Pakistan Talibanı dosyası

Pakistan Talibanı, Asya merkezli cihat yanlısı gruplar arasında en çok gündeme gelenler arasında yer alıyor.

Tahrik-i Taliban Pakistan (TTP), Türkçesiyle ‘Pakistan Taliban Hareketi’, bilinen adıyla ise Pakistan Talibanı… Asya merkezli cihat yanlısı gruplar arasında en çok gündeme gelenlerden, buna rağmen geçmişi ve bugünü en az bilinen yapılardan biri.

Afganistan'daki savaşın bir uzantısı ve Pakistan'daki siyasi-sosyolojik-dini yapının bir yansıması olarak büyüyen ve gelişen Pakistan Talibanı, oldukça kompleks bir savaşın en önemli parçalarından biriydi.

Pakistan ile Afganistan'ın sınırında, Federal Olarak Yönetilen Kabile Bölgeleri'nde (İngilizcede yaygın olarak bilinen kısaltmasıyla FATA) yaşayan Peştun kuşağını içerisine alan Pakistan Talibanı, Pakistan ve ABD'nin 2014 yılında ortaklara gerçekleştirdiği geniş kapsamlı askeri harekatlarıyla dağılmaya yüz tuttu. Günümüzde Pakistan'da ciddi bir etkinlik gösteremiyor olsa da Pakistan Talibanı, farklı şekil ve vesilelerde aktivitesini koruyor. Aynı zamanda özellikle 2020 yılıyla beraber ciddi bir yeniden yapılanma hamlesine adım atmış bulunuyor.

kabilehalki.jpg

Kabile Bölgeleri'nde yaşayan halk

Kabile Bölgeleri ve Peştun Kuşağı

Pakistan Talibanı'nı ve bölgedeki savaşı anlamak için öncelikle geçmişe, Peştun Kuşağı'nın tarihine gitmek gerekir. Modern dönemde, özellikle İngiltere ile Rusya arasında tüm Orta ve Doğu Asya'yı içine alan, merkezinde ise Afganistan'ın stratejik rol oynadığı "Büyük Oyun" sürecinde, kabile bölgelerinin önemi belirginleşmeye başlamıştır.

İngiliz İmparatorluğu'nun Afganistan'da yaptığı üç büyük savaş (1839-1842, 1878-1880 ve 1919) süresince kabile bölgeleri ile Belucistan hattı, İngilizlere karşı yürütülen kapsamlı gerilla harplerine şahit olmuştur. Afganistan içlerine kadar ilerlemelerine rağmen İngiliz orduları söz konusu coğrafyada ciddi zorluk yaşamıştır. Buna ek olarak, özellikle günümüzde Pakistan sınırları içerisinde kalan bölgelerde yaşayan kabilelerin varlığı büyük bir engel teşkil etmiştir. Hint-İngiliz ordusu, bölgede aşiretler ve dini liderler öncülüğünde organize olan Peştun gerillalara karşı ağır kayıplar yaşamıştır. Bu bakımdan gerek Peştun Kuşağı aşiretleri, gerekse buradaki yaşam, bir savaş kültürünü iyiden iyiye benimsemeye başlamıştır.

1893 yılında, dönemin İngiliz idaresindeki Hindistan ile Afganistan'ı ayıran Durand Hattı'nın şekillendirilmesi ve 1919'da bu hattın nihai halini almasıyla, Kabile Bölgeleri Afganistan'dan koparılmıştır. Ancak dağlık olan bu bölgeyi, kültürel ve siyasi kodları tamamıyla Afganistan'a entegre durumda olduğundan, Afganistan'dan koparmak harita üzerinde olduğu kadar kolay olmamıştır.

durand.jpg

Durand Hattı (kırmızı) ve Peştun nüfus (yeşil)

Günümüzde halen bölgede devam etmekte olan krizin bir diğer sebebi de, bölge halkını sosyolojik çıkmazlara gebe olacak şekilde ayıran suni sınırlar olmuştur. Aşağıdaki haritada da görüleceği üzere, tarihi olarak bir arada bulunan Peştun-Beluç ortak kuşağı, tam ortasından ikiye ayrılmış, böylece hem bölgesel siyasi birlik imkansızlaştırılmış, hem de Afganistan'ın Orta Asya'yı Hint Okyanusu'na bağlayan uzantısı kontrol altında kalmıştır.

İngiltere 1947'de bölgeden çekilene kadar yer yer savaş ve çatışmalar devam etmiştir. Bu dönemde teşkil edilen Kuzeybatı Serhat Eyaleti beş ilçeden (Bannu, Dera İsmail Han, Hazara, Kohat ve Peşaver) ve beş kabile bölgesinden (Dir-Svat-Çitral, Hayber, Kurram, Kuzey Veziristan ve Güney Veziristan) müteşekkildir. İngilizler bölgeden çekildiğinde, yeni kurulan Pakistan devletine katılan bu bölgelerde, özellikle Peştun Kuşağı'nda otonom bir anlayış hüküm sürmüş, Peştun kabilelere kısmı bir özerklik tanınmıştır.

Bu dönemde öne çıkan bir isim, İpi'li Fakir olarak bilinen (Hacı Mirza Ali Han) dini ve siyasi liderdir. Öncelikle 1936 yılında bölgede İngilizlere karşı "cihad" ilan eden bu isim, başarılı bir gerilla harbi yürütmüş, Peştun kuşağını çevresinde toplamayı başarmıştır. Bölgede bağımsız bir Peştunistan kurulması fikrinde olan bu hareket, Pakistan'a bağlanmayı reddederek Pakistan'a karşı da savaşı sürdürmüş, ancak bu hareket zamanla halk desteğini kaybederken, bölge Pakistan'a entegre olmuştur. Ancak Pakistan'ın, kontrol etmenin oldukça güç olduğu bölgedeki egemenliği sınırlı kalmıştır.

Bölgenin İdari Yapısı

Pakistan Talibanı'nın idari yapısını ele almadan önce, bölgedeki Peştunların savaşını yürüttüğü coğrafyayı tanımak gerekir.

Hareketin merkezi, Pakistan'da Peştunların ana vatanı olan iki bölgedir. Bu bölgeler, Pakistan'ın kuruluşundan 2018'e kadar iki ayrı eyalet statüsünde olan, ancak 2018'de alınan bir kararla birleştirilen FATA ve Hayber Pahtunhva eyaletleridir. Federal Olarak Yönetilen Kabile Bölgeleri (KB) ve Hayber Pahtunhva'yı (HP) birleştiren kararın amacı, genel olarak kabilelerin özerk yapısına son vermektir. İki bölgenin yüzde yüze yakını Sünni ekolden, yüzde 80'den fazlası Peştun etnik kökenindendir. Yaklaşık 101 bin kilometrekarelik alanda 35 milyonu aşkın insan yaşamaktadır. Bölge merkezi, Afganistan'da 1979'dan bu yana devam eden savaş için kritik öneme sahip olan Peşaver şehridir.

Hayber Pahtunhva ve Kabile Bölgeleri:

pkstnidari.jpg

Bannu Bölgesi (İlçe/Merkez)

Bannu/Bannu

Lakki Mervat/Lakki Mervat

Kuzey Veziristan/Miranşah

Dera İsmail Han Bölgesi (İlçe/Merkez)

Dera İsmail Han/Dera İsmail Han

Güney Veziristan/Vana

Tank/Tank

Hazara Bölgesi (İlçe/Merkez)

Abbotabad/Abbotabad

Battagram/Battagram

Haripur/Haripur

Aşağı Kohistan/Pattan

Mensehra/Mensehra

Torgar/Cudba

Yukarı Kohistan/Dasu

Kolai/Palas

Kohat Bölgesi (İlçe/Merkez)

Hangu/Hangu

Karak/Karak

Kohat/Kohat

Kurram/Paraçinar

Orakzay/Kalaya

Merdan Bölgesi (İlçe/Merkez)

Merdan/Merdan

Svabi/Svabi

Malakend Bölgesi (İlçe/Merkez)

Bacaur/Har

Buner/Daggar

Aşağı Çitral/Çitral

Yukarı Çitral/Boni

Malakend/Bathela

Aşağı Dir/Timergera

Şangla/Alpuri

Svat/Sayidu Şerif

Yukarı Dir/Dir

Peşaver Bölgesi (İlçe/Merkez)

Çarseda/Çarseda

Hayber/Landi Kotal

Momend/Galanay

Nuvşera/Nuvşera

Peşaver/Peşaver

Pakistan Talibanı'nın etkin olduğu dönemlerde KB'nin ilçeleri ise şunlardı: Bacaur, Momend, Orakzay, Kurram, Kuzey Veziristan ve Güney Veziristan.

KB'de yaşayan Peştunların mensup olduğu kabileler ve yaşadıkları bölgeler ise şu şekilde:

Afridi – Hayber, Dera Adem Hil ve Tirah

Şinvari – Hayber

Momend – Momend

Osman Hil – Bacaur

Tarkanri – Bacaur

Turi – Kurram

Bengaş – Kurram, Hangu ve Kohat

Çemkani – Kurram ve Peşaver

Zaymuht – Kurram

Orakzay – Orakzay ve Kurram

Mehsud – Güney Veziristan

Ahmedzay – Güney Veziristan

Osmanzay Vezir – Kuzey Veziristan

Davar – Kuzey Veziristan

Bittani – Tank

Pavinda – Dera İsmail Han

Şerani – Dera İsmail Han

Ustrana – Dera İsmail Han

Daha küçük çaplı kabileler ve belirtilen kabileler içerisindeki diğer ayrımlara yer verilmemiştir.

Afganistan'da Taliban devri biterken Pakistan'da yeni bir Taliban doğuyor

Pakistan'ın kabile bölgeleri, gerilla savaşına oldukça müsait bir coğrafyaya, sosyolojiye, etnik ve dini yapıya, ve de ciddi bir gerilla tarihine sahiptir. Adeta bir barut fıçısı görüntüsü arz eden bu atmosferi tutuşturacak etken, Afganistan'daki ABD işgaliyle Taliban yönetiminin düşüşü olmuştur.

Afganistan'da 1979 yılından bu yana süren savaş için adeta bir arka bahçe olan bölgedeki birçok Peştun genç, yıllardır Afganistan'da süren savaşın bilfiil içerisinde yer almıştı. Sovyetlerin çekilmesinin ardından başlayan iç savaş, bunu takip eden Taliban iktidarı ve sonrasında, özellikle Taliban yönetimi altında, Pakistan'daki kabile bölgelerinde yaşayan çok sayıda Peştun, Afganistan'da varlık gösterdi. Taliban'ın doğal etki dairesi içerisinde yer alan bu Peştunlar, Taliban'ın tabii medrese eğitimi sürecinden geçmemiş olsalar da, söz konusu süreç içerisinde "Talibanlaşma" eğilimi gösterdiler.

Süreç içerisinde önemli rol oynayan bir diğer isim, Afgan Talibanı yapılanmasında öne çıkan Hakkani Teşkilatı ve lideri Celaleddin Hakkani'ydi. Afganistan'ın doğusundaki illerde, daha çok Paktiya, Paktika, Host gibi illerde etkin olan teşkilat, bölge Peştunlarını organize ederken, Taliban döneminde "Serhat Bölgeleri ve Kabileler Bakanlığı" görevi yapan Hakkani, sınırın Pakistan tarafındaki kabileler üzerinde büyük tesir oluşturdu.

Öyle ki ilerleyen yıllarda Pakistan Talibanı için önemli bir pozisyonda yer alacak olan, El Kaide'ye de yakınlığıyla bilinen Mevlevi Sufi Muhammed liderliğindeki Tahriki Nifaz Şeriatı Muhammedi (TNŞM) örgütü, Taliban içerisinde yaklaşık 10 bin kişilik bir oluşum halini aldı. ABD işgali ardından grubun bu gücü azalsa da, TNŞM Pakistan'daki savaşta önem arz edecekti.

tnsmcizim.jpg

Pakistan'da bir dağ yamacında TNŞM çizimi

Bu durumda, Afgan Talibanı'nın bölgede ifade ettiği önem, sahip olduğu güç ve Molla Ömer gibi liderlerin karakter yapısı da rol oynadı. Taliban'ın eğitim sürecinden geçmeden yaşanan bu "Talibanlaşma", ilerleyen yıllarda Afgan Talibanı ile Pakistan Talibanı arasındaki organizasyonel ve ideolojik bazı farklara da temellik edecekti.

11 Eylül sonrası Pakistan'ın ABD tarafına geçmesi

Pakistan'ın 11 Eylül 2001 Dünya Ticaret Merkezi ve Pentagon Saldırıları'nın ardından ilan ettiği küresel savaşta ABD tarafında yer alması, bölgenin gidişatını tamamen değiştirdi.

7 Ekim 2001 tarihinde ABD öncülüğündeki Batı Koalisyonu Afganistan'a yönelik askeri harekatı başlatırken, 12 Kasım'da Taliban başkent Kabil'den çekildi. Taliban'ın çekilmesiyle, başta Afganistan'daki yabancı savaşçılar ve Pakistan asıllı Peştunlar olmak üzere binlerce savaşçı, Afganistan-Pakistan sınırını aşarak, yıllar sürecek bir savaşın nüvesini teşkil edecek biçimde kabile bölgelerine girecekti.

Binlerce kişiden oluşan bu savaşçı topluluğu için, hayatta kalmak üzere bir mecburiyet olan söz konusu geri çekilme, savaşın hüviyetinin değişmesi ve yeni bir örgüt fenomeninin doğması anlamına geliyordu. Öyle ki bu çekilme, dünyanın yabancı savaşçı merkezi olarak kabul edeceği yeni sofistike bir coğrafya doğuracaktı.

Afganistan'dan çekilme sürecindeki son büyük savaş, El Kaide'nin, aralarında Usame bin Ladin'in de olduğu lider kadrosunun Pakistan içlerine çekildiği Tora Bora Muharebesi'ydi. 10 günden uzun süren, ABD ve İngiltere'nin öncülük ettiği ve çok ağır bombardımanlara sahne olan muharebe sonucu, aralarında Pakistanlıların da olduğu çok sayıda yabancı savaşçı ve lider isim, kabile bölgelerine çekilmeyi başardı. İşgal sürecinde Afganistan'daki son büyük muharebe olan Tora Bora Muharebesi sonrası, Taliban ve yabancı savaşçıların kabile bölgesine sığınmasıyla, Pakistan'da savaşın temellerini atacak imkanın yanı sıra, Taliban'ın Afganistan'da 20 yıl sürecek savaşının da zemini hazırlanmış oldu.

toraborasavasi.jpg

Tora Bora Muharebesi'nde ABD yanında savaşan Kuzey İttifakı mensupları

Pakistan'ın kabile bölgelerine girişi

ABD'nin "teröre karşı savaş" sürecinde en tartışmalı müttefiki olan Pakistan'ın bu süreçteki hamleleri, Pakistan Talibanı'nı oluşturmaya zemin hazırlayan tüm bu vakaları ateşleyen unsur oldu. Kabileler ve Pakistan arasındaki anlaşma gereği on yıllardır kabile topraklarına adım atmayan Pakistan ordusu, ABD ile iş birliği kapsamında bu politikası hızlı bir şekilde değiştirmiş, özellikle yabancı savaşçıları yakalamak için kabile bölgelerinin içlerine kadar girmeye başlamıştı.

Öyle ki 2002 yılında, -1947 yılında Pakistan'ın kuruluşundan itibaren- ilk kez Pakistan ordusu, Afganistan sınırına çok yakın bir noktadaki Tirah Vadisi'ne girdi. Afganistan'dan Pakistan'a açılan dağ yolları, vadiler ve yerleşimler, Afganistan'dan kaçmak zorunda kalan binlerce yabancı savaşçıyla doluydu.

Pakistan bu dönemde, Afganistan'da Taliban saflarında savaşan ve ABD müdahalesiyle geri çekilmek durumunda kalan yüzlerce yabancı savaşçıyı yakalayarak ABD'ye teslim edecekti. Bu kişiler arasında lider isimler olduğu gibi, çoğunluğu Afgan, Arap ve Asya Türklerinden oluşan cihat yanlılarıydı. Yakalananların çoğunun son durağı ise, insan hakları ihlalleri ile anılan, ABD'nin Küba'daki askeri merkezi ve cezaevi olan Guantanamo olacaktı.

Cihat yanlıları bu dönemde Pakistan'ı para karşılığında, yakaladıkları her yabancıyı, savaşçı olsun yahut olmasın, ABD'ye satmakla suçladı. Esasen bu süreç, mecburen Pakistan içlerine kaçmak zorunda kalan yabancı cihat yanlılarıyla, toprakları Pakistan tarafından "hukuksuzca işgale uğrayan" yerli cihat yanlıları arasında bir bağ teşkil edecekti. İki taraf için de, yüzlerini Afganistan'a dönmelerine engel olan, "kutsallarını çiğneyen" ve kendilerine "ihanet eden" bir ortak düşman ufukta belirdi: Pakistan ve ona eşlik eden yerel kabileler.

Pakistan ordusu, karşısında tıpkı yaklaşık yüz sene önce İngiliz güçleri karşısında oluşan mukavemet hattı gibi bir hat bulacaktı. Başlangıçta sadece yabancı savaşçıların lokal direnişi ve bazı kabilelerin rahatsızlığından ibaret olan bu durum, zamanla tüm Pakistan'ı içerisine alacak bir yangına dönüşecekti.

Kabile kuşağında savaş çanları

Pakistan'ın 2002 yılındaki hamlesiyle beraber, bölgedeki grupların ve Afganistan'da organize olmuş yerel yapıların, Pakistan ordusuna karşı bir savunma girişiminde bulunmaya başladı. Kendi aralarında iletişim kuran ve savaş için yapılanmaya başlayan grupların ilk hedefi, Pakistan'ın bölgedeki varlığına destek olan ve iş birliği yapan kabileler olacaktı.

Pakistan devletiyle savaş ve barış arasında bir denge kurarken yerel gruplar, kısa bir süreç içerisinde yaklaşık 200 kabile liderini ve önemli ismi infaz etti. Bu hamleyle birlikle silahlı grupların, Peştun kabile kuşağındaki nüfuzu artarken, Pakistan'ın varlığına meşruiyet sağlayan isimler de ortadan kalkmış oldu.

2002-2004 arasında Pakistan'ın sınır hattı, birbirinden farklı üç sürece şahitlik etti. Bu üç süreçle, Afganistan ve Pakistan'daki savaşı yürütecek gruplar yeniden organize olmaya başlayacaktı. Afgan Talibanı, kabile bölgeleri ve Belucistan hattında ABD'ye karşı organize olurken, kabile bölgelerindeki yabancı savaşçılar ve yerel Peştunlar, Afganistan'da ve Pakistan'da büyük bir savaşa hazırlanıyordu. Bölgedeki medreseler, kabile oluşumları, yabancı savaşçılar, başta El Kaide olmak üzere küresel cihat yanlıları, seneler sürecek bir savaş için yaralarını sararak hazırlık evresine girdi.

2004 yılına gelindiğinde çatışmalar, yerini çok daha kapsamlı bir sürece bırakacaktı. Savaş ve barışlar arasında gidip gelen yıllar kapıdaydı.

Bacaur'dan Güney Veziristan'a: Kabile bölgesinde savaş

2004 yılına dek gerilim lokal çatışmalar, Pakistan ordusunun güvenlik harekatları ve cihat yanlısı güçlerin varlıklarını koruma ve organize olma süreci içerisinde geçti. Kabile unsurlarının Pakistan'ın gün geçtikçe artan askeri varlığına yönelik tepkileri, bunun yanında Pakistan'ın tartışmalı Cumhurbaşkanı Pervez Müşerref'in ABD'ye destek açıklamaları, yabancı savaşçıların bölgeden çıkarılması çağrıları, savaşa giden süreci vurguluyordu. Yerel halkın tepkisi ve silahlı grupların faaliyetleri, Pakistan'ın bölgedeki askeri hamleleriyle paralel olarak artmaya başladı.

Müşerref'e yönelik suikast girişimleri ve bunun ardından Pakistan ordusunun Güney Veziristan'a girmesi, bölgede savaşın patlak vermesine yol açan etken oldu. 2004 yılının Mart ayında kalabalık bir grup yabancı savaşçıyı kuşatmak üzere Güney Veziristan'ın Spin Gar adlı dağlık bölgesinde operasyon icra eden Pakistan ordusu çok sayıda yabancı savaşçıyı yakaladı.

Operasyonun hedefindeki ismin Özbek cihat yanlısı lider Tahircan Yoldaşev olduğu öğrenilirken, Yoldaşev çatışmalardan kurtulmayı başaracaktı. Pakistan'ın askeri hamlesi geçici değil, kalıcı olurken, bölgedeki askeri varlık artmaya ve Afganistan sınırına doğru ilerlemeye devam etti.

Tahircan Yoldaşev

2007 yılına kadar Pakistan ordusununun cihat yanlılarına karşı harekatları tüm kabile bölgelerine, 7 ilçeye de yayıldı. Orduya karşı çatışmalar ve saldırılar gerçekleşse de bu yıllarda sınır hattındaki cihat yanlıları henüz istedikleri seviyeye gelememiş, organizasyonel olarak zayıf ve 2001 yılındaki Afganistan'dan çekilme sürecinin olumsuz etkilerini üzerlerinden atamamıştı.

Kabile bölgelerindeki Taliban bağlantılı Pakistanlı Peştun unsurların El Kaide ve yabancı savaşçılar ile de, birbirleri arasında da bağları bulunuyordu. Ancak yine de, bu bağlar yüzeysel ilişkilerden ibaretti ve herhangi bir organizasyonel anlam ifade etmiyordu. Bu durum da Pakistan'ın ilerleyişine karşı organize bir mukavemete rastlanmasına mani oldu.

Bölgedeki savaşın genel olarak üç ana eksen üzerine bina edildiği göze çarpıyordu: Pakistan idaresi ve ordusuna yönelik düşmanlık, ülkede şeriat kurallarının geçerli kılınması ve Afganistan'da ABD'ye yönelik savaş.

Bu süreçte hem Afganistan içerisinde hem de Pakistan'daki kabile bölgelerinde savaş şiddetini artırdı. Ayrıca ilerleyen yıllarda Pakistan'daki Taliban yapılanması içerisinde önemli roller oynayacak Nik Muhammed Vezir, Mevlevi Nezir, Beytullah Mesud, Abdullah Mesud, Hekimullah Mesud, Mevlana Sufi Muhammed, Molla Fazlullah gibi isimler dikkat çekmeye başladı. Bu isimler aynı zamanda bölgedeki Peştun kabileler arasında da öne çıkan isimlerdi.

nikmuhammed.jpg

Nik Muhammed (önde)

beytullahmesud-afp.jpg

Beytullah Mesud

abdullahmehsud.jpg

Abdullah Mesud

fazlullah.jpg

Mevlana Fazlullah (ortada)

2004 yılında bölgede en fazla adı anılan ismi Vezir kabilesine mensup Nik Muhammed'di. Güney Veziristan'da savaşı yürüten Nik Muhammed, Afganistan'da da savaş yürüten ve El Kaide ile yakın ilişkileri olan bir isim olarak öne çıkıyordu. Nik Muhammed ilerleyen süreçte Pakistan ile kuracağı ilişkileriyle de anılırken, ölümüyle de adını çatışma tarihine yazdıracaktı: Pakistan topraklarında ABD'nin insansız hava aracıyla düzenlediği ilk saldırının hedefindeki isim.

Nik Muhammed, Pakistan ile 2004 yılının Nisan ayında imzaladığı barış anlaşmasından sonra, ABD ile Pakistan tarafından ortak düzenlenen bir insansız hava aracı saldırısında, 18 Haziran 2004'te öldürüldü. Nik Muhammed'in ardından Pakistan'a karşı lokal mukavemete, Mehsud kabilesinden olan Abdullah ve Beytullah Mehsud liderlik edecekti.

Pakistan ile cihat yanlıları arasındaki çatışmalar, Pakistan'ın bölgede özellikle El Kaide liderlerine yönelik harekatları ile sürdü. Gerilim günden güne tırmanırken, Pakistan ile yerel güçler arasındaki çatışmalar devam etti, zaman zaman büyük umutlarla imzalanan barış anlaşmaları büyük bir etkiye sebep olmadı.

Pakistan Talibanı'nın şekillenme sürecinde göze çarpan temel farklardan biri de Pakistan devletine karşı tutum oldu. Pakistan Talibanı'nı oluşturan gruplardan bir kısmı yabancı savaşçılar ile yakın ilişkiler kurarak Pakistan devletine karşı şiddetin dozunu artırdı. Bir kısmı ise Pakistan devletiyle savaşmaktan kaçınırken, yabancı savaşçılara karşı da gergin bir yaklaşıma sahip oldu.

Öyle ki ilerleyen yıllarda Pakistan'a karşı savaşı reddeden tutumlara sahip olduğu bilinen Vezir kabilesi mensupları Hafız Gül Bahadır ve Mevlevi Nezir, kendi aralarında "Mukami" yani "Yerel" Tahriki Taliban adlı bir ittifak teşkil edecekti.

2007: Pakistan Talibanı doğuyor

2007 yılı, Pakistan'da savaşın olanca şiddetiyle patlak verdiği yıl olarak tarihe geçecekti. Bu sürece giden yol, 2006 Veziristan Barış Anlaşması'nın sağladığı ortamla cihat yanlılarının organize oluşu ve ABD'nin gerçekleştirdiği saldırılarla açılacaktı.

30 Ekim 2006 tarihinde ABD'nin Bacaur'daki Çenegay köyünde bir medreseye hava saldırısı düzenlemesi sonucu 80'i aşkın öğrenci hayatını kaybetti. Saldırı sonrası yerel cihat yanlısı gruplar, ABD ile iş birliği yaptığı gerekçesiyle Pakistan yetkilileri ve ordusunu doğrudan saldırılarla hedef aldı.

Saldırılarda 40'ı aşkın Pakistan askeri öldürüldü. Bu süreçte canlı bomba saldırılarında da büyük bir artış yaşandı. Gelinen süreçte gruplar, Bacaur ve Veziristan'ı tamamen ellerinde tutuyorlardı.

Bu süreçte, özellikle en belirgin olanı 2007 yılında başlayarak, yerel gruplar ile yabancı savaşçılar arasında yaşanan gerilimler de ortaya çıktı. Özellikle 2007 yılı Mart ayında Güney Veziristan'da Mevlevi Nezir liderliğindeki yerel güçler, Pakistan ordusunun da verdiği destekle, Özbek yabancı savaşçıları bölgeden çıkardı. Özbek savaşçılar Afganistan sınırına doğru çekilmek zorunda kaldı.

Pakistan'ın Lal Mescidi baskını

Pakistan tarihinin en kanlı yıllarından biri olan 2007 yılı, aynı zamanda ülkede cihat yanlısı fikirlerin de günden güne artışına şahitlik ediyordu. 3 Temmuz 2007'de başlayan Lal Mescid Kuşatması ise, Pakistan'da yıllardır beklenen kırılmayı gerçek kılan olay olacaktı.

lalmescid.jpg

Saldırı altındaki Lal Mescid

Başkent İslamabad'daki Lal Mescid'in "Pakistan idaresine karşı faaliyetleri" ve yaşanan gerginlik, nihayetinde Müşerref'in Pakistanı'na bağlı güçlerin medreseyi kuşatmasına yol açtı. Bir haftadan uzun süren çatışmalarda 6 bini aşkın Pakistan askeri, öğrencilerle çatışarak mescid kompleksini ele geçirdi. Kuşatmada, aralarında kadınların da olduğu yüzlerce öğrenci yaşamını yitirdi, çok sayıda öğrenci kayboldu. Lal Mescid'de yaşananlar, Pakistan'ın İslam toplumunda, özellikle kabile kuşağındaki cihat yanlılarında büyük bir tepkiye yol açtı.

Başta El Kaide ve yerel gruplar olmak üzere cihat yanlıları, Pakistan yönetimine yaklaşan savaşı aleni bir biçimde hatırlatıyordu. Bu yıllarda Pakistan'da, özellikle kabile bölgelerinde El Kaide, Özbek ve Türkistanlı yabancı savaşçılara bağlı çeşitli gruplar, Tahriki Nifaz Şeriatı Muhammedi, Leşkeri İslam, Leşkeri Cangvi, Sipahı Sahabe, Cundullah, Leşkeri Tayyibe gibi sayısız grup aktifken, onlarca yerel grup da isimsiz bir şekilde faaliyetlerini sürdürüyordu.

Pakistan ordusuna yönelik saldırılarda artış

Lal Mescidi Kuşatması'nın ardından kabile bölgelerinde Pakistan ordusuna yönelik saldırılar şiddetlendi. Özellikle artan canlı bomba saldırılarında ağır kayıplar yaşayan Pakistan ordusu da kabile bölgelerinde daha geniş kapsamlı operasyonlar düzenlemeye başladı.

Bölgedeki süreç zamanla, kabile bölgesini tamamıyla içine alan bir çatışma ortamına dönüşecekti. Bu savaşta her iki taraf da kayda değer askeri hamleler ve etkin saldırılar gerçekleştirdi. Pakistan ordusu 24 Temmuz 2007'de Abdullah Mesud'u, Pakistan'ın Belucistan eyaletinin Zhob şehri yakınlarında öldürmeyi başarırken, 30 Ağustos 2007'de Beytullah Mesud bir grup savaşçısıyla beraber 17 araçlık Pakistan ordusuna ait askeri konvoyu Güney Veziristan'da pusuya düşürüp, aralarında üst düzey rütbeli subayların da olduğu 300'e yakın askeri esir aldı.

Bu olay özellikle Pervez Müşerref'e büyük bir prestij darbesi vuracaktı. Pakistan Talibanı, artık bölgede göz ardı edilemeyecek derecede ciddi bir aktördü. Bu süreçte Pakistan ordusu kabile bölgesinde ağır bir darbe alırken, süreç yeni operasyonları tetikledi.

Ekim 2007'de Tahriki Nifaz Şeriatı Muhammedi örgütü (TNŞM) Svat Vadisi'nde kontrolü sağladı. Bölgeyi tamamen egemenliği altına alan grup, Pakistan'ın için güvenlik tehdidi oluşturmaya başladı. Ordu güçleri yıl sonunda Svat'ı geri alsa da, çatışmalar, TNŞM'nin bölgeden tamamen çıkarılacağı 2009'a kadar devam etti.

Bölgedeki çatışma dinamikleri devam eden dönemde Pakistan şehirlerine de sıçradı. Pakistan Talibanı, 6 yıldır devam eden çatışmaları Pakistan içlerine taşımıştı. İstihbarat görevlilerine 2007'nin Eylül ve Kasım aylarında düzenlenen bombalı saldırıların ardından, 9 Kasım'da Pervez Müşerref kendi görev süresini uzatabilmek için, anayasayı askıya alarak olağanüstü hal ilan etti. 2007 yılı Pakistan tarihine geçecek önemli bir olayla, 27 Aralık Benazir Butto suikastıyla sonlanacaktı.

Pakistan Talibanı (TTP) kuruldu

Tahrik-i Taliban Pakistan (TTP) işte bu süreçte, 14 Aralık 2007 tarihinde resmi olarak kuruldu. 40'ı aşkın Pakistanlı Taliban liderinin ortak kararıyla kurulan yapı, bölgedeki yerel cihat yanlısı oluşumların büyük bir kısmını tek çatı altında toplayacaktı.

Grubun liderliğine Mesud kabilesi mensubu Beytullah Mesud, yardımcılığına ise Vezir kabilsesinden Mevlana Hafız Gül Bahadır ve Tarkani kabilesinden Mevlana Fakir Muhammed getirildi.

Grubun kuruluşunda üç ana temel ortaya konuldu:

– Pakistan'da şeriatın tesisi

– Afganistan'da ABD'ye karşı savaşın yürütülmesi için yekpare bir merkez oluşturulması

– Pakistan'a karşı savunma amaçlı operasyonların icrası için bir savaş verilmesi

tahriktalibanbayrak.jpg

Pakistan Talibanı bayrağı

Savaş devam ettikçe, TTP savaşı Pakistan içlerine yaymaya ve Afganistan içerisinde de etkili saldırılar gerçekleştirmeye başladı. Zaman içerisinde TTP, ABD'yi dahi, Pakistan'da düzenlediği insansız hava aracı saldırıları sebebiyle, doğrudan tehdit edecek bir noktaya ilerledi.

Bu tehdit, 2009 yılı Aralık ayında Host'da bir CIA üssüne düzenlenen saldırı ve 2010 yılı Mayıs ayında ABD'deki Times Meydanı'ndaki bombalı araç saldırısı girişiminde kendisini tekrar hatırlatacaktı. Zamanla savaş, kabile bölgesinin çok daha ötesine, Karaçi ve Lahor gibi şehirlere, hatta Hindistan'ın Mumbai şehrine dek uzandı.

TTP içerisinde göze çarpan en önemli ve kritik durum, yapının hiçbir zaman tek bir vücut görünümünde olmamasıydı. Parçalı bir organizasyonel görünümü olan TTP içerisinde, özellikle Hafız Gül Bahadır ve Mevlevi Nezir gibi isimlerin, Pakistan ile savaşa daha mesafeli olduğu görülüyordu.

pakistantaliban.jpg

Pakistan Talibanı mensupları

Grubun saldırıları ise hiçbir zaman tek bir merkeze bağlı ve tek elden yönetilen bir yapıya sahip değildi.

2009 yılının başında Taliban lideri Molla Ömer ve El Kaide lideri Usame bin Ladin öncülüğünde, Pakistan Talibanı gruplarının Afganistan'da ABD güçlerine karşı savaşa öncelik vermelerini sağlama amacıyla "Şura İttihadul Mucahidin" isimli ortak bir yapı tesis edilse de bu girişim uzun vadeli olmayarak bir süre sonra dağıldı.

Pakistan Talibanı gruplarının bölgedeki hedeflerinden uzak kalmasında da bu parçalı ve dağınık durum, tek bir otoritenin olmayışı önemli rol oynayacaktı.

Bu dönemde Pakistan'ın kabile bölgeleri içlerindeki operasyonları, buna karşılık TTP'nin bölgede ve Pakistan genelinde saldırıları, buna ek olarak El Kaide ve diğer grupların da bombalı saldırıları devam etti. Aynı zamanda ABD, insansız hava araçlarıyla gerçekleştirdiği hava saldırılarını artırdı. Özellikle Barack Obama'nın 2009'da başkanlık görevine başlamasıyla birlikte hava harekatları, sivil kayıplarıyla birlikte artış gösterdi.

ABD'nin Pakistan iş birliğiyle, kabileleri TTP'ye karşı kullanma girişimleri olmakla beraber, TTP bu girişimleri, kabileleri şiddet kullanarak bastırıp engelledi. TTP karşıtı kabileler bombalı araç saldırılarına hedef oldu.

TTP, özellikle Afganistan'daki savaşa destek olma amacıyla, ABD öncülüğündeki NATO güçlerinin ikmal hatlarını hedef aldı. Bu saldırılarda ABD liderliğindeki NATO güçlerinin, Pakistan'ın güneyindeki Karaçi limanından, karayoluyla Pakistan kuzeyine dek uzanıp Afganistan'a ulaşan ikmal hatları zarar gördü, sevkiyatlar sekteye uğradı. Pakistan, sevkiyat hatları açma amacıyla bölgede harekatlar düzenledi.

2009 ve sonrası: Hekimullah Mesud dönemi

TTP, 2009 başlarında Svat ve Bacaur'da, kabile bölgesinin kuzeyinde Pakistan ordusu karşısında gerilemek zorunda kaldı. 2009'un ardından Pakistan'ın askeri harekatları daha kapsamlı ve şiddetli bir hal aldı. Bu süreçte Pakistan şehirlerindeki bombalı saldırılar sebebiyle Pakistan halkı, bölgede özellikle kabile bölgelerindeki ordu operasyonlarına destek verdi. Halkın da desteğini alan Pakistan, bir ateşkes için arayışta da bulunmayacaktı.

Pakistan ordusu 2009 yılının 12 Aralık tarihinde kapsamlı bir askeri hamleyle Güney Veziristan'a girerek TTP ve yabancı savaşçılara büyük bir darbe vurdu. Pakistan'ın bu süreçte ABD ile koordine hareket ettiği biliniyor.

Beytullah Mesud 2009 yılının Ağustos ayının 5'i gecesi, ABD insansız hava araçlarının Güney Veziristan'da düzenlediği insansız hava aracı saldırısında ölürken, grubun başına Mesud kabilesi mensubu ve TTP'nin sözcülüğünü de yapmış olan Hekimullah Mesud getirildi. Uzun süren grup içi müzakereler sonucu lider seçilen Hekimullah'ın döneminde, TTP ile El Kaide ve diğer cihat yanlısı gruplar arasındaki ilişkinin güçlendiği göze çarptı.

Hekimullah döneminde TTP, Host ve Times Meydanı saldırılarıyla küresel bir gündem halini aldı. Bunların ardından, grubun yükselen lideri Hekimullah ile beraber, TTP 1 Eylül 2010'da ABD, Ocak 2011'de İngiltere tarafından terör örgütü olarak kabul edildi.

TTP'nin saldırıları Hekimullah Mesud döneminde tüm Pakistan'a yayılırken daha şiddetli ve ölümcül bir hal aldı. Pakistan ordusunun uyguladığı şiddet de buna paralel olarak artarken, ülke tamamıyla bir şiddet sarmalına sürüklendi.

Pakistan ordusu devam eden süreçte, 2010 yılının Haziran ayında, kabile bölgelerinden Kurram ve Orakzay'ı (Urukzay veya Urugzay) kontrol altına aldı. TTP, gücünün halen var olduğunun göstergesi olacak şekilde, Pakistan ordusunu ve kritik merkezleri daha şiddetli şekilde vurmaya başladı. Öyle ki 2011 yılının Mayıs ayında Karaçi kentindeki donanma merkez üssü dahi saldırılara hedef oldu.

El Kaide ve TTP'nin ortaklaşa düzenlediği bu saldırıda, Karaçi'deki Mehran Donanma Üssi hedef alındı. Milyonlarca dolarlık askeri araç, savaş uçağı ve donanmaya ait tesisler tahrip edilirken, saldırı ülkede büyük bir infiale sebep oldu.

Takip eden süreçte, El Kaide ve yabancı savaşçılar, özellikle Usame bin Ladin'in 2 Mayıs'ta ABD'nin Pakistan'a haber dahi vermeden düzenlediği bir operasyonla Abbotabad'da öldürülmesiyle büyük bir darbe alacaktı.

usamebinladin.jpg

Usame bin Ladin

Kısa bir süre sonra El Kaide'nin bölgedeki hassas operasyonlarında rol oynayan İlyas Keşmiri de 4 Haziran 2011'de Kuzey Veziristan'da ABD insansız hava araçları tarafından düzenlenen bir saldırıda öldürüldü.

ilyaskesmiri.jpeg

İlyas Keşmiri

TTP'nin şiddetli saldırıları ve Pakistan ordusunun ilerleyişi ile devam eden süreçte TTP'nin kabile bölgelerindeki kontrol sahası günden güne daraldı. Pakistan ordusu Tirah Vadisi içlerine kadar ilerlerken, bölgede Pakistan Talibanı'nın son birleştirici ve "karizmatik" lideri Hekimullah, 1 Kasım 2013 tarihinde ABD'nin Kuzey Veziristan'da düzenlediği insansız hava aracı saldırısında öldürüldü.

Bu tarihin ardından, gerek cihat yanlısı akımın odağının Suriye'ye dönmesi, gerek IŞİD'in gücünü artırması gibi süreçler, Pakistan'da TTP'nin ve cihat yanlılarının etkinliğini azaltmaya başladı. Bölgede TTP'nin "altın çağını" bitirecek son nokta ise, 2014 yılının yaz ayları olacaktı.

Zarb-i Azb Operasyonu, 2014 ve sonrası

2014 yılının yaz aylarında kendi içerisinde birkaç gruba ayrılan TTP, yeniden 2007 öncesine benzer bir duruma uyum sağlamaya başladı. Geniş bir örgütler ağı yerine lokal ve organizasyonel bir bağı bulunmayan çok sayıda grup ortaya çıktı.

TTP içerisindeki birçok yapı, Pakistan içlerindeki saldırıları ve grubun yöntem yanlışlığını gerekçe göstererek gruptan ayrıldı. Bu, Pakistan Talibanı'nın daha da küçülmesine giden ilk aşamayı teşkil edecekti. Sonrasında ise TTP’den Cemaat el Ahrar, Ahrar el Hind gibi bazı yapılar ortaya çıktı.

TTP ve kabile bölgelerinde faal durumdaki Özbekistan İslami Hareketi'nin 8 Haziran 2014 tarihindeki Cinnah Havalimanı Saldırısı, tüm Pakistan'da büyük bir tepkiye yol açtı. Söz konusu saldırıda havalimanı içerisine giren Özbek savaşçılar, yaklaşık 30 saat süren çatışmalarda, resmi açıklamalara göre 26 kişiyi öldürdü. Geniş çapta maddi zayiata da neden olan saldırı, Pakistan'ın tamamında büyük bir infial oluşturdu.

Pakistan, savaşın şiddetini artırdığı ve ülke içerisinde kanlı saldırıların tırmandığı bir dönemde, Kuzey ve Güney Veziristan'da TTP ve yabancı grupların varlığını sona erdirecek Zarb-i Azb Operasyonu'nu başlattı. ABD ile birlikte düzenlenen operasyon, bölgede 2002 yılından bu yana devam eden cihat yanlısı varlığı da büyük oranda etkisiz hale getirecekti.

15 Haziran 2014'te başlatılan ve Kuzey Veziristan'ı merkeze alan ve ABD ile ortak eşgüdüm halinde yürütülen operasyonla tüm TTP grupları, Hakkani Teşkilatı, El Kaide, Türkistan İslam Partisi, Özbekistan İslami Hareketi gibi bütün gruplar hedef alındı.

zarbiazb.jpg

Pakistan ordu güçleri

Ana safhası 3 Nisan 2016'da, emniyet safhası da 22 Şubat 2017'de sona eren operasyonla birlikte bölgede TTP ve cihat yanlısı grupların kontrolündeki bölgelerin tamamına yakını Pakistan ordu güçlerince ele geçirildi. Yüzlerce sivilin öldüğü askeri operasyonlarda, bir milyonu aşkın sivil de evlerini terk etmek zorunda kaldı.

Zarb-i Azb sonrası Pakistan Talibanı, bugüne dek eski gücüne hiçbir zaman ulaşamadı. Bölgedeki yabancı savaşçılar ise, başta Irak ve Suriye olmak üzere dünyanın diğer bölgelerine gitti, birçok yabancı ve yerli savaşı öldürüldü. yüzlercesi yakalandı, 450'den fazlası asılarak idam edildi.

El Kaide gibi küresel cihat yanlısı grupların liderleri de saldırılara hedef olurken, Bin Ladin'in ardından örgütün başına geçen Eymen ez Zevahiri ölü ya da sağ olarak yakalanamadı. Ancak Adnan Şükrücuma, Ömer Faruk gibi önemli El Kaide liderleri ABD insansız hava aracı saldırılarında öldürüldü.

Zarb-i Azb operasyonu ardından Pakistan Talibanı'nın faaliyetleri durma noktasına geldi. Parçalanan grubun üyeleri zaman zaman saldırılar düzenlese de bu saldırılar etkili olmaktan uzak kaldı.

İlerleyen yıllarda, Nisan 2017'de grubun sözcüsü İhsanullah İhsan teslim oldu, Hekimullah'ın ardından grubun başına geçen Molla Fazlullah da Haziran 2018'de ABD tarafından öldürüldü. Bununla birlikte TTP, etkinliğini büyük ölçüde kaybetti.

TTP içerisindeki yapıların ilerleyen yıllarda diğer grupların çatısı altında faaliyet göstermeye başladığı, özellikle Afgan Talibanı ve IŞİD'e katılımlar yaşandığı dikkat çekti. Özellikle grubun eski sözcülerinden Şahidullah Şehid gibi isimler IŞİD'e katıldı.

sehidullahsehid.jpg

Şahidullah Şehid

TTP liderlerine yönelik ABD ve Pakistan saldırıları ilerleyen süreçte de devam etti. Grubun önemli isimlerinden Şiryar Mesud, Şeyh Halid Hakkani gibi isimler 2020 yılında öldürüldü.

TTP'nın Afganistan'a geçişi: Afgan Talibanı ve IŞİD

2010 yılını takiben, özellikle Orakzay merkezli TTP gruplarının Pakistan ordusu ilerleyişi nedeniyle Afganistan'a geçiş yaptığı biliniyordu.

TTP'nin gücünün azalması, özellikle Hekimullah'ın ölümüyle beraber, bu yapılar daha bağımsız hareket etmeye başlayacaktı. 2014 yılında bölgede Pakistan operasyonları sebebiyle doğan otorite boşluğu ve IŞİD'in "hilafet" ilanıyla, kabile bölgelerinde ve Afganistan'a IŞİD'e katılımlar yaşandı. Bu katılımların büyük bir kısmı, TTP bağlantılı yapılar ve Kunar merkezli bazı Afgan cemaatlerdendi.

Buna ek olarak bölgedeki yabancı savaşçılardan da IŞİD'e katılımların olmasıyla, 2015 yılının 10 Ocak tarihinde IŞİD'in "Horasan Vilayeti" ilan edildi. Bu oluşumun önde gelen isimleri, TTP'nin eski lider kadrosundan Hafız Said Han ve Şahidullah Şehid gibi isimlerdi. Pakistan'ın operasyonlarıyla kabile bölgelerindeki TTP üyelerinin Afganistan'a geçmesi ve bunlardan bir kısmının IŞİD'e katılımıyla, IŞİD'in yapılanması büyüdü.

hafizsaidhan.jpg

Hafız Said Han

Öyle ki Nangarhar'ın Pakistan sınırında ve Kunar'da Afgan Talibanı, bazı ilçelerden çekilmek zorunda kaldı. 2015 yılının Mayıs ayında, Momend'de IŞİD egemenliğinin merkez üssünü teşkil edecekti. Eski TTP üyelerinden oluşan IŞİD yapılanması, Kabil hükümetinden çok Taliban ile savaşa odaklandı. Bölgede karşılıkçı çatışmalar uzun süre devam ederken, her iki taraf da ağır kayıp verse de, IŞİD varlığı sınır hattında kaldı ve ilerleyemedi.

Taliban bölgede IŞİD'e karşı harekatlarında yabancı savaşçıların yanı sıra, IŞİD'i oluşturan eski TTP üyelerinin "düşman kardeşlerine", Afgan Talibanı safında kalan eski TTP üyelerine başvuracaktı. Başta Leşkeri İslam olmak üzere TTP'ye bağlı eski gruplar, Taliban komutasında bölgede eski TTP, yeni IŞİD mensuplarına yönelik saldırılara iştirak etti. Buradaki IŞİD yapılanması sadece eski TTP üyelerinden ibaret değildi. Aynı zamanda birçok Pakistanlı, Orta Asyalı, diğer ülkelerin vatandaşları ve yerel Afganlar da IŞİD yapılanmasında yer alıyordu.

Taliban, eski TTP gruplarının da yardımıyla, IŞİD'e biat eden TTP yapılarına yönelik operasyonlara uzun süre devam etti. Bunun sonucunda 18 Kasım 2019'da Nangarhar, 14 Mart 2020'de Kunar'da IŞİD yapılanmaları tamamen yenildi, eski TTP üyeleri ve IŞİD mensuplarının bir kısmı öldürüldü, bir kısmı Taliban'a, bazıları ise Kabil hükümetine teslim oldu.

Pakistan Talibanı'nın 2009 yılında parçalanması ve ihtilaflar

TTP'nin tarihindeki en önemli ve bugüne en çok etki eden hususlardan biri de TTP içerisindeki ihtilaflardı. Bu ihtilafların geçmişi, Pakistan Talibanı'nın önemli liderlerinden Hekimullah Mesud'un lider olarak seçildiği 2009 yılının Ağustos ayına kadar uzanıyor.

Lider seçilmesinin ardından, Hekimullah Mesud'un grubu ile Veliyurrahman Mesud'un grubu arasında gerilim yükseldi. Veliyurrahman ile Hekimullah, Pakistan Talibanı lideri Beytullah Mesud'un ölümünden sonra lider seçimi konusunda tartışmalar yaşadı.

hkmvly.jpg

Hekimullah Mesud (solda) ve Veliyurrahman Mesud

İki lidere bağlı gruplar arasındaki gerginlik 2013 yılına kadar sürekli olarak yükselirken, karşılıklı çatışmalar ve ölümler yaşandı. 2013 yılında her iki lider de ABD'nin insansız hava aracı saldırılarında ölürken, Hekimullah Mesud'un grubu büyük oranda parçalandı, mensuplarının az da olsa IŞİD'e katılanlar oldu. Veliyurrahman'ın grubu ise Secina Mesud liderliğinde faaliyetlerine devam etti.

İhtilafı sonra erdirmek için Taliban'ın Hakkanı Teşkilatı ve El Kaide'nin sürece müdahil oldu, yaşanan gerilimin dozunun Afgan Talibanı'nın doğrudan müdahalesine dek düşmedi.

Secina'nın grubu ise, Molla Fazlullah Pakistan Talibanı liderliğine geldiğinde, ihtilaflar nedeniyle merkezi gruptan ayrılma kararı aldı. Bu süreçte, Hekimullah grubunun lideri olan Şiryar Mesud da Pakistan Talibanı'ndan ayrılacaktı. Zamanla iki grup arasındaki ihtilaflar Afganistan toprakları içerisine de taşındı. Secina'nın grubu Afganistan'ın doğusundaki Kunar ilinden Şiryar grubunu çıkardı.

TTP içerisindeki bir diğer büyük ihtilaf ise 2014 yılı başlarında yaşandı. 2014 yılının Şubat ayında bir grup, Ahrar el Hind adıyla TTP'den ayrıldı. Bu grup daha sonra Cemaat el Ahrar adını aldı. 2014 yılının Ağustos ayında ise Cemaat el Ahrar isimli bir diğer yapı Pakistan Talibanı'ndan ayrılma kararı aldı. Bu yapıların ayrılmasında, TTP'nin merkezi yapılanmasının siyasi ve fikri tercihlerinden duyulan rahatsızlık da vardı.

Secina grubu bir süre sonra Pakistan Talibanı'na yeniden katılırken, ihtilafları gidermek için, özellikle Pakistan Talibanı'nın önde gelen isimlerinden Halid Hakkani nezdinde girişimler başlatıldı. Secina, 2018 yılının Şubat ayında Afganistan-Pakistan sınırında ABD insansız hava aracı saldırısında öldürüldü. Halid Hakkani 2020 yılının Şubat ayında, ondan birkaç gün sonra ise Şiryar Mesud, Afganistan'da saldırılarda öldürülse de, girişimler devam etti. Bu girişimler, 2020 yılının Temmuz ayında başarıyla sonuçlandı.

Pakistan Talibanı'nın küllerinden doğuşu

2020 yılı, Pakistan Talibanı için yeniden yükselişin yılı oldu.

2014 yılının ardından Zarb-i Azb Operasyonu sonrası Pakistan sınırından büyük ölçüde çıkarılan TTP ve yabancı güçler, bir daha hiçbir zaman eski gücüne kavuşamadı. Yabancı savaşçılardan müteşekkil gruplar halen bölgeye dönemezken, birçoğu Afganistan içlerinde faaliyet göstermeye başladı. TTP saldırıları, özellikle 2018 yıllarından sonra artmaya başlarken, 2020 yılı hem siyasi hem de askeri açıdan TTP için yeniden yükseliş yılı oldu.

2020 yılı içerisinde TTP, kabile bölgelerindeki saldırılarını artırırken, grubun tek bir çatı altında birleştirilmesi için ciddi çalışmalar başlatıldı. Bu çalışmalara, Müftü Ebu Mansur Asım (Nur Veli Mesud) liderliğindeki TTP'nin merkezi yapılanması öncülük etti.

birlesmettp1.jpeg

Hekimullah Mesud'un grubunun, Pakistan Talibanı'nın merkezi yapılanmasının lider yardımcısı Müftü Mezahim'e (Müftü Hifzullah) bağlılık yemini ettiği anlar, 2020 Temmuz

Şiryar Mesud'un ölümü sonrası liderlik ettiği grubun liderliğine Muhlis Yar getirildi. Bu grup, 2020 yılı Temmuz ayında, TTP'nin merkezi grubuna tekrar katıldı. 2014 yılında ayrılan Cemaat el Ahrar ve Hizb el Ahrar da 2020 yılının Ağustos ayında TTP'nin merkezi yapılanmasına tekrar katıldı. Böylece, Afganistan-Pakistan sınırındaki tüm TTP grupları tek çatı altında birleşmiş oldu. Birleşmenin ardından, bölgede düzenlenen saldırılarda ciddi bir artış gözlendi.

Bugüne gelindiğinde TTP, Afganistan-Pakistan sınırında etkinliğini artırmakta ve bölgenin geleceğinde söz sahibi olacak bir aktör pozisyonunu yeniden kazanmakta. Özellikle Afganistan'da Taliban'ın yeniden iktidara gelmesi halinde, Pakistan Talibanı'nı yeniden okumak gerekebilir.

Kaynak: Mepa News Akademi