarak ilerleme kaydederek Avrupa ve AB’yi 6. nesil için yarışa zorlaması Avangard hipersonik füze üretimi ile Pentagon’un hipersonik füzeler konusunda Rusya’nın avantaj yakaladığını belirtmesi, yeni nesil Rus zırhlılarına karşı 2030’a kadar cevap verecek yeni bir zırhlının bulunmaması, Çin ve Rusya’nın ABD’yi yeni bir uzay yarışına sürükleme çabası ABD’de hem ciddi çatlak seslerin ortaya çıkmasına hem de silahlanma yarışının arttırılmasına yönelik çabaların arttırılmasına dair düşüncelerin çoğalmasına yol açmaya başladı. Rusya’nın askeri, Çin’in ekonomik yayılmasındaki eş güdüm ve iki ülkenin eş zamanlı olarak askeri teknolojinin farklı alanlarında ABD’ye yetişmesi yahut belirgin şekilde geçmesi ABD’de yeni askeri planlamalar yapmayı zorunlu hale getirmeye başladı.


Projelerde yaşanan teknik ve mali sorunların yanı sıra özellikle 2010’lardan itibaren stratejik hedef belirleme konusunda başarılı olunamadığı ve rakiplerin projelerine karşı istenen yanıtın verilemediği düşüncesi Pentagon’da ve ordu içerisinde yeni çekincelerin oluşmasına neden oluyor.

Ordu içerisinde ve üst düzey diğer kurumlarda tehlikelere karşı yeni ve daha başarılı kararsızlıktan uzak sivil ve askeri stratejilerin oluşturulması yönünde düşünceler artmaya başladı ancak son 5 yıldaki çalışmalarda istenen verimin alınamadığı da sık sık dile getiriliyor.
ABD hassas askeri teknolojilerde, hali hazırda devasa bütçesinin de etkisiyle nicelik ve nitelik olarak en iyi konumdaki ordu konumunda ve şu an hem yılların birikimini hem de hali hazırda riskli hale gelen üstünlüğünün ekmeğini yiyor ancak yaşanan çeşitli teknik, idari ve mali sorunların rakiplerin artan ortak çabalarıyla birleşip uzun vadede ABD askeri yapısını yavaş yavaş geride bırakması ve bugünkü konumuna göre güçten düşmesinden endişe ediliyor.
ABD’li pek çok uzman önümüzdeki son 10-15 yılda alınacak kararlar, başarılı ve başarısız olacak projeler ile Rusya ve Çin’in hamlelerinin elde edeceği başarıların ABD askeri mekanizmasının uzun vadede üstünlüğü elinde tutup tutamayacağına ve sosyal sorunların dış askeri sorunlarla birleşebileceği Çin’in dünya liderliğini devralmak üzere belirgin bir şekilde ortaya çıkıp çıkmayacağı konusunda hassas bir dönem olarak görüyor.
Önümüzdeki 20 yıl dünya liderliğinde bir değişimin olup olmayacağı ve bir imparatorluğun ihtişamını korumaya devam mı edeceği yoksa eski dünyadan yeni rakipleri tarafından geriye itileceği bir süreç mi olacağı konusunda oldukça kritik bir dönemdir. Tarafların arasında yaşanabilecek belirgin bir askeri-ekonomik değişim yeni yerel çatışmaları hatta küresel olarak büyük devletleri askeri çatışma noktasına getirebilecek potansiyele sahiptir.

Rusya ve Çin farklı arazi koşulları ve farklı çatışma durumları için hafif ve ağır tank konseptleri de geliştirmeye ve uygulamaya başladı. ABD de buna uygun olarak yeni projeler geliştirmeye başladı. 2030 sonrası için 130-155 mm topa, ağır zırha sahip kırsal ve şehir muharebelerinde daha dayanıklı ve öldürücü sistemlere ihtiyaç duyulmaya başlanmış. EYP ve ATGM saldırılarının artan tehlikesi ve şehir savaşlarında güçlendirilmiş mevzilere, binalara yönelik saldırılarda doğrudan büyük hasar verebilmek için ihtiyacın arttığı ve aynı zamanda normal tanklara göre daha ağır zırha olan ihtiyacın da arttığı görülmüş. Hafif tankları da bu tanklara yardımcı olmak, kargo uçakları ile hızlıca nakletmek, zorlu arazilerde ve şehirlerde hızlı manevra gerektiren durumlarda kullanmak yönünde ihtiyaç artmış ve hafif hızlı fakat ateş gücü yüksek zırhlıların zaruret haline geldiği tespit edilmiş.
Dünyanın büyük devletleri hava gücüne yoğun şekilde önem verirken ve hava gücü ortadayken tanka gerek yok, kara gücünü desteklemek için İHA, jet vs yeter deyip kara gücünün her zaman ihtiyacı olan ağır ateş destek gücünü de geri plana atmıyor ve karada hakimiyetin sağlama alınabilmesi için daha fazla yatırım yapmaya devam ediyor.
Hem hava hem kara gücünde belirli bir dengenin olması, karada hakimiyet için sahada zırhlı ve ağır silahlı unsurlar her zaman için önemini korumaya devam edecektir.