İslam’a Girmekte Özgürsünüz;

İslam; İnsanoğlunu dünya ve ahirette mutluluğa ulaştıracak olan yegâne dindir. Bu din kişisel çıkarları, arzu ve ihtirasları terk edip Allah’ın hükmüne kayıtsız şartsız boyun eğmektir. Allah Teâlâ’nın bütün insanlığa peygamberler aracılığıyla gönderdiği ve en son olarak ta Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’in uygulamalı olarak insanlığa gönderdiği mükemmel bir inanç ve hayat nizamıdır.

Hz. dem’den bu yana, bütün Peygamberlerin tebliğ ettiği bu din İslam’dır. Ancak ne var ki: Bu din kendilerine ulaştığı halde; İnsanların birçoğu cehalet, menfaat, kibir, ihtiras, azgınlık ve çekememezlik… Gibi sebeplerle hakikati inatla reddederek din konusunda anlaşmazlığa düştüler. Böylece insanların çoğu Peygamberleri inkâr etti. Bununla da kalmayıp, Peygamberlerin getirdiği inanç sistemini terk ederek, onun yerine kendi uydurdukları hurafeleri din hâline getirdiler.

Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır;
“Gerçek şu ki, Allah katında din, İslâm’dır. Kendilerine Kitap verilenler, onlara ilim geldikten sonra, sırf aralarındaki çekememezlik yüzünden anlaşmazlığa düştüler. Her kim Allah’ın ayetlerini inkâr ederse, Allah hesabı çabuk görendir!” (Al-i İmran Suresi: 19)

Bu din aynı zamanda; Yüce Allah tarafından indirilen, kemale erdirilen, kıyamete kadar hiçbir değişim ve düzeltmeye ihtiyaç bırakmayacak mükemmel bir inanç sistemidir. Bu yüce din bütün çağlara ve toplumlara uyarlanabilecek temel prensipler belirlemiştir. Yüce Allah’ın kıyamete kadar gelecek bütün insanlar için seçip beğendiği bu din Allah’a kulluk etme esasına dayanan bir inanç sistemidir.

Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır;
“…Bugün, dininizi kemale erdirdim; size nimetimi tamamladım ve size din olarak, İslâm’ı beğendim. Her kim, bir açlıktan dolayı günaha istekle yönelmeksizin mecbur olursa, Allah çok bağışlayıcı, çok merhametlidir.” (Maide Suresi: 3)
İnsanlık, tek hak din olan İslam’a iman edip ve bu imanın gereğini yerine getirmediği sürece asla kurtuluşa ulaşamayacaktır. Bunun için, Müslümanlara düşen vazife apaçık ve ikna edici delillerle hak dine davet emektir. Ancak insanlar iman ederek İslam’a girme konusunda zorlanamaz.

Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır;
“Dinde zorlama yoktur. Doğru yol, eğri yoldan tamamen ayrılıp açıkça ortaya konmuştur. Artık her kim, tağutları inkâr eder, Lâ ilâhe der ve hayatın her alanında tek egemen güç olarak Allah’a inanırsa, illallah derse kopmak bilmeyen sapasağlam bir kulpa tutunmuş olur. Allah, işitendir, bilendir..” (Bakara Suresi: 256)

İslâm dini bir inanç ve o doğrultuda yaşam tarzıdır. Onu böyle kabul etmek kişinin özgür seçimine bırakılmıştır. Çünkü dine girme konusunda “dinde zorlama yoktur.” Hiç kimseye İslam’a girme konusunda baskı yapılamaz. Gerçekler açıkça anlatılıp zihinler aydınlatıldıktan sonra, her insan kendi özgür iradesiyle bir tercihte bulunur ve bunun sorumluluğunu da yine kendisi taşır. Çünkü hak ve batıl birbirinde ayrılmıştır.

Dileyen; Kelime-i tevhidin ilk rüknünde ifade edildiği gibi, Allah’ın otoritesini ve hükümlerini hiçe sayan insan ve cin şeytanlarının egemenliğini, yani “tağutları inkâr eder,” Lâ ilâhe der hayatın her alanında tek egemen güç olarak “Allah’a inanır”, illallah der.

Dileyen hakkın tarafında, dileyende batılın tarafında saf tutar.

Evet, inanıp inanmamakta serbestsiniz, fakat şunu da iyi bilin ki:

“Allah, inananların velisidir; onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. İnkâr edenlere gelince, onların velisi de (Allah’ın otoritesini ve hükümlerini hiçe sayarak kendilerini ilâhlaştıran insan ve cin şeytanları, yani) tağutlardır. Onları aydınlıktan karanlıklara sürüklerler. İşte bunlar, cehennem halkıdırlar ve ebediyen orada kalacaklardır!” (Bakara Suresi: 257)

Kendi özgür iradesiyle İslam’a girmeye karar veren kişi ise İslam’a uymak zorundadır. Hiç kimse İslam’ı kendi heva ve hevesine göre değiştirmeye, tahrif etmeye ve hasıraltı etmeye hakkı yoktur.

Öyleyse dini hevalarına göre değiştiren, tahrif eden, hasıraltı eden bazı boynu tasmalı Yahudileşme temayüllü hocaların yaptığı gibi sünneti devre dışı bırakarak Kur’an’ı kendi hevasına göre tahrif edemez.

Müsennif VELİOĞLU