Selanik Kuşatması (1422-1430)

Bizans’tan Venediklilerin eline geçmiş bulunan Selanik, Osmanlı kuvvetleri tarafından fethedildi.

Sultan II. Murad (S. Fatih’in babası) zamanında, 1430 senesinde kesin olarak Osmanlıların hakimiyeti altına giren Selanik, daha önceki tarihlerde de birkaç kez el değiştirdi.

1430’dan 1912’ye kadar kesintisiz tam tamına 482 sene Osmanlı’nın idaresi altında kalan Selanik şehri, Birinci Balkan Savaşının ardından elden çıkmış oldu.

Bazı yönleriyle İstanbul’a benzeyen, tarihî ve stratejik bakımdan büyük öneme sahip olan Selanik, demografik dokusu itibariyle de daima dikkat çekici bir şehir olmuştur.

Burası 1912’den bu yana Yunanlıların elinde bulunuyor.

Yıldırım Bâyezid Han zamanında fethedilen, fakat fetret devrinde Bizanslılar tarafından geri alınan Selânik’i satın alan Venediklilerle anlaşma imzalanmak için elçiler gelmişti. Sultan Murad Han, Venedikli heyetine:

-” Selanik babamdan kalma mülkümdür. Büyük babam Bâyezid Han bileğinin kuvvetiyle burasını Rumlar’dan aldı. Eğer Bizans’ın elinde kalsaydı burasını savaşarak da olsa geri alırdım. Fakat siz burası için savaşmadınız. Kendi arzunuzla aradan çekiliniz, yoksa hemen ordumla geliyorum ” cevabını verdi.
Bu suretle elçiler geri döndüler. Yine, huzurunda bulunan Bizans elçilerine de:
-” Latinlerin Selanik şehrini terketmemeleri halinde, bunu bildiğim gibi halledeceğime emin olabilirsiniz” diyerek, Selânik’i satmadaki ihanetlerini ifade etti.
1427’de Sırbistan Kralı Stefan Lazaroviç’in ölmesi üzerine, Corc Brankoviç onun yerine geçmişti. Brankoviç, Osmanlı dostu olan Lazaroviç’in siyasetini değiştirerek, gerektiğinde Osmanlılara karşı kendisini müdafaa etmek ve Türk taarruzlarını kuzeye yani Macaristan’a geçirmemek için Alman İmparatoru ve Macaristan Kralı Sigismund’a kendi topraklarından bazı mühim yerler verdi.
Sırbistan işlerinin hallolmasından kısa bir süre sonra da Aradolu’daki birliği tamamlayan Murad Han, Venediklilerden Selânik’i almak için hazırlıklara başladı.
Venedikliler alelacele mevcut durumun muhafazası için İmparatora müracaat edip onun tavassutunu rica etti. Ancak Osmanlı pâdişâhını Selânık’i alma kararından döndüremediler. Nitekim Murad Han, imparatora ait olsa idi orasını hiçbir vakit zaptetmek istemiyeceğini, fakat Venediklilerin Bizans’ın arazisiyle kendi arasına yerleşmesine de müsâade etmeyeceğini bildirdi.
1430 yılı Şubat ayında hazırlıklarını bitirip büyük bir kuvvetle Selanik seferini başlatan Sultan Murad Han, Mart ayı başlarında kaleyi kuşattı.
Kuşatmaya karşı Venedikliler bütün güçleriyle kaleyi savunmaya çalıştılar. Israrla hücumlarını sürdüren Sultan Murad Han’ın da ön saflarda katıldığı 29 Mart günü yapılan umûmi hücumda merdivenlerle surlara çıkıldı ve kale kapıları açılarak Selanik tekrar ele geçirildi.
Selânik’in fethinden sonra şehri yeniden iskân etmeye başlayan Sultan Murad Han, fidyelerini ödeyen esirlerin şehirdeki evlerinde oturmalarına müsade edip, Vardar Yenicesi’nden getirttiği bir kısım Türk halkını da şehre yerleştirdi.
Yapılan imâr çalışmaları sonunda, Selanik, çok geçmeden bir Türk-İslâm şehri haline geldi. Selanik Şehri devletin yıkılışına kadar elden çıkmadan Osmanlı idaresinde kaldı.
Venedikliler Selânik’in düşmesi üzerine Epir sahillerinde bulunan donanmalarını Gelibolu üzerine gönderip, Boğazlarda Osmanlıların her türlü ticari ve askeri geçişlerini kesmeye yönelik faaliyetlere giriştilerse de netice alamadılar.
Venedikliler Osmanlı donanması karşısında bozguna uğrayıp geri çekildiler. Bunun üzerine 1430 Temmuz’unda Anadolu beylerbeyi Hamza Bey’le bir anlaşma yapmak zorunda kaldılar.
Bu anlaşmaya göre Selanik üzerindeki Osmanlı hâkimiyetini tanıdıkları gibi, Arnavutluk’ta ellerinde bulunan şehirlerle Mora’daki Lepanto (İnebahtı) için haraç vermeyi de kabul ettiler.