O Takva Sahipleri

İslam ile şereflenen Müslüman Kardeşim;
Senin örnek alıp takip etmen gereken kişiler, insanlık tarihi boyunca tevhid sancağını elden ele taşıyan peygamberler, ashabı kiram ve onların izinden kıyamete kadar yürüyen âlimler, şehitler ve salih kimselerdir.
Onlar;

Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, ahiret gününe ve kadere inanırlar; gayba iman ederler, namazı kılarlar, zekâtlarını verirler, Allah yolunda infak ederler. Yakın akrabaya, fakirlere, yetimlere ve yolda kalmışlara yardım ederler. İnsanlara iyilik yaparlar. Mallarından isteyenlere ve yoksullara verirler. Allah için mallarıyla ve canlarıyla cihat ederler. Geceleri az uyuyup seher vakitlerinde Allah’tan bağışlanma dilerler. Öfkelerine hâkim olup affedicidirler. Verdikleri sözü yerine getirirler. Yapacakları işleri aralarında istişare ederler. Sabır sahibidirler. Kötülük yaptıkları veya nefislerine zulmettikleri zaman Allah’ı hatırlayarak tövbe ederler ve günahlarının bağışlanmasını dilerler. Kötülükte ısrar etmezler. Doğru söz söylerler, dosdoğru olurlar. Rablerinin davetine icabet eder, hesap gününden korkarlar. Irzlarını korurlar. Boş şeylerden yüz çevirirler. İyilikte yardımlaşıp kötülüğü iyilikle savarlar. İyilik etmeleri nedeniyle Allah’ın sevgisini kazanırlar. Zulme uğradıklarında -haddi aşmadan- yardımlaşarak haklarını alırlar. Muhsin ve salih amel sahibi kimseler olup onlar hidayet üzeredirler…
İşte senin örnek alıp takip etmen gereken kişiler muvahhit, muttaki ve takva sahibi kimseler bu müminlerdir. Onlar Allah’ın hidayet ile şereflendirdiği küfrün karanlığından çıkarıp tevhidin nuruna kavuşturduğu müminlerdir. O takva sahipleri hakkında

Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır;

“Onlar, gayba inanırlar, namazı kılar ve kendilerine verdiğimiz rızıktan harcarlar. Yine onlar hem sana, gönderilene, hem de senden önce gönderilenlere inanırlar. Ahiretin varlığına da tüm kalpleriyle iman ederler. İşte, Rablerinin gösterdiği dosdoğru yolda yürüyenler onlardır, kurtuluşa erecek olanlar da yine onlardır.” (Bakara Suresi: 3-5)

“Yüzünüzü doğuya veya batıya çevirmeniz erdemlilik değildir. Asıl iyi kişi odur ki; Allah’a, ahiret gününe, meleklere, kitaplara ve peygamberlere inanır. Sevgi duymasına karşın malını yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışlara, yardım isteyenlere ve köleler uğrunda harcar. Namazını dosdoğru kılar, zekâtını verir. Bir de söz verdiği zaman sözünde duranlar hele o sıkıntı, hastalık ve savaş zamanlarında sabredenler var ya… İşte doğru sözlü olanlar onlardır, korunanlar da yine onlardır.” (Bakara Suresi: 177)

“Sabreden, doğruluktan ayrılmayan, gönülden boyun eğen, harcayan ve seher vakitlerinde bağışlanma dileyen.” ( l-i İmran Suresi: 17)

“Onlar ki; hem bolluk, hem de darlık zamanında harcarlar. Öfkelerine hâkim olurlar ve insanları bağışlarlar. Allah da iyilik eden kimseleri sever.” ( l-i İmran Suresi: 134)

“Yine onlar bir kötülük işledikleri ya da kendilerine zulmettikleri zaman hemen Allah’ı hatırlayıp günahlarının bağışlanması için O’na yalvarırlar. Günahları Allah’tan başka kim bağışlayabilir? Bir de onlar bile bile yaptıklarında ısrar etmezler.” ( l-i İmran Suresi: 135)

“Müminler ancak o kimselerdir ki; Allah anıldığı zaman yürekleri ürperir, kendilerine Allah’ın ayetleri okunduğu zaman bu onların inancını artırır ve onlar; Rabb’lerine dayanıp güvenirler. Onlar ki namazı kılarlar ve kendilerine bağışladığımız nimetlerden harcarlar.” (Enfal Suresi: 2-3)

“Allah’a ve ahiret gününe iman edenler mallarıyla ve canlarıyla cihada katılmaları söz konusu olduğunda senden izin istemezler. Allah sakınan kimseleri çok iyi bilir.” (Tevbe Suresi: 44)

“İnananlar kesinlikle kurtuluşa ermişlerdir! Onlar ki namazlarında huşu içindedirler. Onlar ki boş ve yararsız şeyden yüz çevirirler. Onlar ki zekâtı yerine getirirler. Onlar ki iffet ve namuslarını korurlar. Ancak eşleri ya da sahip oldukları savaş esiri cariyeler hariç, çünkü onlar hanımlarıyla veya cariyeleriyle olan ilişkilerinden dolayı asla kınanmazlar. Ama her kim de sınırları aşmaya kalkışırsa işte onlar sınırı aşmış olanlardır! Ve o müminler ki emanetleri korur, verdikleri sözü de mutlaka yerine getirirler. Onlar ki namazlarını korurlar.” (Müminun Suresi: 1-9)

“Onlar, büyük günahlardan ve yüz kızartıcı suç işlemekten kaçınan ve öfkeye kapıldıkları zaman affetmesini bilenlerdir. Onlar, Rabblerinin çağrısına kulak veren, namazı dosdoğru kılan, işlerini aralarında danışarak karara bağlayan ve kendilerine bahşettiğimiz nimetlerden Allah için yoksullara harcayanlardır. Onlar bir haksızlığa uğradıkları zaman kendilerini kahramanca savunan ve zalime karşı durarak daima mazlumun yanında yer alanlardır.” (Şura Suresi: 37-39)

“Gecenin az bir kısmında uyurlardı. Ve seher vakitlerinde bağışlanma dilerlerdi. Mallarında isteyenlerin ve yardıma muhtaçların da hakkı olduğunu bilir, onların payını mutlaka ayırırlar.” (Zariyat Suresi: 17-19)

“Onlar namazlarına devam edenlerdir. Onlar mal ve servetlerinde, dilenenlerin ve onurlu davranıp dilenmedikleri için zengin zannedilen ve bu yüzden yardım ve sadakadan mahrum kalanların da hakkı olduğunu asla unutmayan cömert ve fedakâr kullardır. Onlar, Hüküm Gününü tasdik edenlerdir. Onlar Rabblerinin azabından korkanlardır. Çünkü Rabblerinin azabına karşı hiç kimse kendisini tam olarak güvende hissedemez. Onlar iffet ve namuslarını koruyanlardır.” (Mearic Suresi: 23-29)

“Onlar sözlerini yerine getirir, tehlikesi saracak olan günden korkarlar. Sevgi duydukları hâlde yoksulu, yetimi ve esiri doyururlar.” (İnsan Suresi: 7-8)

Tevhidin nuruyla yolunu aydınlatan kişi ile küfrün karanlıklarında bocalayıp yolunu şaşıran kişi hiç bir olur mu? Elbette hayır, öyleyse;

Tevhidin nuru, küfrün karanlığı nasıl bir şeydir hayattan bir misal ile görmek ister misin?

Müsennif VELİOĞLU