Kadın Cinsel Yönden Eksik Yaratılmıştır

Cenab-ı Hak, kadını ve erkeği gerek bedenen, gerekse duygusal açıdan farklı yaratmıştır. Bazı hususlarda erkekleri, bazı hususlarda kadınları üstün vasıflarda yaratmıştır. Böylelikle Allah Teâlâ her cinse farklı istidat ve özellikler vererek dengeyi sağlamıştır. Örneğin; Kadınlar erkeklere göre daha narin, kibar ve duygusaldırlar. Buna mukabil kadın cinsel yasamda ise üç yönden erkeğe göre eksik yaratılmıştır. Bunun böyle olmasının elbette birçok sebep ve hikmetleri var.

Birincisi;
Her ay vuku bulan aybaşı halidir. Buna başka bir ifade ile adet görmede denir. Adet görme bir genç kızın ergenliğe girmesinin işareti olup, bu hanımların rahminden her ay düzenli aralıklarla gelen kanı ifade eder. Bu aynı zamanda cinsel ilişkiye engel olan bir kirlilik ve kadına eziyet veren bir çeşit hastalıktır. Kadınlarda adet görme yaşı kadının fiziki gelişimi, psikolojik durumu ve iklimin sıcaklığına bağlı olarak değişir. Kadınların âdet görme yaşı sıcak iklimlerde ortalama 9-10 yaşlarından itibaren başlar, Türkiye şartlarında ortalama 11-12 yaşlarında başlar ve kutuplara doğru gidildikçe 13-14 yaşlarına kadar çıkabilir. Bu hastalık süresi her ay üç günden altı – yedi güne kadar uzayabilir.

İnsanlık her konuda olduğu gibi kadınların adet görmesi konusunda da ifrat ve tefrite varan sapmalar yaşamaktadır. Örneğin: bir kesim adet gören kadını toplumdan tecrit etmiş, sofrasını ve kocasıyla yatağını ayıracak kadar olayı abartmıştır. Bir başka kesim ise adet gören eşiyle cinsel ilişkiye girmeyi normal karşılayacak kadar iğrençleşip pisliğe batmıştır.

İslâm’a göre adetli kadın kocasıyla cinsel ilişkiye girmesi haramdır. Adet halinde cinsel ilişki dışındaki olağan karıkoca ilişkileri devam eder. det kanaması tamamen kesildikten sonra cinsel ilişki yapılabilir. Günlük hayat içerisinde yalnızca bazı ibadetleri yerine getiremez. Bunun dışında kadının adetli olması sosyal ve insani ilişkilerine tesir etmez.

Adetli kadın namaz abdesti alabilir, tespih çekebilir, günlük dua ve zikirlerini yapabilir, Kur’an-ı Kerim’de geçen duaları ezberden okuyabilir. Öğretici konumundaysa Kur’an’a el sürmeden, Kur’an öğretebilir. Bunun dışında toplumsal hayatta, günlük rutin işlerini yapabilir, diş dolgusu vb. durumlar da buna dâhildir. Kesinlikle toplumdan, akıp giden hayattan tecrit edilmez, dışlanmaz, hayatını normal akışında sürdürür.

Bunun örneklerini Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem’in hayatında görmekteyiz: Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hanımları adetliyken onların içtikleri bardaktan su içmiş, hanımı omzuna yaslanmış halde Kur’an-ı Kerîm okumuş, onlarla aynı yatakta yatmış, velhâsıl hiçbir şekilde o dönemlerinde onları tecrit etmemiş ve incitmemiştir.

Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:
“Sana, kadınların ay hâlini soruyorlar. De ki: “Bu, bir hastalık hâlidir. O hâlde, ay hâli sırasında kadınlarınızdan uzak durun, temizleninceye kadar onlara yaklaşmayın. İyice temizlendikleri zaman, Allah’ın emrettiği şekilde onlara yaklaşabilirsiniz. Allah, kendisine yönelip tövbe edenleri ve temizliğe düşkün olanları çok sever.” (Bakara Suresi: 222)

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’den şunlar nakledilmiştir:

Aişe radıyallahu anha şöyle anlattı:
İçimizden (müminlerin annelerinden) birisi hayızlı olduğu zaman Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem ona emrederdi. O da bir izar (fûta) bağlardı. Sonra kendisi kadınla mübaşeret ederdi. (Müslim)

Meymune radıyallahu anha şöyle anlattı:
Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem kadınlar hayızlı bulundukları zaman onlarla izar üstünden mübaşeret ederdi. (Müslim)

Ümmü Seleme radıyallahu anha şöyle anlattı:
Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem ile beraber bir abaya bürünmüş yatıyorduk. Derken âdetimi gördüm. Yavaşçacık sıvışıp hayızlı iken giydiğim elbisemi giydim. Allah Resulü bana: detin mi geldi? Diye sordu. Evet, dedim. Bunun üzerine beni çağırdı. Saçaklı kadifenin altında kendileriyle birlikte yattım. (Ümmü Seleme) kendisi dedi ki: Ümmü Seleme ve Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem cünüplükten çıkmak için bir kap içinde yıkanırlardı. (Müslim)

Aişe radıyallahu anha şöyle anlattı:
Ben hayızlı iken Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem (mübarek) başını kucağıma yaslar, sonra Kur’an okurdu. (Müslim)

Aişe (radıyallahu anh.)’nın anlattığına göre, bir kadın kendisine: “Temizlendiğimiz zaman kıldığımız mutad namaz bize yeter mi (Hayızlı iken kılamadıklarımızın kazası gerekir mi?)” diye sormuş, o da şu cevabı vermiştir:

“Sen Harûriyye (Hârici)misin? Biz Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’la beraberken ay hali gördüğümüzde, tutamadığımız oruçları kaza etmemizi söylerdi, fakat namazların kazasını söylemezdi.” (Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi)

Ebu Rafi’nin radıyallahu anh anlattığına göre:
Ebu Hureyre cünüp iken Medine sokaklarının birinde Peygamber’e rastlamış ve onun yanından hemen uzaklaşarak gusül abdesti almıştı. Hz. Peygamber de bu sırada onu aradı ve geri döndüğünde: Nerede idin? Ey Ebu Hureyre! Diye sordu. Ebu Hureyre Ey Allah’ın Resulü! Bana rastladığınızda cünüp idim. Bu sebeple yıkanmadan sizinle oturmak istemedim, dedi. Bunun üzerine Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem: “Sübhanallah! Mümin (hiç) pis olmaz” buyurdu. (Müslim)

İkincisi;
Hamilelik ve lohusalık halidir. Hamileliğin özellikle son dönemlerinde ilişki sakıncalı olduğu gibi doğum sonrası yani lohusalıkta ise ilişki tamamen haramdır. Bu süre içinde lohusalık kanı kesilmeden cinsel ilişki haramdır.

Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

Enes radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem nifaslı kadınlar için kırk gün (temizlenme) müddeti belirledi. Ancak, daha önce temizlendiğini görenleri hariç tuttu.” (Değişik lafızlar için bakınız. (Ebu Davut, Tirmizi, İbnu Mace ve İmam Ahmed’in Müsned)

Üçüncüsü;
Kadınlar ortalama elli yaşlarında sonra hayız ve nifastan kesilme -çocuk yapma kabiliyetini yitirme- halidir. Menopoz olarak da adlandırılan bu devrede kadın cinsel istek ve arzularını zamanla tamamen kaybeder.

Böylece kadın neredeyse ömrünün yarısını işgal eden yaratılıştan kaynaklanan bu zafiyetler sebebiyle kocasının arzularına cevap veremeyecektir. Bu durumlarda erkek cinsel yönden tatmin olamadığı için büyük bir huzursuzluğa düşecektir. Şayet erkek çok eşli ise bir sorun yaşanmayacaktır. Böylece hem erkek tatmin olur, hem de kadın bedenen ve ruhen dinlenmesine imkân sağlanmış olacaktır.

Müsennif VELİOĞLU