Ana Sayfa HABER MERKEZİ 14 Ekim 2018 16 Görüntüleme

Trump: Ana hedefimiz Çin yayılmacılığını engellemek

Endonezya: Nusa Dua/Şarku’l Avsat

ABD Başkanı Donald Trump, her alanda Çin karşıtı kampanya başlatırken bu durum ülke tarihinde ilk kez gerçekleşti. Ancak bu kampanyaların sonuçları belirsiz durumda. Donald Trump’ın Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton, Trump’ın Çin (Trump tarafından ana hedef olarak belirlenen ülke) konusunda takip ettiği politikanın Çin’i endişelendirdiği belirterek, “Daha önceden bu şekilde sert bir duruş sergileyen bir başkan görmediler. Çin’in ticari, askeri, siyasi ve diğer tüm alanlardaki politikalarını gözden geçirmesi gerektiğini düşünüyorum” dedi.

Açıklamalarını sürdüren Bolton, “Önümüzdeki ay Arjantin’deki G-20 Zirvesi’nde neler olabileceğini göreceğiz. Çin Devlet Başkanı Şi Cinping zirvede bazı konularda açık bir şekilde konuşmaya hazır” ifadelerini kullandı.

ABD Hazine Bakanı Steven Mnuchin, konuya ilişkin yorumda bulunarak, “Söz konusu görüşme hususunda henüz bir karar alınıp alınmadığını bilmiyorum. Bu teşvik ettiğim ve tartıştığım bir konu (…) ancak aynı zamanda herhangi bir ön şart yok. Donald Trump bu konuda karar verecek” ifadelerini kullandı.

Bakan Mnuchin, Cuma günü yaptığı açıklamanın devamında, Trump’ın G-20 Zirvesi’nde olumlu bir eğilimin görülmesi halinde Şi Cinping ile görüşebileceğini ancak Çin ile ticari görüşmelerinin yeniden başlatılması için Pekin’in kendi ekonomisi konusunda yapısal reformlar yapması gerektiğini belirtti.

Trump’ın Çin karşısındaki duruşunu daha da şiddetlendireceğini söyleyen Bolton, Cuma günü bir radyo kanalına verdiği röportajda, Trump’ın, ABD’den gerektiği gibi tepki verilmediği bir ortamda Çin’in uluslararası sistemi uzun bir süre istismar ettiğini belirttiğini ifade etti. Bolton “Bunu yapma zamanı geldi” dedi.

Dış İlişkiler Enstitüsü’nde araştırmacı olan Elizabeth Economy, Fransız Haber Ajansı’na (AFP) yaptığı açıklamada, “Çin daha önce bu kadar açık bir saldırıyla karşı karşıya kalmamıştı” diyerek, Çin’e her alanda direkt olarak saldırıldığına dikkat çekti. Elizabeth, söz konusu politikanın yeni olduğuna çünkü Washington’ın, ABD ve Avrupa devletlerinin karşı karşıya olduğu Çin kaynaklı tüm tehditleri açık bir şekilde masaya koyduğunu belirtti.

Brookings Enstitüsü’nde uzman ve eski ABD Başkanı Barack Obama yönetiminde bir yetkili olan Ryan Hass, Cumhuriyetçi ABD yönetiminin önceki yönetimlerden farklı bir yol izlemeyi seçtiğini ve diplomatik alanda açık bir şekilde baskı yapma yolunu takip ettiğini söyledi. ABD Hazine Bakanı Steven Mnuchin, bu yıl Endonezya’nın Bali kentinde düzenlenen Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Bankası’nın senelik toplantısının aralarında yapılan basın toplantısında, açıklamalarda bulunarak, “Çin konusundaki hedefimiz gayet açık. Çin ile daha dengeli ticari ilişkilere sahip olmak istiyoruz” dedi.

IMF, bu hafta uyarıda bulunarak dünyanın en büyük iki ekonomik gücü arasındaki artan ticaret savaşının dünya ekonomisinin gelişimine etki edeceğini söylemiş, 2018 ve 2019 yıllarındaki gelişimin az olacağı tahmininde bulunmuştu. Ancak ABD Hazine Bakanı Steven Mnuchin, söz konusu uyarının Çin’in bazı meselelerin çözümü konusunda kendileri ile hareket etmelerine yönelik bir teşvik olması gerektiğini söyledi. Mnuchin, “Hedefimiz ihracatımızı artırmak ve şirketlerimizin ABD’de yürürlükte olanlara benzer şartlara sahip işleri alabilmesi için daha dengeli ilişkilere sahip olmak” dedi. Açıklamalarını sürdüren Mnuchin, “Bu konuda bir anlaşmaya vardığımız vakit şartlar ABD’li şirketler; ABD’li, Avrupalı, Japon ve diğer tüm müttefiklerimizin çalışanlarının yanı sıra Çin için de iyi olacak.

Trump ve Şi Cinping, takip ettikleri politikalardan geri adım atmayacaklarını söylerken Trump, ABD’nin Çin’e karşı başlattığı ticaret savaşını, Pekin’in ‘dürüst olmayan’ ticaret politikası değiştirme hedefiyle yaptığını belirtiyor. Çin yönetimi ise baskı altında müzakere yapmayacağını söylüyor.

ABD’nin Çin’e yönelttiği eleştirilerde, Pekin’in Kongre seçimlerinden önce Trump’ı zayıflatmak ve Güney Çin denizinde umursamaz askeri hareketler yapması yer alıyor.

John Bolton, Çin’in Güney Çin denizindeki hareketlerini tehlikeli olarak niteledi. Öyle ki geçtiğimiz ay ABD’ye ait bir savaş gemisi az kalsın Çin’e ait bir savaş gemisi ile çarpışıyordu. Bolton, ABD’nin uluslararası deniz yolların açık olarak kalmasını istediğini belirterek, “Bu konuda daha çok şey yapacağız” dedi.

Bu söz savaşının yanında da birçok fiilli gelişmeler yaşanıyor. Trump, Çin’e karşı bir ticaret savaşı başlatırken, Çin’in nükleer teknoloji transferini zorlaştıracak birçok önlem alma tehdidinde bulunmuş ve bununla söz konusu nükleer teknolojinin askeri hedefler için kullanılmasını engellemek istemişti. ABD, Richard Nixon’ın 1972 yılında başlattığı, ABD-Çin yakınlaşmasından bu yana ekonomik bir açılmanın diplomatik bir açılmaya götüreceği ümidiyle aradaki diyalog yolunun açık tutulmasını istiyor. Ancak şu anki ABD yönetiminde güç kullanılması fikri daha ağır basıyor.

Güney Çin denizinde anlaşmazlıklara ek olarak Çin, endişeleri artıran iki plana daha sahip. Bunlardan biri Asya devini dünyanın geri kalanına bağlamak için altyapı inşa edilmesi içeren ‘yeni İpek yolu’ projesi diğeri de Çin’i teknoloji de lider haline getirmeye yönelik, ‘Made in China 2025’ projesi. AFP’ye açıklamalarda bulunan üniversite hocası Hua Bo, “ABD, Dünya liderliği hususunda Çin’in kendisi ile yarışa girmesinden korkuyor. Bu iki ekonomi devi arasındaki rekabet uluslararası ilişkileri on yıllarca geriye götürecek” dedi.

Kaynak: Şark-ul Evsat

Gereksizse Sil

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Tema Tasarım | sancakweb.com