Tevhid’in Nuru ve Küfrün Karanlığı:

İslam toplumun pis şeylerden, haramdan ve şirkten uzak durmasını; temiz, helal ve tevhid üzere yetiştirilmesini hedefler. Beşeri sistemler dediğimiz “Tağuti düzenler” ise nerede, ne zaman ne yapacakları belli olmaz, bu gün “Ak” dediklerine yarın “Kara” derler. Çünkü bu sistemler insanların heva ve hevesine göre şekillenen sürekli değişen kuralı ve sınırı olmayan bir hevadan ibarettir.
Mukayese için bir örnek verirsek;

İslam zinanın her çeşidini yasaklamış ve bu kötü fiili önlemek için birçok tedbir almıştır. Evvela evliliği teşvik etmiş ve evlilik dışı her türlü ilişkiyi yasaklamıştır. Sonra evlenmenin kolaylaştırılması için tavsiyelerde bulunup tedbir almıştır. Kız babalarına dininden ve ahlakından razı olduğunuz biri geldiğinde kızlarınızı bir an önce ve kolaylıkla evlendirilmelerini istemiştir. Harama bakmamayı öğretmiştir. Şehveti kontrol altında tutabilmek için oruç tutulmasını tavsiye etmiştir. İnsanların şehevi arzularını harekete geçirecek resim, video ve film gibi müstehcen şeyleri yasaklamıştır. Kadınları açık seçik bir tarzda sokağa salmayarak tesettürü emretmiştir. Kadının yürüyüşüne, sesine, kokusuna ve makyajına ayrı ayrı hüküm ve sınırlama koyarak erkekleri tahrik etmenin yolunu kapatmıştır. Böylece hem kadın hem de erkek korunmuştur.

Tüm bu tedbirlere rağmen başkasının namusuna ve şerefine dokunan zinakâra cezai müeyyide olarak Allah ve resulünün emrettiği bekârlar için: 100 değnek, hapis ve sürgün cezası verilmiş; evliler için: Recim yoluyla öldürülme cezası vererek zinakârların toplumu ifsat etmesini önlemiştir.

Evli erkek veya kadın zina etmesi halinde İslam mahkemesi kararıyla taşlanarak öldürülmesine recim denir. İslam’da zina büyük günahlardan olup ırz, namus ve neseplere yönelik olduğu için cezası da hadlerin en şiddetlisidir. Zinanın cezası fiili işleyenin evli veya bekâr oluşuna, İslami emir ve yasaklarla yükümlü bulunup bulunmamasına göre değişik cezalar verilir. Bu cezalar adaletli, caydırıcı ve ıslah edici mahiyettedir.

Tağuti düzenler ne yapıyor, bir de ona bakalım!

Bu düzenlerde kimseye ahlak, namus ve kıskanma gibi ahlaki ve erdemli şeyler öğretilmez ve anlatılmaz. Zina arkadaşının ismi kız/erkek arkadaş, başkasının kadını-kızı, manita; zinanın ismi ise aşk denilerek ahlaksızlık ve fuhşiyat toplumda şirin gösterilip teşvik edilir. Evlilik olabildiğince zorlaştırılır, bu toplumun dayattığı şartlara göre evlenebilirsen evlen. Kadınlar olabildiğince açılmaları teşvik edilir. Kadın ne kadar açılıp soyunursa o kadar özgür ve çağdaş olur algısıyla anlayışlar kirletilir. Kadın soyunup, süslenip ve boyanıp sokağa salınarak insanların şehevi arzuları tahrik edilir. Sokaklarda, reklam panolarında ve medyada… Kadın olabildiğince soyularak çıplaklık özendirilip ahlaksızlık yaygınlaştırılır. Her türlü ahlaksızlık, fuhuş ve haram güzel gösterilip teşvik edilir. Bütün bu şeyler hak ve özgürlük olarak sunulur.
Tüm bunlarla toplumun ahlakını ve fıtratını bozan “Tağut” ve artan ahlaksızlık, tecavüz, boşanma, kadın cinayeti… Vs. Önüne geçmek için uyduruk yasalar ve cezalar belirleyerek kendi ekip büyüttüğü necaseti temizlemeye çalışır. Verilen hüküm ise ceza mı, ödül mü, zulüm mü, adalet mi, ıslah mı, ifsat mı? Belli olmaz.

İnsanların heva ve heveslerine göre belirlenen bu yasaların işe yaramadığı anlaşılınca bu defa başka bir düşünce, başka bir rüzgâr, başka bir heva ve heves ilah edinilerek yeni kanunlar uydurulur. Yeni başkan, yeni hükümet, yeni düzenleme, yeni af, yeni amir, yeni memur… Derken senaryo sil baştan yeniden oynanır. Toplum bir batıldan başka bir batıla yönlendirilerek bir süre daha avutulur ve aldatılır. lemlerin Rabbi olan Allah’ın hükümleri bırakılıp aciz ve zavallı insanlar hüküm koyarsa ıslah değil ifsad olur, adalet değil zulüm olur. Kısaca şeriatın dışındaki her şey batıldır, zulümdür, ifsattır ve cehenneme götürür.
Oysa yaratan yarattığını bilmez mi? Onun neye ihtiyacı olduğunu, nasıl yönetileceğini, nasıl terbiye edileceğini ve nasıl ıslah edileceğini bilmez mi? O âlemlerin Rabbi olan Allah’tır, ondan daha güzel hüküm veren kim olabilir?

Peki, bu zalimler, Kur’an’ın rehberliğinden uzak kalındığı zaman insanlığın başına neler geleceğini bilmiyorlar mı? Elbette birçoğu biliyor ancak kibir, taassup, makam ve menfaatler bu zalimlerin hakkı kabul edip bu uğurda mücadele etmelerine engel olmaktadır.

Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır:

“Yoksa onlar, cahiliye hükümlerini mi istiyorlar? Hâlbuki yürekten inanan bir toplum için Allah’tan daha iyi kim hüküm verebilir?” (Maide Suresi 50)

Hakkı bırakıp batıla kul olan bu zalimlerin sudan bahaneler uydurarak helal olan şeyleri nasıl zorlaştırdıklarını, buna mukabil haram ve küfrü nasıl teşvik ettiklerini bir bilsen!

Müsennif VELİOĞLU