Ruslar’ın korkulu rüyası komutan Hattap

1969 yılında Arap Körfezi’nde doğan Ömer (Komutan) Hattab, zengin bir aileye mensuptu. Çocukluğunda, ileride Rus askerlerin kalplerine korku salacağını belli edercesine cesur ve kuvvetli olan Komutan Hattab, 1987 yılında Afganistan’da Müslümanları katleden Rusya karşısında savaşmak üzere Afganistan’a hicret etti.

Yiğit Komutanı Afganistan’da yanında bulunanlar şöyle anlatıyor: ”Celalabat eğitim kampı hemen her gün gelip gidenlerle dolup taşıyordu. Hattab’ı ilk defa orada gördüm. Henüz 16-17 yaşlarında, sakalları çıkmamış ve uzun saçlı bir delikanlıydı. İlk yaptığı şey ise komutanlara gelip kendisini cepheye göndermeleri için yalvarmak oldu. Komutanlar müsaade etmediler. Gittim ve kendisini tebrik ettim. Hattab’la böylece tanışmış oldum.”

Eğitimini tamamlayan Hattab, cephede geçen 6 yılda sadece 20. yüzyılın değil, tarihin gördüğü en cesur komutanlardan biri olduğunu ispatladı. Sadece Rus kâfirlerin kalplerine saldığı korku ile yetinmeyen Hattab, yaralandığında yarasını gizlemesi ile ün salmış ve şehâdet ile şereflenecek hayatını Allah (Azze ve Celle) yolunda sattığını herkese ispatlamıştı adeta.

Komutan Hattab, Ruslara Kafkas dağlarını dar edeceği Çeçenistan’a gitme kararını nasıl verdiğini ise şu cümlelerle anlatıyor: ”Üzerinde ‘La İlahe İllallah’ yazılı saç bantları takan ve tekbir getiren Çeçenleri gördüğüm zaman Çeçenistan’da bir cihad olduğuna ve oraya gitmem gerektiğine karar verdim.”

8 arkadaşı ile Çeçenistan’a geçen Hattab, mücadelesine burada devam etti. Hattab’ın da Çeçenistan’a geçmesi ile birlikte Rusya, Afganistan’da 10 yılda verdiği kaybı Çeçenistan’da 4 yılda verecekti…

Hattab, Rus askerlerin korkulu rüyası olmuş, onlara karşı bizzat pusu ve baskınlar düzenlemişti Çeçenistan’da…

Bir arkadaşı onun 12 mm’lik bir silahla yaralanmasını şöyle anlatıyor: (12 mm’lik bir silah ‘zırh delici’ olarak tanımlanmaktadır ve insana isabet ettiğinde kıyma haline getirebilir.) ”Operasyon sırasında biz cephe gerisinde evde idik. Akşam olmuştu ve savaş devam ediyordu. O, birden oradan içeri girdi ve bir şey olmamış gibi davranmaya çalışıyordu. Yavaşça yürüyerek bize doğru geldi ve yanımıza oturdu. Herhangi bir acı ifadesi göstermiyordu ama bir şeylerin yanlış gittiğini anlamıştık. Yaralanıp yaralanmadığını sorduk. ‘Ufak bir sıyrık, önemli bir şey yok!’ dedi. Bir kardeş yarasında baktı. Hattab’ın yarası şiddetli bir şekilde yarıyordu, elbisesi tamamen kana bulanmıştı. Hemen bir araç çağırarak onu bir an önce en yakın hastaneye ulaştırmak için harekete geçtiğimizde halen bunun hafif bir yara olduğunu, önemli bir durumun olmadığını söylüyordu.”

Aynı yiğit Komutan, Tacikistan’da ise iki parmağını kaybetmesine rağmen tedavi olmayı reddetmiş ve Muhammed’in (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sünneti üzere yarasını bal ile sararak tedavi etmişti.

Çeçenistan’da Rus askerlere karşı sayısız pusu ve operasyon düzenleyen Komutan Hattab ve arkadaşlarının bir operasyonu Rus kaynaklarında şöyle geçiyor: ”26’sı rütbeli toplam 223 Rus askeri öldürülmüş ve bütün askeri araçlar bertaraf edilmiş. Bu operasyon sonucunda 3 Rus görevden alınmış ve yaklaşık iki ay sonra düzenlenen başka bir operasyonda AT-3 Rus helikopteri düşürülmüş…”

Bunun gibi birçok operasyonda yer alan ve ellerini kaybeden Komutan Hattab’ı, bacağını kaybeden Basayev’i, oğlunu Rus Çarına esir veren Şeyh Şamil’i… bu yiğitleri anlatmaya mürekkepler yetmez ki bu sayfa yeterli kalsın… Onlar ki en etkili mürekkep ile yazdılar kendi tarihlerini: Kanları ile..!

Hattab’ı savaş meydanlarında öldüremeyen ve başa çıkamayan Rus askerleri, bu yiğidi, 19 Mart 2002 günü zehirleyerek şehid (inşaallah) ettiler.

Yiğit Komutan Hattab, mücadele ile geçirdiği kısa ömrünü, tıpkı Şamil Basayev, Şeyh Şamil, Hamzat Gelayev, Said Busyatski, Aslan Mashadov ve daha nice Çeçen dağlarının aslanları gibi şehadetle süsledi.

Kaynak:yeni akit