Onlara Dikkat Et

İslâm toplumunu içten çökertmeye çalışan ikiyüzlüler Allah’a ve resulüne iman ettiklerini iddia ederler. Onlar Müslüman olduklarına dair yemin eder ve Müslümanlık taslarlar. Oysa onların asıl maksatları insanları doğru yoldan saptırmaktır.

Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır:

“Allah’ı ve inananları kandırmaya çalışırlar. Oysa yalnızca kendilerini kandırırlar, fakat farkında değiller.” (Bakara Suresi: 9)

“Buna rağmen münafıklar, sizden olduklarına dair Allah’a yemin edip dururlar. Oysa onlar sizden değiller, fakat son derece korkak oldukları için size karşı şirin gözükmeye çalışan kimselerdir.” (Tevbe Suresi: 56)

“Sizi kandırıp gönlünüzü kazanmak için size yeminler edecekler. Ne var ki siz onlardan hoşnut olsanız bile Allah, Kur’an’ın rehberliğini reddederek yoldan çıkan bu insanlardan asla razı olmayacaktır!” (Tevbe Suresi: 96)

Onlar bir taraftan İslâm’a bağlı olduklarını söyleyerek menfaat elde etmek isterler ve toplumsal baskı ve suçlamalarından kendilerini korurlar. Ancak iş aleyhlerine olunca sorumluluk söz konusu olunca sudan bahanelerle gerisin geri döndüklerini görürsün. Ancak onlar diğer taraftan peygamber ve Müslümanlar aleyhinde şüphe uyandıracak asılsız söylentiler, batıl ve hurafe şeyler yayarak insanları hak dinden çevirmeye çalışırlar.

Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır:

“Onlara, “Haydi! İmanınızın gereği olarak Allah’ın indirdiği Kur’an’ın hükmüne ve peygamberin sünnetine gelin!” denildiği zaman bu münafıkların senden büsbütün yüz çevirdiklerini görürsün.” (Nisa Suresi: 61)

Bu münafıkların ekserisi daha önce İslam’ın hakikatini anlamış ve buna iman etmişlerdi. Fakat daha sonra birtakım çıkar, makam, dünyalık ve menfaatler sebebiyle hakikati bile bile inkâr etmişlerdir. Allah Teâlâ onların çoğunun kalplerinin mühürlü olduğundan bahseder. Bu sebeptendir ki onlar gerçeğin sesini duyamaz, doğruyu eğriden ayıramaz ve hakkı idrak edemezler.

Onların dış görünüşleri, yaptığı ameller ve konuşmaları çoğu zaman senin hoşuna gider. Fakat ne yüreklerinde cesaret ne de yaldızlı sözlerinde samimiyet vardır! O kadar duygusuz, o kadar ruhsuzlardır ki, kurumuş kütüklere benzerler. Herkesi kendileri gibi hain zannettiklerinden ötürü herkesten ve her şeyden şüphe duyar, her olayı aleyhlerine sanırlar.

Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır:

“Onları gördüğünde dış görünüşleri hoşuna gider. Konuştukları zaman da sözlerine kulak verirsin. Tıpkı dayanmış kütüklere benzer onlar. Her seslenişi kendi aleyhlerinde sanırlar.
Ey Müslüman onlar en azılı düşmandır, onlara karşı dikkatli ol! Allah kahretsin onları, nasıl da göz göre göre haktan ve hakikatten çevriliyorlar!” (Münafikun Suresi: 4)

Ey Müslüman!

Dikkat et, onlar en azılı ve en tehlikeli düşmandır. Çünkü onlar görünüşte Müslüman ancak içleri kâfirdir ve ne zaman, nasıl ihanet edecekleri Müslümanları arkadan vuracakları, kâfirlerle işbirliği yapacakları, ajanlık yapacakları belli olmaz. Bu sebepten onlara karşı uyanık ve dikkatli ol!

Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır:

Sizi dikkatle izlerler. Eğer size Allah’tan bir zafer nasip olsa “Biz de sizinle beraber değil miydik?” derler. Fakat inkâr edenler kazanacak olsalar bu kez de onlara dönüp:

“Sizi Müslümanlara karşı savunup üstün gelmenizi sağlamadık mı? Siz dışarıdan vururken, biz kaleyi içten fethetmedik mi?” derler. Allah, Diriliş Günü aranızda hükmünü verecektir. Allah, inkâr edenlerin inananlara karşı sürekli bir üstünlük kazanmalarına asla fırsat vermeyecektir!” (Nisa Suresi: 141)

Onlara desen ki “Gelin fırsat varken tövbe edin de, samimi olarak Allah’ın Rasulüne iman edin. ‘Tağutları’ reddedip İslam şeriatına uyun, İslam’ı doğru bir şekilde anlayın ve yaşayın.” diye nasihat edersen bunu gururlarına yediremezler. Sudan bahanelerle felsefi ve delilsiz iddialarla olayı sulandırmaya ve kendi batıllarıyla insanları saptırmaya çalışırlar.
Onlar ıslah olmaz yola gelmezler. Çünkü zaten onların ıslah olmaya, tövbe etmeye, samimi bir kul olmaya niyetleri yoktur. Dolayısı ile Allah böylelerini ne bağışlar ne de doğru yola iletir. Allah’ın hidayet ettikleri müstesna, Allah ise kime hidayet edeceğini en iyi bilendir.
Onlar öylesine hain ve ikiyüzlü insanlardır ki yakaladıkları her fırsatta Müslümanları madden ve manen yıpratmak, önlerini kesmek için her türlü hainliği ve ihaneti yapmaktan çekinmezler. Savaşta ve işgalde bile aynı safta oldukları halde gerçek Müslümanlar zafere ulaşmasın ve İslam hükmetmesin diye bir de bakarsın Müslümanları arkadan vurup kâfirlerle işbirliği yaptıklarına şahit olursun. Tarih bu ihanetlerin örnekleri ile doludur.

Ey Müslüman bu münafıkları iyi tanı!
Onların elebaşları olan Medine münafığı Abdullah bin Ubey bin Selul ve adamları Allah Resulü için bakın ne söylemişti:
-“Medine’ye döndüğümüz zaman üstün olan alçak olanı mutlaka çıkaracaktır!” diyorlar. Oysa üstünlük Allah’a, resulüne ve inananlara aittir. Ne var ki ikiyüzlüler bunun bilincinde değiller.” (Münafikun Suresi: 8)

Abdullah bin Ubey bin Selul ve adamları Medine’ye döndüklerinde ilk fırsatta Allah resulünü ve Müslümanları Medine’den süreceklerini söyleyerek içlerindeki kin ve düşmanlığı kusuyordu. Şimdiki münafıklar da “Kahrolsun şeriat, şeriatçılar dışarı…” diyerek aynı minval üzere devam ediyorlar.
O münafıklar keşke bilselerdi
Her türlü izzet, şeref ve üstünlük Allah’a, dolayısıyla rasulüne ve inananlara aittir; bunu keşke bilselerdi.

Ey Müslüman;
Öyleyse mal, mülk ve çoluk çocuk seni aldatmasın ve Allah yolundan alıkoymasın. Ki dünya ve ahirette kaybedenlerden olamayasın. O hâlde; her an ölecekmiş gibi hazırlıklı ol. Kâfirlere ve münafıklara uyma, onlara karşı uyanık ve dikkatli ol. Onların içi boş yaldızlı sözlerine, şeytani icraatlarına aldanma; onlar bu gün ak dediklerine yarın kara derler. Çünkü onlar heva ehlidir.

Öyleyse!

Müsennif VELİOĞLU