Türkiye İdlib’te 14,400’e kadar Suriyeli muhalifi koruyup eğitiyor

İdlib’i yeniden ‘yeşil’ yapmak ve Suriyeli muhalifleri gelecekteki olası rejim, Rus ve İran saldırılarına karşı güçlendirmek adına Türkiye’nin stratejisi sahada uygulanmaya devam etmektedir.

Bu bağlamda Türkiye İdlib’te Suriyeli muhalifler ve özellikle Suriye Milli Ordusu (SMO) için yeni bir ‘eğit-donat’ programı başlatmıştır. Örneğin, SMO’nun 111. Tugayı olan Liva el Şimal grubunun İdlib’te 600 savaşçısı bulunmaktadır. Bunların 300’ü Türkiye’nin Batbu’daki üssünde eğitilirken, diğer 300’ü Kafr Nasah’daki üste eğitilmektedir.

Türkiye’nin İdlib’teki muhaliflerin kontrolündeki bölgelerde toplam 48 askeri üssü bulunmaktadır, fakat hepsinde bu tarz eğitim programların düzenlenip düzenlenmediği bilinmemektedir. Tüm üslerde eğitim sürecinin gerçekleşmesi durumunda toplamda 14,400 savaşçının eğitilmesi mümkündür.

Geçtiğimiz dönemde İdlib’e binlerce SMO savaşçısının gitmesine rağmen İdlib’in sivil hayatındaki görünürlükleri bulunmamaktadır ve bölge halen HTŞ tarafından domine edilmektedir. Bu durum Türkiye’nin HTŞ ile Türkiye destekli Suriyeli muhalifler arasında olası çatışmanın önüne geçme kararından dolayıdır. Nitekim Türkiye desteklediği muhaliflerin nispeten daha zayıf olduğu dönemde böyle bir çatışmaya mahal vermek istememektedir.

İdlib’teki çatışma sürecindeki fırsatı değerlendiren Türkiye, İdlib bölgesine büyük oranda SMO savaşçısını nakletmiş ve bu güçlerden eğitimli ve görünüşe göre doğrudan Türkiye’nin kontrolünde bir güç oluşturmak istiyor.

Türkiye bölgedeki üslerini güvenilir, düzenli ve eğitimli bir askeri yapı kurmak, İdlib’teki radikalleri dengelemek ve onları olası rejim saldırılarına karşı savaşmak için kullanmaktadır.

Türkiye’nin başlatmış olduğu ‘eğit-donat’ programı sadece SMO’daki ilk üç kolorduyu değil, SMO’ya bağlı Ulusal Özgürleştirme Cephesi (UÖC)’yi de kapsamaktadır.

Bu eğitim programı ile İdlib’te UÖC güçlendirmek ve UÖC daha düzenli bir yapıya dönüştürülmeyi hedeflendiği varsayılmaktadır. Nitekim UÖC’nin SMO’ya katılma ve tam manasıyla birleşme süreci Esed rejimin İdlib’e saldırması ile sekteye uğramıştı.

Eğitim programı diziplin eğitimi, fiziksel eksersiz, silah ve askeri eğitimi kapsamaktadır. Ayrıca SMO’daki Manevi Rehberlik ofisinin belirlediği SMO’daki prensipler gereğince, savaşçılara ideolojik eğitim verilmektedir.

TSK tarafından atılan bu adım Türkiye’nin İdlib’i fiili bir güvenli bölgeye dönüştürme adımları ile paralal görülmektedir. Bahar Kalkanı Harekatı’nda Esed rejimine karşı ‘hava sahası blokajı’ stratejisi uygulamıştı. İdlib’e sevk edilen MANPADS ve Atılgan hava savunma sistemleri ile rejim helikopterlerin İdlib üzerinden uçmaları engellenmişti. Rejimin SU-24 ve L-39 gibi diğer hava araçları ise Türk Hava Kuvvetleri tarafından Suriye hava sahasına geçmeden düşürülmüştü.

Buna ilaveten Türkiye, SİHA operasyolnarı ile rejimin kullandığı sekiz Rus hava savunma sistemini imha ederek rejimin hava savunma kapasitesini zayıflatmıştır.

Türkiye, 5 Mart’ta ilan edilen ateşkesten günümüze kadar İdlib’teki konumunu güçlendirmiş, yeni üsler kurmuş ve bölgeye yeni sevkiyatlar gerçekleştirmiştir. En önemlisi ise, Türkiye elinde hazır kullanılabilir en gelişmiş hava savunma sistemi olan HAWK’ları da İdlib’e nakletmiştir. Böylelikle Türkiye’nin ‘hava sahası blokajı’ strateji alçak irtifa ve orta irtifayı kapsamıştır. Ancak yüksek irtifa uçuşları için halen Türk F-16 savaş uçakları gerekmektedir.

Ömer Özkizilcik


Kaynak: Suriye Gündemi, Sorumluluk kaynağa aittir