İzzet İbrahim ed Duri kimdir?

İzzet İbrahim ed Duri kimdir?

İzzet İbrahim ed Duri (1942-2020) Iraklı siyasetçi, Saddam Hüseyin’in naibi ve dünürü, Sosyalist, Baas Partisi Irak kolunun lideri, Nakşibendiliğin Halidi kolunun Şeyhi.

1968’de Saddam Hüseyin’le beraber Baas Partisi’ni iktidara taşıyan darbeyi henüz 26 yaşındayken organize eden Duri bu tarihten 2003’te rejimin devrilmesine kadar devlet idaresinde git gide yükselir şekilde yer almıştır. Baas rejiminin bazı diğer önde gelenlerine göre nispeten pragmatist ve dindar bir ismi olarak görülen Duri, Saddam Hüseyin’in 1980’li yılların ikinci yarısından başlayarak Baas rejiminin “aşırı” laik yapısını ve söylemini terk etmesini sağlamış, yine rejimin Şii politikasını yumuşatmış, 1990’lı yıllarda Irak Şiileri arasında etkili olan Şii mercii Muhammed Sadık es-Sadr’ın Saddam rejimince ortaya çıkarılmasını ve desteklenmesini sağlamıştır.

Uzun yıllardır Nakşibendi Tarikatı’nın Halidi koluna mensup olan İzzet Duri, 1990’lı yıllarda Nakşibendi-Halidi Şeyhi olduğunu da iddia etmiş ve ölene kadar bu iddiasından vazgeçmemiş, bu konuda icazeti olduğunu belirtmiştir.

2003’te Irak’ın işgal edilmesinden ölümüne kadar yakalanmayan Duri 17,5 yıl saklanmayı başarmış, bu dönemde Saddam Hüseyin’in idam edilmesinin ardından Baas Partisi’nin başına seçilmiş, ‘Nakşibendi Tarikatı Erleri Ordusu’nu kurmuş, videolu ve sesli siyasi mesajlar yayınlamıştır.

Irak Baas Partisi yaptığı açıklamada İzzet Duri’nin 26 Ekim 2020’de doğal bir ölümle hayatını kaybettiğini duyurmuştur.

Doğumu, gençliği ve Baasçı oluşu

İzzet ed-Duri 1 Temmuz 1942’de Irak’ın Tikrit şehri merkezli Selahaddin İli’nde yer alan Dur kasabasında Sünni Arap bir ailede doğdu. Babası kasabanın buzhane işletmecisi olan İbrahim Halil ed-Duri’ydi. Irak’ta uygulanan isimlerin yanına baba ismi eklenmesi uygulamasıyla İzzet İbrahim ed-Duri olarak bilinecekti.

İzzet ed-Duri babasıyla çalıştığı yıllarda genç yaşlarında, 1951’de kurulan Baas Partisi’nin Irak koluna katılarak hemşerisi Saddam Hüseyin (1937-2006) ile beraber çalışmalarda bulundu. Şubat 1963’te Baas Partisi Nasırcılar ile yaptığı ittifakla darbeyle General Abdülkerim Kasım’ı devirerek iktidar ortağı olduysa da, Kasım 1963’te Nasırcıların iktidar içi yaptığı darbeyle tasfiye edilip yer altına çekildi.

İzzet Duri tüm bu dönemlerde Baasçı olarak çalışmalarına devam etti. Temmuz 1968’de gerçekleştirilen darbeyle Baas Partisi Irak’ın tek hakimi oldu, İzzet Duri bu tarihten 2003’te Irak’ın işgaline değin Irak yönetiminde kesintisiz yer alan isimlerden oldu.

Duri ikinci adam oluyor (1979)

İzzet Duri’nin önemi 1979’da dönemin cumhurbaşkanı yardımcısı Saddam Hüseyin’in kuzeni olan cumhurbaşkanı Ahmed Hasan el-Bekr’i (1914-1982) görevini bırakmaya zorlayıp yerine cumhurbaşkanı olmasıyla arttı. 16 Temmuz 1979’da cumhurbaşkanı olan Saddam Hüseyin aynı gün İzzet Duri’yi cumhurbaşkanı yardımcısı ve yine Saddam Hüseyin’in liderliğini devraldığı Devrim Komuta Konseyi’nin yardımcısı olarak atadı.

Bu tarihten itibaren İzzet Duri, Katolik Hristiyan Tarık Aziz (1936-2015) ve aslen Şırnak’tan Irak’a göç etmiş Kürt bir aileden gelen Taha Yasin Ramazan (1938-2007) rejimde ikinci adamlar olarak görüldü ve iktidar yarışına girdiler.

Duri ve İslam

İzzet Duri gençlik yıllarından itibaren diğer Baasçılara göre şahsi hayatında dindar olarak bilinen biriydi. Diğer Baasçıların aksine namazlarını düzenli kıldığı, içki tüketmekten kaçındığı aktarılırdı. Baasçıların dünya görüşü ve şahsi hayatlarında oldukça seküler olduğu 1960’lı ve 1970’li yıllarda Duri şahsi hayatında diğerlerinden oldukça farklı bir profil çiziyordu. Sosyalizmi savunmak ve Baas Partisi’nin laik karakterine kökten karşı çıkmamakla beraber Duri, Irak Baası’nın Irak ve Ortadoğu şartlarına göre çok laik kaldığını, daha dindar görünmesi gerektiğini düşünüyordu.

Yine Duri Sünni olmasına rağmen, Baas idaresinde yer alan pek çok Şii’nin aksine 1970’li yıllarda rejimle Şii Necef Havzası’nın gergin ilişkiler yaşamasından rahatsızdı, daha yumuşak yöntemlerle Necef Havzası’nın yönlendirilmesine taraftardı.

1970’li yıllarda bu görüşlerini rejim içerisinde açıktan çok dillendirmeye çekinen, dillendirdiğinde de itibar edilmeyen Duri, 1980’li yıllarda İran-Irak Savaşı’yla “dinle barışma” projesini Saddam Hüseyin’e telkin etmeye başlama fırsatı bulacaktı.

Savaş Irak’a sekülerizmi sorgulatıyor (1980’li yıllar)

Saddam rejimi 1980’de İran’la başlayan savaşını başlangıçta Arap ve Irak milliyetçiliği çerçevesinde sunmayı yeterli görmüştü. Fakat savaşın Irak aleyhine döndüğü 1982’de dini motivasyonun ve 'şehadet' duygusunun teşviki gerekliliği ortaya çıktı. Rejim, Irak idaresinin laik yapısı nedeniyle İslam Aleminde Sünni İslamcı hareketlerin de İran’ı desteklemesinden rahatsızdı. Bu sorunlar İzzet Duri’nin Saddam Hüseyin’e rejimin laik yapı ve söylemini törpülemesi ve dindar bir imaj vermesi konusundaki telkinlerinin önünü açtı.

Rejim Şii sorununu ve Necef Havzası’nı tartışıyor (1983)

2003’te Irak’ın işgalinin ardından Baas rejiminin ses veya yazılı olarak kayda alınmış pek çok üst düzey iç toplantısının ifşa edilmesiyle neleri ele aldığı da ortaya çıktı. 1983 tarihli bir toplantı kaydında rejimin en üst düzey isimleri Saddam Hüseyin liderliğinde İran-Irak Savaşı’nın devam ettiği bir dönemde ülkenin Şii sorununu ve Necef Havzası’nın durumunu tartışmaktaydı. 1969’dan itibaren Baas rejimiyle Necef Havzası’nın ilişkileri oldukça gergin geçmiş, ülkede yükselen Şii İslamcı hareketler bir müddet sonra rejime karşı silahlı mücadeleye, bombalı saldırılara girişmiş, 1980 itibariyle Necef Havzası’ndaki açıktan rejim muhalifi sesler susturulmuş, silahlı direniş de büyük ölçüde kırılmıştı.

Fakat rejimin sert tepkileri Necef Havzası’nı ve dindar Şiileri rejime tamamen küstürmek üzereydi. Bu dönemde rejim Havzanın lideri Şii mercisi Ebulkasım el-Hoyi’den (1899-1992) İran’a karşı savaşın cihad olduğuna dair bir fetva istemiş fakat alamamıştı.

2003 sonrası ifşa olan Irak rejiminin gizli toplantılarından: Kürt Meselesi (1988)

2003 sonrası ifşa olan Irak rejiminin gizli toplantılarından: 1991’deki Körfez Savaşı’nın başlangıcında bir toplantı

2003 sonrası ifşa olan Irak rejiminin gizli toplantılarından: İran-Irak Savaşı’nın hemen öncesinde İran ile artan gerilime ve savaş planlarına dair bir toplantı (16 Eylül 1980)

İzzet Duri: Şiilere yumuşayalım

Bu gelişmelerin ele alındığı 1983 tarihli toplantıda Baas yönetimindeki üst düzey Şiiler olan Sadun Hammadi (1930-2007) ve Muhammed Hamza Zubeydi (1938-2005) Necef Havzası’ndan zorla fetva alınması ve Şii siyasal hareketlere baskının artırılmasını savunurken Sünni olmasına rağmen İzzet Duri toplantıdakiler için şaşırtıcı tekliflerde bulundu:

“Hoyi’yi cihad fetvası için zorlamamalıyız. Havza’ya fazlasıyla baskı uyguladık. Daha ileri gidersek Necef Havzası kapanır ve Şiiliğin merkezi tamamen İran olur. Necef Havzası’nı baskıyla değil yumuşak üsluplarla yönlendirmeliyiz. Hoyi ve benzeri İranlı mercilerden rahatsızsak Iraklı Arap bir Şii merciyle anlaşalım, anlaşmamızda da ona rejim adına çalışmayı teklif etmeksizin sadece kırmızı çizgilerimizi bildirelim onu rejimi övmeye zorlamayalım. Havzayı kontrol altında ve İran etkisinden uzak tutsun, Irak ve Arap milliyetçisi mesajlar versin, bu Irak’ın maslahatı için yeterli olacaktır.”

Duri’nin baskıyı artırmama teklifine ikna olan Saddam Hüseyin, Hoyi’yi cihad fetvası vermeye ve Saddam rejimini övmeye zorlamaktan vazgeçti ve Necef Havzası’na baskıyı artırmama kararı aldı. Duri’nin Arap merci projesi ile ilgili o an fikir beyan etmeyen Saddam Hüseyin, bu projeyi 1991’de gerçekleşecek olan Körfez Savaşı’nın ardından Muhammed Sadık es-Sadr’ın (1943-1999) Necef Havzası’nın başına atanması ile hayata geçirecekti.

“Laikliğin bu kadarı Irak’a fazla” toplantısı (1986)

İzzet Duri’nin Saddam Hüseyin’e din ve siyaset ilişkisinde devam eden telkinleri Saddam Hüseyin üzerinde etkili olmaya başlamıştı. Yine 2003 sonrasında ifşa olan bir başka toplantı kaydına göre 1986’da Saddam Hüseyin’in talebiyle düzenlenen üst düzey bir gizli toplantıda Saddam Hüseyin açılışta Irak’ın “aşırı” laik yapı ve söyleminin İran tarafından kullanıldığını, İran’a karşı savaşta bu sebeple Sünni hareketlerden destek alınamadığını, Irak ve Ortadoğu değerleriyle barışılması gerektiğine belirtti. İzzet Duri, kendisinin telkin ettiği bu sözleri şiddetle destekleyen bir konuşma yaparken Tarık Aziz ve bazı isimler karşı görüşte olduklarını, Irak’taki laiklik seviyesinin korunması gerektiğini, taktiksel söylemlere girişilecekse bile ileri gidilmesinin zararlı olacağını belirttiler.

1986’dan itibaren rejimin medya organlarının İran-Irak Savaşı’na dair dilinde İslamileşme yönünde bariz bir değişim görüldü, Saddam Hüseyin konuşmalarında hafif bir dini dil kullanmaya başladı.

1988’de Irak bayrağına “Allahu Ekber” lafzı eklendi.

1990’da Irak Kuveyt’i işgal ettiğinde İran’la savaşında destekçisi olan Körfez rejimleri ve Mısır’la kökten ters düştü. Soğuk Savaş’ın bitiyor olduğu bu dönemde yükselen İslamcı trende uyarak Irak rejimi bu kez yalnızlıktan kurtulmak, dindar Arap kamuoyunun ve İslamcı hareketlerin desteğini alabilmek için köklü bir şekilde söylemini İslamileştirdi. Bu İslamileşme Irak’ın laik sistematiğini, kanunlarını değiştirmiyor ve retorikten öteye geçmiyordu. Fakat bu kadarı da İzzet Duri’yi tatmin ederken rejimin daha seküler kanadını rahatsız ediyordu.

Körfez Savaşı (1991) ve İzzet Duri’nin yükselişi

Kuveyt’in işgalinin ardından gerçekleşen Körfez Savaşı’nda Irak büyük bir tahribata uğrayarak yenilmiş, uygulanan uluslarası ekonomik ambargoyla sosyo-ekonomik yapısı felç olmuştu. Savaşın ardından Mart 1991’de güneyde Şiiler ve kuzeyde Kürtler isyan edip bazı şehirleri ele geçirdiler. Duri bu isyanların bastırılmasında bizzat görev aldı. Burada Halepçe gibi bölgelerdeki katliamlarda rol oynadı.

Bu sebeple Saddam Hüseyin tarafından takdir edilen Duri’nin yetkileri yükseltildi. Aynı dönemde Saddam Hüseyin oğlu Uday’ı Duri’nin kızıyla evlendirdi. Uday, Duri’nin kızını bir süre sonra Saddam Hüseyin’in boşamaması talebine rağmen boşasa da Duri’nin bundan aleni olarak şikayetçi olmaması Saddam Hüseyin’in gözünde Duri’nin değerini artırmıştı. Duri, Taha Yasin Ramazan ve Tarık Aziz’le girdiği ikinci adamlık yarışını artık kazanmıştı.

Tarık Aziz 2013’te hapisteyken kendisiyle yapılan hayatına dair röportajda Saddam Hüseyin’i överken İzzet Duri’yi cehaletle suçluyor

Saddam Hüseyin ve İzzet ed-Duri

‘el-Hamletu-l İmaniyye’ (İmani Hamle, 1993)

Duri’nin yıllardır süren telkinleri, Irak rejiminin Körfez Savaşı ve ambargo nedeniyle dışarıda düştüğü yalnızlık ve içeride halkına karşı zor bir durumda kalması Saddam Hüseyin’i devlet kontrolünde sistematik bir “dindarlaşma” programını ilana sevk etti.

1993’te Irak Devleti İmani Hamle’yi açıkladı. Bu programa göreve Irak Devleti ülkenin dindarlaşmasını hedeflediğini ilan etti. Okullarda dini dersler artırılacak, rejim mensuplarına zorlama yapılmaksızın şahsi ibadetlerini yerine getirmeleri tavsiye edilecek, Irak’ın Arap dünyasında yaygınlığı ve serbestliğiyle meşhur meyhaneleri, pavyonları, genelevleri kısıtlanacak, kanunen serbest olan eşcinsellik yasaklanacak, yeni camiler yapılacaktı. Program devletin laik yapısına ve kanunlarına dair bir değişim içermiyordu.

Saddam Hüseyin İmani Hamle’ye yardımcısı Duri’nin nezaret edeceğini de ilan etmişti.

İmani Hamle kapsamında Irak TV’de Kur’an eğitimine dair bir yayın

İmani Hamle’nin neticeleri

2003’te rejimin yıkılışına değin 10 yıl sürecek bu dönemin neticesinde Irak toplumu özellikle de Arap Alemi’nde seküler karakterleriyle bilinen Iraklı Sünni Araplar şahsi hayatlarında daha dindarlaşacaklardı. Rejim, ABD ile ters düştüğü bu dönemde daha önce ülkede çalışmaktan men ettiği bazı İslami hareketlerin çalışmalarına göz yumacak, ambargo nedeniyle büyük sıkıntılar çeken Irak halkına yardım da götüren bu hareketler ülkede İslami kitap ve yayın dağıtımında da bulunup 1960’lı yıllar sonrasında Irak’ta etkisini kaybetmiş olan Sünni İslamcılığı yeniden canlandıracaktı.

Baas rejimi, önceki yıllarda ülkeye girişine engel koyduğu küresel çapta ün kazanmış İslamcı eserlerin ambargo yıllarında Irak ile sınırını kapatmayan ve özellikle 1990-1996 döneminde Irak’ın Dünya’ya açılan tek kapısı olan Ürdün karayolu üzerinden yapılan insani yardımların yanında ülkeye girişine pek engel olmayacaktı. Aynı zamanda Saddam rejimi “düşmanımın düşmanı dostumdur” mantığıyla ABD ve Suudi Arabistan rejimi karşıtlığı üzerinden İslamcı hareketlerle dirsek temasına girmeye çalışacak, kimi İslamcı isimleri Bağdat’ta ağırlayacaktı.

O dönemde Irak İstihbaratı’ında çalışan Salim el-Cumeyli Saddam rejiminin o dönemde Sudan’da yaşayan Usame bin Ladin ile de ittifak kurmaya çalıştığını ama teklifin Usame bin Ladin tarafından kesin bir dille reddedildiğini belirtmektedir.

2001 yılının başında İmani Hamle kapsamında ilk kez bazı kanunlar da İslamileştirilmeye başlandı. 11 Eylül 2001 saldırılarının ardından ABD’nin Irak’a saldıracağını aşikar etmesiyle 2002 yılında kanunları İslamileştirme, siyasi ve sosyal hayatta dini dili artırma süreci hızlandı.

Sonraları uzmanlarca, 2003’te gerçekleşen işgalin ardından Irak’ta ABD’ye karşı gerçekleşen Sünni eksenli direnişin ideolojik kökeninin İmani Hamle ile dolaylı, İmani Hamle ile izin verilen İslamcı yayın ve çalışmalarla doğrudan ilişkisi kurulacaktı.

İmani Hamle’nin Irak Şiileri açısından en büyük neticesi ise Saddam rejiminin desteği ve Muhammed Sadık es-Sadr’ın yoğun çabalarıyla Irak Şiileri arasında Sadr Grubu’nun ortaya çıkması ve 1990’lı yıllardan bugüne Irak’taki Şii oluşumlar içerisinde en çok sayıda mensuplu grup haline gelmesiydi. 1990’lı yıllardan bugüne Sadr Grubu, diğer Şii gruplarla özellikle de İranlılarla girdiği rekabet ve düşmanlıkla Şiilerin gücünü bölmekle suçlanacaktı.

Muhammed Sadık es-Sadr ve İzzet Duri

1992’de Hoyi’nin ölümü üzerine Saddam Hüseyin Duri’nin 1983’te teklif ettiği Irak ve Arap milliyetçisi bir Iraklı Arap merciyi havzanın başına getirme ve destekleme projesini İran’ın Irak Şiileri üzerindeki etkisini kırmak için yürürlüğe soktu. Ocak 1993’te Muhammed Sadık es-Sadr Necef Havzası’nın başına görülmemiş bir şekilde resmi atama yoluyla getirildi. Muhammed Sadık es-Sadr adına rejimle anlaşan ve ilerleyen yıllarda görüşen isimlerin başında İzzet Duri geliyordu. İzzet Duri Sadr’ın tam aradıkları merci olduğu fikrindeydi, ondan rejimi övmesini istemezken Sünni-Şii birliğine, Irak ve Arap milliyetçiliğine dair vurgular yapmasını istedi, Sadr’ın konuşmalarında özellikle de çok büyük kalabalıkları topladığı 1998-1999’daki Kufe Mescidi’ndeki Cuma Hutbeleri’nde bu vurguları yapması İzzet Duri’nin ona teşekkürlerini ve Saddam Hüseyin’in Sadr’a selamlarını iletmesini tekrarlıyordu.

19 Şubat 1999’da Muhammed Sadık es-Sadr öldürüldüğünde üzülenlerin başında da İzzet Duri geliyordu.

Duri’ye suikast girişimi (1998)

22 Kasım 1998’de İzzet Duri Hazreti Hüseyin’in doğum günü münasebetiyle Kerbela’daki Hazreti Hüseyin Türbesi’ni ziyaret ettiği sırada bir suikast girişiminden yara almadan kurtuldu. Suikast İzzet Duri’nin aracının bulunduğu konvoya el bombaları atılmak suretiyle gerçekleştirildi.

el-Cezire’nin Duri’ye suikast girişimine dair haberi (Kasım 1998)

Saddam Hüseyin iktidarında Irak’ta bayram olarak kutlanan Saddam Hüseyin’in doğum gününde İzzet ed-Duri doğum günü pastası kesiyor (28 Nisan 1999)

Duri kan kanseri

1998’de İzzet Duri’de kan kanseri başlangıcı tespit edildi, daha iyi bir tedavi almak için 1999’da Viyana’ya giden Duri burada yurt dışındaki Iraklı muhaliflerin kendisine ve Duri’yi kabul ettikleri için Avusturya yönetimine protestolarıyla karşılandı. Duri’nin bu hastalıktan kurtulup kurtulmadığına dair ilerleyen tarihlerde bir açıklama yapılmadı.

İzzet Duri Saddam Hüseyin’in cumhurbaşkanlığı seçimlerini %100 oyla kazandığını açıklıyor (Ekim 2002)

2003 işgalinin hemen öncesinde Katar’da gerçekleşen İslam Konferansı Örgütü toplantısında Duri ile Kuveytli temsilciler arasındaki ünlü

2003 sonrası Duri

Irak’ın işgali öncesinde Saddam Hüseyin, İzzet Duri ve Taha Yasin Ramazan 1968 darbesini düzenleyen çekirdek ekipten hayatta kalan son üç isimdi. 2003’te Irak’ın işgaliyle beraber diğer Baas yöneticileri gibi kayıplara karışan Duri ABD’nin en çok arananlar listesindeydi ve başına 10 milyon dolar ödül konulmuştu. Duri işgalden ölümüne değin yakalanamayacak, 17,5 yıl saklanmayı başaracaktı.

13 Aralık 2003’te Saddam Hüseyin ABD askerlerince Duri’nin doğum yeri olan Dur’da yakalandı, bu da Saddam Hüseyin’in saklanışının Duri tarafından organize edildiği yorumlarına neden oldu.

2005’te ilk kez mesaj yayınlayan Duri, Irak direnişinin parçası olarak savaşta yer aldığını belirtti.

30 Aralık 2006’da Saddam Hüseyin’in idam edilmesinin ardından Duri, yer altına çekilen Irak Baası tarafından yeni lider ilan edildi. Bu karara karşı çıkan Baas Partisi içerisindeki bir azınlık ise yine Saddam rejimi yönetiminde yer alan Muhammed Yunus Ahmed’i (1949-) lider seçerek Suriye rejiminin desteklediği ayrı bir oluşuma gitti.

Duri’nin “Nakşibendi Tarikatı Erleri Ordusu”

Aynı zamanda Nakşibendi Tarikatı şeyhi olduğu iddiasındaki Duri Baas lideri olunca Irak’taki ABD işgalci güçleriyle savaşmak üzere ‘Ceyşu Rical et-Tarikatu-n Nakşibendiyye’yi (Nakşibendi Tarikatı Erleri Ordusu) kurduğunu ilan etti. Nakşibendi, Sosyalizm ve Baas Partisi sembollerini aynı anda kullanan bu silahlı oluşum Irak’ta ABD işgaline karşı silahlı direnişte küçük bir paya sahip olsa da Baas Partisi mensubu ve Saddam Hüseyin yanlısı yegane silahlı direniş grubu olarak dikkat çekti, Sünni Araplar dışında sınırlı sayıda da olsa Türkmen ve Kürtlerden de mensup ve taraftar edindi.

Duri’nin Nakşibendi Ordusu

Irak’ta Nakşibendi-Halidilikle Saddamcı-Baasçılığın iç içeliğini vurgulayan bir yayın

Bir dönem savaşçı sayısının 10.000’i bulduğu iddia edilen Duri’nin Nakşibendi Ordusu’nun halen Irak Hükümet güçleriyle aktif olarak savaşan birkaç bin savaşçısı olduğu tahmin ediliyor.

Duri’nin yeni kayıtları ve mesajları

Saklanmaya devam eden ve yakalanmamakta başarılı olan Duri 2008’den itibaren Dünya basınına röportajlar yoluyla ulaşmaya başladı.

2010’dan itibaren internet üzerinden ses kayıtlarıyla mesajlarını doğrudan kamuoyuna ulaştırmaya başladı. Mesajlarında ABD işgalini eleştirmeyi merkeze oturtan Duri’nin İran’ı eleştirirken Iraklı Şiileri İran’dan ve işgalle kurulan Irak rejiminden ayırt etmesi, onlara sıcak mesajlar vermesi dikkat çekti.

2012’de Duri işgalden beri ilk kez videolu bir konuşmasını yayınladı, Irak’ta bulunduğunu ve video çekiminin de Irak’ta gerçekleştiğini ilan etti.

ABD’nin Irak’tan büyük ölçüde çekildiği ve Irak Sünnileri genelinde Şii ağırlıklı Bağdat rejiminin baskılarına tepkinin arttığı bu dönemde Duri sık sık açıklamalar yaparak Irak halkının beraberce işgalden arta kalmakla vasıfladığı rejimi devirip idareyi ele alması gerektiği çağrılarında bulundu.

Duri, rejim değişikliğinin ve ABD-İran vesayetinden kurtulmanın ardından Irak’ta serbest seçimler yapılmasını, Baas Partisi olarak bu seçimlere girmek istediklerini belirtti.

Nisan 2013’te Irak yönetimi, Duri’nin Tikrit, Dur, Havice çevrelerinde gezdiğini tespit ettiklerini ama henüz onu yakalayamadıklarını duyurdu. Aynı ayda Havice’de yönetimi protesto eden Sünnilerin polislerce katliama uğratılmasının ardından Duri’nin Nakşibendi Ordusu Havice çevresinde Bağdat rejiminin güvenlik güçleriyle uzun çatışmalara girişerek Havice çevresinde kısmen hakimiyet kurmayı başardı.

IŞİD ve İzzet Duri

Haziran 2014’te IŞİD’in geniş çaplı bir taarruzla Musul başta olmak üzere Irak’ta Bağdat’ın kuzeyindeki geniş arazileri ele geçirdiği hamlede İzzet Duri’nin Nakşibendi Ordusu da bu harekata IŞİD’le dirsek temasında katılıp Bağdat rejimine karşı savaşmıştı.

Nakşibendi Ordusu bu savaşta özellikle Saddam Hüseyin ve İzzet Duri’nin ili olan Selahaddin İli’nin; Tikrit’in, Avce’nin, Dur’un alınmasında rol oynamıştı.

Musul’un alınmasının ardından iddialara göre 13 Haziran 2014’te IŞİD lideri Ebubekir el-Bağdadi (1971-2019) ve İzzet Duri Musul’un güneyinde görüştüler. Görüşmede Saddam rejiminde yarbay olarak görev alan ve o dönemden İzzet Duri’yi tanıyan IŞİD yöneticileri Ebu Müslim et-Türkmani ve Ebu Eymen el-Iraki de bulundu.

Temmuz 2014’te Musul’un alınmasına dair açıklamasında İzzet Duri IŞİD’e övgülerde bulundu ve teşekkür etti.

Temmuz 2014’te Bağdat rejimi güçlerinin saldırısında Duri’nin oğlunun öldürüldüğü iddia edildi.

Duri’nin Musul’un alınmasından sonraki ses kaydı (Temmuz 2014)

Duri: “Sosyalizmden asla vazgeçmeyiz!”

Başlangıçtaki iyi ilişkilerine rağmen IŞİD ve İzzet Duri / Nakşibendi Ordusu ile ilişkileri gittikçe bozuldu. IŞİD’in hakimiyet kurduğu yerlerde tüm diğer örgütlenmelerin tasfiyesini istemesi ve iktidarı paylaşmaması bunda başat rol oynamıştı.

Duri aylar geçtikçe yaptığı açıklamalarda IŞİD’i Iraklı Şiileri ve Hristiyanları dışladığı gerekçesiyle üstü kapalı eleştirmeye başladı.

Nisan 2015’te Bağdat rejiminin Tikrit’i ele geçirmesi Duri çevresinde büyük rahatsızlığa neden oldu, IŞİD ile sürtüşmeyi de artırdı. Aynı dönemde Duri’nin Tikrit’te öldürüldüğü ilan edidiyse de bu haberin daha sonra yanlış olduğu bizzat Duri’nin açıklama yapmasıyla ortaya çıktı.

Nihayet Duri Mayıs 2015’te IŞİD’in Irak ve Suriye’de zayıflamaya başladığı bir dönemde IŞİD aleyhine net açıklamalarda bulunarak IŞİD’den beri olduklarını ilan etti, IŞİD ile anlaşmaya çalıştıklarını ama IŞİD’in kendilerine bağlanma teklif ettiğini, Sosyalizmden vazgeçmelerini istediğini, onlara Sosyalizmden asla vazgeçmeyeceklerini dediklerini aktardı.

Duri yeni müttefikler arıyor

Irak’ta idareyi ele alma hedefinde çevre ülkelerden müttefik bulma arayışına giren Duri 2015’te tüm eski yaşananları bir kenara bırakarak Suudi Kralı Selmanı İran’a karşı tutumundan ve Yemen’de Husilere müdahelesinden dolayı tebrik etti.

Nakşibendi Ordusu’nun Suudi Arabistan’ı Yemen Harekatı’ndan dolayı tebrik eden yayını

Duri’nin Suudi Arabistan’a bu yakınlaşma siyaseti Baas Partisi içerisinden Suudi Arabistan’ın 1990’dan itibaren takındığı tavır nedeniyle eleştiri topladı.

Benzeri sıcak mesajları Türkiye’ye de ileten Duri 7 Haziran 2015 ve özellikle de 1 Kasım 2015 seçimlerini kazandığı için AK Parti’yi tebrik etti.

Yine Duri, Ürdün Kralı’na da sıcak mesajlar gönderip diyalog çağrısında bulunurak Irak’a 1990-2003 döneminde uygulanan kapsamlı Uluslararası Ambargo’ya katılmayıp Irak ile sınırını daima açık tuttuğu için Ürdün’e teşekkürlerini iletti.

Duri, Suriye’deki Esed Rejimi’ne ise karşı olduklarını bildirerek Suriye Devrimi’ni desteklediklerini duyurdu.

Yine Duri, Saddam rejiminin son yıllarındaki resmi beyanlarına paralel olarak Irak’ın Kuveyt’i işgalini hata olarak değerlendirerek birlik çağrısı yaptı.

Nakşibendi Ordusu resmi sözcüsü Selahaddin Eyyubi’nin Suriye Devrimi’ne destek veren ve Esed rejimini kınayan, ihanetle suçlayan açıklaması

Son yılları ve ölümü

Bağdat rejiminin 2017’de Irak’ın IŞİD kontrolündeki bölgelerini almasıyla İzzet Duri’nin Nakşibendi Ordusu da daha da yeraltına çekilmek zorunda kaldı. Bu dönemde de Duri direnişe devam ettiklerini ve siyasi programlarını açıklayan video ve ses kayıtları yayınlamaya devam etti. Bu kayıtlar sık sık ortaya atılan öldüğü iddialarını yalanlama anlamına da geliyordu.

2020 yılında Duri’nin darbe hazırlığında bulunduğu ve Baasçıları iktidara getiren 1968 darbesine benzer bir darbeyle Irak Ordusu içerisindeki taraftarı bir kliği kullanarak darbe planladığı iddia edildi.

Fakat Irak Baas Partisi İzzet Duri’nin 26 Ekim 2020’de öldürülmeksizin, doğal sebeplerle hayatını kaybettiğini duyurdu, partinin yeni liderinin kim olacağına dair bir açıklama yapılmadı. Irak Devleti, Duri’nin ölümüne dair bilgileri olmadığı açıklaması yaptı.

Duri’nin ölümü Irak’ta bir devrin kapandığına işaret ederken, yeni ve etkili bir lider seçilememesi durumunda Irak Baas Partisi’nin de tarihteki yerini alacağı tahmin ediliyor.

Duri nerede saklandı?

Bağdat’ın düştüğü Nisan 2003’ten öldüğü Ekim 2020’ye kadar 17,5 yıl ABD ve yeni Irak rejimi güçlerince yakalanamayan İzzet Duri’nin nerede saklandığı büyük merak konusu. Duri yaptığı açıklamalarda bu dönemde Irak’ta olduğunu belirtmekteydi. Duri’nin eğer bu dönemde Irak’taysa zaman zaman Tikrit’in kuzeyindeki Hemrin Dağları’nda, zaman zaman bazı yerleşim birimlerinde üst düzey bir dikkat ve korumayla yer altında saklanmayı başardığı tahmin ediliyor.

Sızan bilgilere göre ABD askerlerinin yoğun aramalar gerçekleştirdiği 2003-2011 döneminde hiç görüntü vermeyen Duri sakal bırakıp kılık değiştirerek, vahalarda koyun çobanlığı yaparak yakalanmaktan kurtuldu.

Duri’nin en azından bir dönem Irak’ın dışında bir başka Arap ülkesinde saklanmış olabileceği de iddia ediliyor. Duri’nin bir dönem Suriye’de saklanmış olabileceği ihtimali çok düşük görülüyor. Çünkü Duri geçmişten bu yana Hafız Esed, Beşar Esed ve genel olarak Esed rejimine antipatik olduğu bilinen bir isim. Esed rejimi Saddam Hüseyin’in idamının ardından İzzet Duri’nin Irak Baas Partisi’nin lideri olması üzerine rakibi Muhammed Yunus Ahmed’i destekleyip partiyi bölme ve bölüneni kontrol etme girişiminde bulunarak Duri’nin daha fazla tepkisini de çekmiş, Duri’nin kendisi ve Nakşibendi Ordusu’nun sözcüleri Esed rejimine karşı Suriye Devrimi’ne destek verdiklerini sıklıkla beyan etmişlerdi.

Duri’nin eğer bir başka Arap ülkesinde saklandıysa Ürdün’de bir dönem saklanmış olabileceği tahmin ediliyor. Saddam Hüseyin’in iktidarda olduğu zamanlarda Ürdün ile iyi ilişkileri olan Duri’nin pek çok eski Baasçının halen yaşadığı Ürdün’de 2003 sonrası bir dönem de olsa yaşamış olabileceği belirtiliyor.

Duri’nin işgal sonrası 2012 tarihli ilk videosu

Duri’nin en son yayınlanan videosu (Nisan 2019)

Duri’nin son ses kaydı (Nisan 2020)

Kaynak: Mepa News Akademi