Kadın Nerde ve Nasıl Çalışmalıdır?

Allah, kadınlara evlerinde oturmalarını emretmektedir. Çünkü onların asıl faaliyet alanı evin dışı değil, evin içidir. Dolayısıyla evli her kadının zaten bir işi vardır. Evinin sultanı olan bir kadın için bu öylesine kutsal ve değerli bir vazife ki cephede savaşan bir mücahidin yaptığı işe denk bir vazifedir.

Enes radıyallahu anh’dan rivayet edildiğine göre kadınlar peygambere sallallahu aleyhi ve sellem gelerek şöyle bir şikâyette bulunurlar:
“Bütün sevapları erkekler kazanıyor: Savaşa gidiyorlar ve Allah yolunda büyük ameller işliyorlar. Savaşa gidenlerin sevabını kazanmak için bizim ne yapmamız lazım? ”

“Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şu cevabı verdi: “Sizin aranızda evinde oturan savaşa giden kadar sevap kazanır.” (Bezzar rivayet etmiştir.)

Savaşa giden bir mücahit evinde her şeyin yolunda olduğundan karısının eve ve çocuklara baktığından ve karısının yokluğunda kendisini aldatmasının imkânsız olduğundan emin olursa ancak huzur içinde savaşabilir. Savaşa giden kocasına bu emniyet ve huzuru veren kadın, evde oturduğu halde cihad etmiş sayılır. Kısaca: Kadının işi, aşı ve cihadı kendi evidir; çocuklarıdır ve eşidir.

Allah Teâlâ erkekleri hanımlar üzerine amir ve yönetici olarak belirlemiştir. Yaratılışı daha güçlü, cesaretli ve dayanaklı olan erkek, bu görev için daha uygundur. Bu yetkinin yanında erkeklere birde ailenin geçimini sağlama sorumluluğu verilmiştir.

Allah mümin kadınların iffet, edep ve vakar içinde evlerinde oturmalarını emrediyor. Çünkü kadının asıl faaliyet alanı evidir. Kadın, bir ihtiyaç için dışarı çıkması icap ederse tesettüre riayet ederek dışarı çıkması emrediliyor.

Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır:

“Erkekler, hanımlar üzerinde yöneticidirler. Çünkü Allah, bazılarını diğerlerinden daha üstün kılmıştır. Ayrıca erkekler mallarından harcama yaparlar. O hâlde iyi kadınlar, itaat eden ve Allah’ın koruduğu gizlilikleri koruyan kadınlardır…” (Nisa Suresi: 34)

“(İffet ve edebinizle, vakar içinde) evlerinizde oturun. (Çünkü kadının asıl faaliyet alanı evidir.) Eski cahiliye gibi süslenip püslenerek sokağa çıkmayın! Namazı güzelce kılın, zekâtı verin, Allah’a ve Resulüne itaat edin! Ey ev halkı, Allah ancak kirlerden sizi arındırıp tertemiz kılmak istiyor.” (Ahzab Suresi: 33)

Bu ayetlerde açıkça görüldüğü gibi kadın kocasına itaat etmesi emredilmektedir. Kadının çalışmasına kocası izin vermiyorsa kadın çalışma hakkına sahip değildir. Kocasının kazancıyla idare etmesi şart olur. Kocası bir kadının çalışmasını istese bile bazı şartlar yerine getirilmiyorsa kadının çalışması yine caiz değildir. Bunlar:
Allah Teâlâ’nın kesin emri olan tesettüre kadın her ne şartta olursa olsun riayet etmek zorundadır. Tesettüre ve mahremiyete riayet edilmeyen ortamlarda kadının çalışması haramdır.
Bir kadının yabancı bir erkeğin evinde veya iş yerinde çalışması, kapalı bir yerde yabancı erkeklerle yalnız kalacak şekilde çalışması halvet olduğundan böyle ortamlarda kadının çalışması haramdır.

Kadın vakarını ve ciddiyetini daima korumalıdır. Kadının mahremi olmayan erkeklerle karışık çalışılan ve laubali ilişkiler olan ortamlarda kadının çalışması haramdır.

Kadının yaptığı iş kadınlara mahsus işlerden olması, kadının onurunu, izzetini ve edebini rencide edecek türden işler olmamasına dikkat edilmelidir. Yapılan iş bu hassasiyeti sağlamıyorsa kadının bu işi yapması haramdır.

Bir kadın kocasının izni olmadan kendi evi dışında bir işte çalışamaz. Bir kadının, kocasının İslam’a aykırı olmayan isteklerine uyması dinimizin emirlerindendir. Kocası çalışmasına izin vermiyorsa kadın çalışamaz.

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

“Hangi kadın, kocası kendisinden razı olarak vefat ederse cennete girer.” (Tirmizi )

“Kadınların en hayırlısı: Bakıldığında temizliği ve güler yüzlülüğüyle seni sevindiren, neşelendiren, bir şey emrettiğinde yerine getiren, itaat eden, sen yokken nefsini ve senin malını koruyan, hoşlanmadığın tutum ve davranışlardan uzak kalan kadındır.” (Nesâî, Nikâh 14)

Ancak bazı iş kollarında ise kadınların çalışması zaruri ve gereklidir. Çünkü bu işler kadınlara mahsus işlerdir. Bu işlerde erkeklerin çalıştırılması uygun değildir. Bu işler için kadınların eğitilip yetiştirilmesi ve organize edilmesi İslam toplumunun bir vazifesidir. Kadınlar hangi işte ve nasıl çalışmalıdır, Birkaç örnek verirsek;

Kadın hastalar için: Doktor, ebe, hemşire, sağlık personeli. Kadın ve çocukların eğitiminde: Eğitmen, hoca.
Kadınlara Hac ve Umrede rehberlik edecek hoca,

Yetimhanelerde bebek ve çocukların bakımı için görevli,
Kız yurtlarında eğitmen ve görevli,
Kadınlar için kadın terzi,
Kadın ve çocuk giyim için kadın esnaf,
Kadınları ilgilendiren kamusal ve sosyal işler… Vs.

Buna benzer iş kollarında kadınlar çalıştırılmalı, özel durumlarda erkekler destek olmalıdır. Kadının çalıştığı iş ortamında mümkün olduğunca mahremiyet sağlanmalı. Her türlü istismar ve tacize fırsat vermeyecek güvenli ortam olmalıdır. Çalışan kadının mesaisi mümkün olduğunca tam mesai değil yarım mesai olmalıdır. Bundan şu iki şey hedeflemelidir.

Kadının çalışacağı iş kolları az olduğu için başka kadınların da çalışması sağlanmalı.

Kadın evini, çocuklarını ve eşini ihmal etmemesi sağlanır. Çünkü her kadının asıl işi çocukları ve evidir.

Kadınların çalışması konusunda bu temel kaidelere uyulmayıp beşeri sistemlerin yaptığı gibi “Kadınlar da erkekler gibi her işi yapar.” diyerek kadınların çalışması konusunda kaide ve sınır tanımadan sınırsız ve sorumsuz bir şekilde kadınlar iş hayatına sürülürse neler olur?

Müsennif VELİOĞLU