HUNLAR’IN ATLARI KULLANIM ŞEKLİ

…Avrupa Hunlarının atları kullanım alanı, şekli ve toplum hayatındaki önemi diğer göçebe Türkler ile büyük benzerlikler gösterir Romalı tarihçi Ammianus Marcellinus atların Hun toplumu için önemli olduğunu, “atlarına yapışık” gibi hep üzerlerinde olduklarını ve uyuyacakları zaman bile atın boynuna doğru yaslanarak atın üzerinde uyuduklarını, atın üzerinden inmeden alış-veriş yapıp, yemek yiyip, günlük işlerini hallettiklerini söyler.4 Bu tasvirler genel bir şekilde Göçebelik zamanı sırasında Türklerin yapmış olduğu davranışlar ile paralellik göstermektedir lakin Ammianus Marcellinusun Hunların giyimini tarif ederken kaleme aldığı “Keten kumaşta veya birlikte dikilmiş derilerden giysileri evde ve dışarıda giyerler. Fakat bir tuniği üstlerine giydikleri vakit, uzun aşınma ve yıpranmaya kadar çıkarılmaz veya değiştirilmez, paçavralara kopar ve üstlerinden yavaş yavaş düşer.”5 cümlesini yaklaşık 500 yıl sonra Orta Avrupa’dan binlerce km uzakta İbn Fadlan’ın Rihla seyahatnamesinin Oğuzları tarif ettiği bölümünde de görmekteyiz “Oğuz komutanı, heyetimizin kendisine armağan ettiği yeni kaftanı giymek için sırtındaki işlemeli kaftanı çıkardığında, iç giysilerinin çürümek üzere olduğunu gördük. Bu insanların geleneğine göre ten üstüne giyilen iç giysi eskiyip parçalanıncaya kadar üstten çıkarılmıyor.”6 7 Yine Ammianus Marcellinus’un Res Gastae isimli eserinde yazdığı üzere Hunlar büyük tekerlekli arabaların üzerlerine çadırlarını kurduğunu ve onlarla göçettiklerini söylemektedir bu durumun bir benzeri ise Çin belgelerinde söz edilen Ting-Ling isimli bir boyunda hayvanların çektiği arabaların üzerine çadır kurarak seyahat ettiği bilinmektedir. Bu gibi kültürel örneklerin yanı sıra askeri teçhizat ve taktik alanında da Hunların diğer göçebe Türkler ile büyük benzerlik gösterdiği söylenebilir. Avrupa Hunlarının Deriden imal edilmiş zırhlar, at üstünde rahat hareket kabiliyeti sunan yaylar, çeşitli kullanım için özel olarak yapılmış ok temrenleri, kılıçlar, kalkanlar, kargı ve cirit gibi Asya Hunlarında gördüğümüz silah ve zırhlar kullandığı Viyana-Semınering, Höckricht, Altlussheim, Szirmabesenyo, Volnikovka, ve Tsibilium gibi yerlerde yapılan bazı arkeolojik kazılar sonucu doğrulanmıştır. Avrupa Hun Ordusu’nun belirli aralıklarla sürek avları ile eğitim yapmaları da yine Asya Hunları ile benzerlik göstermektedir.8 Doğu Romalı bir başka tarihçi olan Agathias Scholasticus ise Doğu Romalıların Hunların kullandığı bir savaş taktiği ile Frankları bozguna uğrattığını kaydetmiştir.9 Tarihçi Agathiasın söz ettiği taktik Süvarilerinin sahte bir bozgun ile geri çekildiği ve Frankların galibiyetin sevinci ile Roma süvarilerinin peşine düşüp savaş düzenlerini bozması sonrası Roma süvarileri sahte ric’atı bırakarak savaşmaya tekrar başladığı ve Roma piyadelerinin desteği ile Frank piyadelerini imha edilmesi ile sonuçlanmış idi. Bu harp taktiği de Türk-Moğol orduları tarafından tarih boyunca başarı ile kullanılmıştır fakat Romalıların bu taktiği Kartacalı General Hannibal Barca ile yaptıkları Canne Muharebesi(M.S.216) sırasında da öğrenmiş olabileceğini düşünülebilir lakin Barca’nın uyguladığı bu taktik daha kendine özgü ve Merkez hattın Romalıların itmesiyle beraber kademeli geri çekilmesi ve yerlerini koruyan kanatların içeri kapanması sonrası gizlenmiş küçük süvari biriminin kapanı tamamlaması ile gerçekleşmekte olduğundan dolayı bu Türklerin, Hunların ve Moğolların kullandığı sahte ric’at içeren ve daha geniş bir alana yayılan Kurt Kapanı yahut Hilal taktiği ile farklı mahiyetlerde olduğunu göstermektedir.