Kadın Dövülür mü? Dövülmez mi?

Allah Teâlâ kadınların haklarının korunmasını, güzelce muamele edilmesini, sevgiyle yaklaşılmasını ve insaflı olunmasını emrediyor. İslam’ın kadınlara verdiği hakların gasp edilmesini, zulmedilmesini ve kötü muamele edilmesini ise yasaklıyor. Yine kadınlarda da eksiklikler ve hoşa gitmeyen hususların olabileceğini bildirerek sırf bu yüzden kadınları boşamaya veya eziyet etmeye kalkışılmamasını istiyor ve şu ayrıntıya dikkat çekiyor.

Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır;
“…Hanımlarınıza güzel davranın. Onlardan hoşlanmayacak olsanız bile, sizin hoşlanmadığınız bir şeyi, Allah pek çok hayra sebep kılmış olabilir.” (Nisa Suresi: 19)

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ise şöyle buyurmuştur:

“Kadınlarınızı üzmeyin! Onlar, Allah Teâlâ’nın sizlere emanetidir. Onlara yumuşak olun, iyilik edin!” (Müslim)
“Müslümanların iman yönünden en üstünü, ahlakı en güzel olanı, hanımına, en iyi, en lütufkâr davranandır.”(Tirmizi)

“Müslümanların en iyisi, en faydalısı, hanımına en iyi, en faydalı olandır. Sizin aranızda hanımına karşı en iyi ve en hayırlı olan benim.” (Nesai)

“Kendi yediğinden hanımına da yedir, kendi giyindiğin gibi ona da giydir, ona yüzünü ekşitme, kaşını çatma ve dövme!” (Ebu Davud)

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem veda hutbesinde ise şöyle buyurmuştur:

“Ey insanlar! Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu hususta Allah’tan korkmanızı tavsiye ederim. Siz kadınları, Allah’ın emaneti olarak aldınız ve onların namusunu kendinize Allah’ın emriyle helal kıldınız. Sizin kadınlar üzerinde hakkınız, kadınların da sizin üzerinizde hakkı vardır…” Diye buyurmuştur.

Kadınların haklarının korunması ve kadınlara karşı güzel muamele yapılmasını emreden bu din kadınların dövülmesi hususunda ne dediğine gelirsek. Sadece kadınlar değil hiçbir insanın dövülmesi istenmez ve bu hoş değildir. Haksız yere bir insanın dövülmesi kişiyi aşağılamaktır ve kişiye büyük bir zulümdür. Ancak bazen de kişinin dövülmesi kaçınılmaz olabiliyor veya kişi bunu fazlasıyla hak edebiliyor. Bu sebepten son seçenek ve haddi aşmamak şartıyla gerekiyorsa erkekte dövülür, çocukta dövülür ve kadında dövülür. Ancak dayak her zaman son seçenek olmalı, zulme ve psikopatlığa dönüştürülmemelidir. Her meselede olduğu gibi dayak konusunda da insanlar ifrat ve tefrite düşmemelidir. Çünkü “Allah, haddini aşanları ve zulmedenleri sevmez.”

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:
“Allah’ın kulları olan kadınları dövmeyin!” (İbni Mace, Dârimî)

“Bir mümin, hanımının kötü huyuna kızmasın! Onun iyi huyu da olur.” (Müslim)

“Gündüz karısını köle gibi kırbaçlayan birisi akşam onunla aynı yatağa nasıl girecek?” (Buhari, Ebu Davud)

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem kadınların haksız yere dövülmesini yasaklayarak bu işi yapanların hayırsız ve zalim olduklarını vurgulamıştır. Bu sebepten kadınların haklarını gasp edenlerin ve haksız yere kadınları dövenlerin engellenmesi gerekir. Edepli, itaatkâr ve mazlum kadınları değil dövmek, onları üzmek bile caiz değildir.

Ancak serkeş, isyankâr ve zalim kadınlara nasıl bir muamele yapılması gerektiğinin de bilinmesi ve ona göre muamele edilmesi de gerekir. İslam mala, cana ve namusa ihanet edenlere ağır cezalar vermektedir. İslam kadınların bu tür suçlara yönelmesini yolun başında önlemeyi hedeflemektedir. Bu tür kadınları ıslah etmek için kocası evvela nasihatler ederek, sonra yatakta yalnız bırakarak ve buda olmazsa iş boşanmaya varmadan son ümit belki ıslah olur ümidiyle hafifçe dövülmesine izin vermiştir.

Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır;
“Erkekler, hanımlar üzerinde yöneticidirler. Çünkü Allah, bazılarını diğerlerinden daha üstün kılmıştır. Ayrıca erkekler, mallarından harcama yaparlar. O hâlde, iyi kadınlar, itaat eden ve Allah’ın koruduğu gizlilikleri koruyan kadınlardır. Çirkin davranışlarından korktuğunuz kadınlara gelince, onlara nasihat edin, onları yataklarında yalnız bırakın, onları hafifçe dövün. Eğer size itaat ederlerse, onları incitmeye kalkmayın. Allah yücedir, büyüktür.” (Nisa Suresi: 34)

Bu ayeti daha iyi anlayabilmek için birde kısa tefsiri ile okuyalım;

“Erkekler, hanımlarını koruyup gözetmekle yükümlü olup, onlar üzerinde âmir ve yöneticidirler. Çünkü Allah, insanlardan bazılarını yaradılışça diğerlerinden daha üstün kılmıştır. Daha güçlü, cesaretli ve dayanaklı olan erkek, bu görev için daha uygundur. Tabiatı gereği kadın duygusal, yufka yürekli, zayıf ve narin olduğundan, aileyi yönetme ve onu dış tehlikelerden koruma görevi onun sırtına yüklenmemelidir. Ayrıca erkekler, çalışıp para kazanmak ve mallarından harcama yaparak ailenin geçimini sağlamakla yükümlüdürler. Yükümlülük de aynı oranda yetki gerektirdiğinden, aile reisi erkek olmalıdır.

O hâlde, iyi kadınlar, Allah’a gönülden boyun eğen, İslâm’a aykırı bir istekte bulunmadıkları sürece kocalarına itaat eden ve Allah’ın koruduğu ve korunmasını emrettiği namuslarını, aile içi mahremiyet ve gizlilikleri koruyan kadınlardır.

Yuvanızın yıkılmasına sebep olabilecek çirkin ve iffetsizce davranışlarından korktuğunuz kadınlara gelince, onlara önce, Allah’ı ve ahiret gününü hatırlatarak ve yaptıkları çirkin davranışların mutlaka cezalandırılacağı konusunda kendilerini uyararak güzelce nasihat edin. İsyankârlıklarından vazgeçmezlerse, sizi kaybettikleri takdirde neler hissedeceklerini onlara göstermek için, bir süre ilginizi azaltarak onları yataklarında yalnız bırakın, bu da fayda vermeyecek olursa, bir aile faciasını önlemek için son çare olarak, gerekirse onları hafifçe dövebilirsiniz. Eğer bundan sonra size itaat ederlerse, geçmişte olanları affedin; önceki kusurlarını bahane ederek onları incitmeye kalkmayın. Unutmayın ki, sizin birçok günahınızı affeden ve sizden çok daha güçlü olan Allah yücedir, büyüktür. (Nisa Suresi: 34)

Bir evde huzursuzluk varsa Kur’an’ın bize önce Allah’ı ve ahiret gününü hatırlatarak ve yaptıkları çirkin davranışların mutlaka cezalandırılacağı konusunda kendilerini uyararak güzelce “nasihat edin” diyor.

İsyankârlıklarından vazgeçmezlerse, sizi kaybettikleri takdirde neler hissedeceklerini onlara göstermek için, bir süre ilginizi azaltarak “onları yataklarında yalnız bırakın” diyor.
Bu da fayda vermeyecek olursa, bir aile faciasını önlemek için son çare olarak, gerekirse onları hafifçe “dövebilirsiniz” diyor.

Eğer bundan sonra size itaat ederlerse, geçmişte olanları affedin; önceki kusurlarını bahane ederek “onları incitmeye kalkmayın” diyor. Dövmekte fayda vermiyorsa hoş görülmese de boşanmanın kapısı aralanmış demektir. Allah korusun. ” (Nisa Suresi: 34)

Bu ayeti kerimede aile hukukunu bozan ve kocasına başkaldıran kadına karşı erkeğin yapabilecekleri öğüt vermek, yatakta yalnız bırakmak ve en son aşamada dövmek olarak sıralanmıştır. Ailede problem çıkaran kadınların ıslah edilmesi için öğüt verilmesi, yatakta yalnız bırakılması gibi tedbirler problem olarak görülmezken kadının dövülmesi bazı çevreler tarafından şiddetle eleştirilmektedir. Ancak bu konuda şu husus unutulmaktadır. Bir kadın aile hukukunu hiçe sayacak, kocasına başkaldıracak isyan edecek ahlaksızlık ve edepsizlik yapacak, kocasının her türlü nasihat ve uyarasılarını dinlemeyecek, kocasının yatağını ayırması küsmesi bile yola getirmiyorsa boşanmadan önce son bir hamle olarak belki uslanır diye hafifçe dövülmesi makul ve mantıklı bir durumdur. Hiçbir erkek hanımıyla bu aşamaya gelmeyi ve boşanmayı arzu etmez ancak kadın serkeş, isyankâr ve zalimlik yapıyorsa bu kadını nasihat ve yatak müeyyidesi bile yola getirmiyorsa boşanmadan önce son çıkış olarak hafifçe dövülmesi uygun olabilir. Bu dövme ise şiddet ve işkence olarak değil kadını yola getirmek amacıyla kadına zarar vermeden, iz bırakmadan, yüzüne vurmadan kırıp dökmeden hafifçe olabilir. Bir kadın bunla da ıslah olmuyor ve yola gelmiyorsa meşru ve güzellikle boşanmaktan başka bir çare kalmamış demektir.

Yaratan yarattığı şeyi bilmez mi? İnsanı bir damla sudan yaratan, sonra onu aşamadan aşamaya geçirerek varlık sebebine uygun mükemmel bir şekilde var eden, bedenini ve ruhunu, hem kendi içinde hem de dış dünya ile uyumlu ve ölçülü yapan en güzel surette şekillendiren. Allah İnsanın neye ihtiyacı olduğunu, nasıl yönetileceğini, nasıl terbiye edileceğini, nasıl ıslah edileceğini en iyi bilendir. Böyle bir kadının bu aşamada hafifçe dövülmesine âlemlerin Rabbi olan Allah ruhsat veriyorsa bunun sebebi, hikmeti ve faydası mutlaka vardır. Çünkü neyin faydalı, neyin zararlı olduğunu en iyi “Allah bilir, siz bilemezsiniz.”

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ise veda hutbesinde şöyle buyurmuştur:

“Ey İnsanlar! Kadınlarınızın sizler üzerinde hakları, sizin kadınlarınız üzerinde haklarınız vardır. Sizin onlardaki hakkınız, minderinize sizden başkasını oturtmamaları, meşru tavsiyelerinizde size karşı çıkmamaları, hoşlanmadığınız kişileri izniniz olmadan eve sokmamaları, kötü söz söylememeleri kötü fiil ve davranışta bulunmamalarıdır. Şayet bunları yaparlarsa, Allah onları engellemenize, sıkıştırmanıza yataklarında tek başlarına bırakmanıza ve hafifçe, incitmeden vurmanıza izin vermiştir. Bunlardan vazgeçer ve size itaat ederlerse, meşru, örfe uygun ölçüler içerisinde rızıklarını ve giyimlerini sağlama sorumluluğunuz var. Kadınların iyiliğini isteyin, durumlarının iyileşmesi için çaba sarf edin. Çünkü onlar müşterek hayatın gereği kendileri adına bir şey yapma gücüne ve imkânına sahip olmayan, sizinle birlikte yaşamak mecburiyetinde olan hayat arkadaşlarınızdır. Siz onları Allah’ın emaneti olarak aldınız. Allah’ın emri ve hükmüyle onlarla ilişkiyi helal edindiniz. Eğer haklarını ararlar, sorumluluklarına riayet ederlerse onlara tavır takınmanıza, cezalandırmaya hakkınız yoktur. Onların serkeşliğinden ve şiddete başvurmasından endişe ederseniz, onlara öğüt verin ve yataklarınızı ayırın. Aşırı gitmeden hafifçe vurun. Onların yiyeceği ve giyimi konusunda cömertçe her türlü iyilik ve ihsanda bulunmanız, onların haklarıdır. Kadınların haklarına riayet konusunda Allah’ın emirlerine yapışın, azabından korunun, onların iyiliğini isteyin, durumlarının iyileşmesi için çaba sarf edin. Hanımlarınız, sizlerin izni ve bilgisi olmadıkça, evinizin mali imkânlarını cömertçe harcamasınlar. Sözlerimi iyice anlayarak hatırınızda tutun.”

Kadının dövülmesi üzerinden İslam’a saldıranlara şunu tavsiye ederiz. İslam şeriatı ile yönetilmeyen laik, demokrat ve Kemalist rejimle yönetilen bu coğrafyada yaklaşık 56 genelevin olduğu söyleniyor. Yine bar, pavyon ve meyhane gibi batakhanelerde binlerce kadının izzet ve namusu pazarlanıyor. Fahişelik yapan kadınların sayısının 150 binin üzerinde olduğu söyleniyor. Kadın haklarını savunduğunu iddia eden çevreler neden bundan rahatsız olmuyor gündeme getirmiyor ve bu bataklığı kurutmaya çalışmıyorlar. Tüm bu çirkef şeyler laikliğin, demokrasinin ve Kemalizm’in ürünüdür çünkü bu coğrafya bir asırdır bu rejimle yönetiliyor.

Ey zalimler; Sizler hep suçlulardan, namussuzlardan ve zalimlerden yana mı olacaksınız birde İslam’a bakın suçlulara, namussuzlara ve zalimlere nasıl cezai müeyyideler veriyor. Mazlumların hakkını en iyi şekilde savunuyor ve suçlulara hak ettikleri en uygun cezayı veriyor. Üstelik bu cezalar adaletli, caydırıcı ve ıslah edici cezalar…

Müsennif VELİOĞLU