Taaddud-i Zevcat

Asrımızda incelenmesi gereken önemli konulardan birisi de İslam’a göre çok eşlilik (teaddud-i zevcat) konusudur. İnsanların bu konuda fazla bilgileri olmadığı için her konuda olduğu gibi bu konuda da ileri-geri konuşup durmaktalar. Öyle ki yaşamakta oldukları toplumların örf ve âdetleri inançlarının önüne geçmiş, artık bazı şeyleri geçersiz sebeplerle reddeder hale gelmişlerdir. Bu konudaki ayet ve hadisleri doğrudan reddetmedikleri halde ya tevil ederek ya da asr-ı saadet dönemine hasrederek değişik bir yol tutmuşlar ve kendilerince bir çıkış yolu bulmaya çalışmışlardır. Oysa bu konudaki ayet ve hadisler çok açık ve nettir. Bu konuda onların ileri sürdükleri delillerin hiçbir kıymeti harbiyesi yoktur. Kalplerine iman girenler bu konuda ancak “… İşittik ve itaat ettik derler” (Nur Suresi: 51) demeliler.

Asrımızda tepkilere neden olan ve hatta muhafazakâr sayılan kimseler tarafından dahi öcü gibi görülen ancak gerçek müminlerin hiç şüphesiz iman ettikleri bu konuyu biz, Kur’an ve Sünnet ışığında işleyerek Hakk’ın beyan edilmesi konusunda kınayıcının kınamasından korkmadan açıklayacağız. Gerçekten bidatler sünnet, sünnetlerin bidat gibi algılandığı asrımız insanlarının idraklerine bunu sunmak hiç de kolay bir şey değildir. Yine de biz bu konuda Hakkı beyan etmekte kararlı ve azimliyiz.

Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır:
“… Sizin hoşlanmadığınız bir şey aslında sizin için hayırlı olabilir, hoşunuza giden bir şey de sizin için kötü sonuçlar doğurabilir. Neyin faydalı, neyin zararlı olduğunu en iyi Allah bilir, siz bilemezsiniz.” (Bakara Suresi: 216)

Naklettiğimiz bu ayeti kerimeden kısaca anladığımız kadarıyla Allah’ın bazı emir ve yasakları Müslüman erkek veya kadınların hoşuna gitmeyebilir. Başka bir deyişle bu emir ve yasakları bizler aleyhimize gibi de algılayabiliriz. Ancak Allah iman eden kullarının aleyhine bir şey istemez.

İslami hükümler içerisinde, Müslüman hanımların hoşuna gitmeyen konulardan birisi de bir erkeğin dörde kadar evlenebilme izninin olmasıdır. Müslüman hanımlar Allah’ın Müslüman erkeklere meşru kılmış olduğu bu hükmü kolay kolay kabullenmezler hatta bazen ayet ve sahih hadislerde açık ve net bir şekilde beyan edilmesine rağmen bu helali inkâr etmek suretiyle tehlikeli yollara bile başvurdukları görülebilir. Toplumun diğer fertleri de bu konuda gayri İslami kesimlerin propagandasıyla adeta Allah’ın bu helalini iptal ve inkâr etmek, İslam dışı bir fiil olarak göstermek için çalışmaktadırlar.

Özellikle saptırıcı din adamları bu konuda hakkı gizleyerek dini tahrif etmekteler. Elbette Allah hakkı gizleyen yalancıları sevmez. Batının kültür emperyalizmine karşı bir şey yapamayan toplumumuzda bu propagandalar karşısında Allah’ın haklarından bir hakkı inkâr edecek duruma gelerek kendi kimliklerinden uzaklaşmaya başlamışlardır. İşte böyle çetrefilli bir asırda yaşayan Müslüman toplumlar için artık Kur’an ve sünnetin önemi gittikçe küçülmekte batı toplumlarının yaşayış tarzları hâkim olmakta ve dinî olan şeyler gözlerinde gittikçe değerlerini kaybetmektedir.

Muasırımızda aynı şekilde Müslüman erkeklerin de İslami hükümlerden hoşlarına gitmeyen emirlerden biri ise; Allah yolunda cihattır. Nasıl ki, Müslüman erkeklerin Allah yolunda cihadı terk etmeleri sebebiyle İslam toplumlarını zillet ve meskenet içerisinde bırakacak mefsedete kapı açmışsa, yine insanlık, Allah’ın helal kıldığı fert ve toplum için birçok faydası olan çok eşli evliliğin terk edilmesi hatta yasak edilmesiyle de toplumlarda zina ve fuhşun artmasına kapı aralanmıştır. Şimdi sıkma başörtüsü ve dar pantolon giyerek örtündüğünü zanneden giyinik çıplaklar gizli gizli parklarda, bahçelerde buluşarak bu kapıdan içeri sızmakta ve ümmet büyük bir fesada uğramaktadır. Oysa Allah’ın helal kıldığı çok eşli evlilik başta kadınlar olmak üzere erkekler için Allah’ın rahmetinden başka bir şey değildir.

Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır;
“… Sizin hoşlanmadığınız bir şey aslında sizin için hayırlı olabilir, hoşunuza giden bir şey de sizin için kötü sonuçlar doğurabilir. Neyin faydalı, neyin zararlı olduğunu en iyi Allah bilir, siz bilemezsiniz.” (Bakara Suresi, 216)

Enes’den radıyallahu anh’dan rivayet edildiğine göre kadınlar Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’e gelerek şöyle bir şikâyette bulunurlar:

“Bütün sevapları erkekler kazanıyor: Savaşa gidiyorlar ve Allah yolunda büyük ameller işliyorlar. Savaşa gidenlerin sevabını kazanmak için bizim ne yapmamız lazım? “
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şu cevabı verdi: “Sizin aranızda evinde oturan, savaşa giden kadar sevap kazanır.” (Bezzar rivayet etmiştir.)

Savaşa giden kimse, ancak, evinde her şeyin yolunda olduğundan, karısının eve ve çocuklara baktığından ve karısının, yokluğunda kendisini aldatmasının imkânsız olduğundan emin olursa huzur içinde savaşabilir. Savaşa giden kocasına bu emniyet ve huzuru veren kadın, evde oturduğu halde cihad etmiş sayılır.

Yani bu din insanın yaratılış fıtratına uygun görev ve yetkiler vermiştir. Buna verilecek birçok örnek vardır.

Müsennif VELİOĞLU