Evlilikte Cinsel Hak ve Sorumluluklar: (Erkekte Sorun Olursa)

Evlilikte kadında bir sorun veya bir hastalık olması durumunda ikinci eş düşünülebilir. Ancak erkekte sorun olduğunda böyle bir şey söz konusu değildir. Çünkü yaratılış bu şekilde programlanmıştır. Bu sebeptendir ki erkeklerin işi çok daha zordur.

Bir sorun veya hastalık sebebiyle erkek cinsellik konusunda hanımını tatmin edemiyorsa kadın isterse boşanma hakkını kullanabilir. Bu hoşa gitmese de bu sebepten bir kadının zinaya düşmesi daha çirkindir. Böyle bir durumda kadına boşanma hakkını bu din vermiştir. Bu konuda kimsenin ileri geri konuşmaya hakkı yoktur.

Burada fıtratı bozuk bazı kişiler kadında ikinci kocayı alsın diyerek alelade cümlelerle bunu izah etmeye kalkışırsa yaratılışa, İslam’a aykırı, haram ve çok çirkin bir şey söylemiş olur. Bu tür kelimeleri bazen abdest alıp namaz kılan muhafazakâr kadınların söylediklerine bile şahit olmaktayız. Bunlar nasıl olur da Allah’ın meşru kıldığı bir şeye meşru kılmadığı bir şeyi kıyas ederek böyle konuşurlar.

Böyle kimseler bilmelidirler ki, hayat sadece dünya hayatından ibaret değildir. Ahiret hayatında mutluluğun yolu ise Allah’ın ayetlerine iman ederek helal ve haram sınırlarına itaat etmekten geçmektedir. Bu tür sözleri söylemek imanlı kimselerin değil fıtratı bozulmuş kimselerin söyleyeceği şeylerdir. Yaratılış gereği erkeğin çocuk doğurması nasıl fıtrata aykırı ise bir kadının çok erkekle evliliği de yaratılışa aykırıdır. Kadın kocasından memnun değilse boşanma hakkının olduğunu belirtmekte yarar vardır. Bu hususun toplumda anlayışla karşılanması ve kişilerin özel durumlarının fazlada araştırılmaması daha uygundur.

Bu bağlamda evlilikte kadın ve erkeğin cinsel hak ve sorumluluklarını kısaca ele alırsak; Evlilikte kadın ve erkeğin görevlerinden biri de, eşlerin cinsel isteklerine zamanında ve güzelce cevap vermesidir. Bu isteğin karşılanmaması veya geciktirilmesi huzursuzluğa, dargınlığa ve daha kötüsü haramlara kapı açar.

Evlilikte kadının cinselliğinden yararlanmak kocanın en tabii hakkıdır. Bu hakkı kullanma konusunda kadın kocasına yardımcı olmakla sorumludur. Aynı şekilde kocanın cinselliğinden yararlanmak da kadının hakkıdır. Bu hakkı kullanma konusunda kocası hanımına yardımcı olmakla sorumludur.

Bu vazifeyi yapmayıp ihmal eden veya geciktiren kadın veya erkek hem suçlu, hem de günahkâr olur. Hakkı sadece erkekte, görevi de sadece kadında görmek yanlış bir anlayıştır. Kadın ve Erkeğin cinsel yapısı, arzuları biraz farklı olsa da hak ve sorumluluk karşılıklı iki taraf içinde geçerlidir.

Erkeğin nasıl cinsel istekleri ve sorumlulukları varsa, kadınında cinsel istekleri ve sorumlulukları vardır. Erkeklere olduğu gibi kadınlara da gözlerini harama bakmaktan korumaları emir olunmaktadır, Erkekler gibi kadınlara da zina yasaklanmaktadır. Zina sebebiyle erkeklere verilen cezanın anısı kadınlara da verilmektedir… Vs. Dolayısıyla cinsel yükümlülükler yönünden erkek de kadın gibi hem sorumlu hem de hak sahibidir.

İslam’da kadına cinsel hak ve sorumluluklar verildiği içindir ki evlilik içinde cinsel hayattan çekilme (zıhâr ve îlâ) haram kılınmıştır. Kocanın iktidarsızlığı halinde kadın mahkeme yoluyla evliliği sona erdirme hakkı verilmiştir.

Kocası tarafından kasten cinsel yalnızlığa mahkûm edilen kadın, Kocasının cinsel hakkını yerine getirmemesi durumunda kocasını cinsel görevini yapmaya mecbur ettirebilir. Koca durumu düzeltmiyorsa kadın mahkeme yoluyla boşanma hakkına sahiptir.

Cinsel yönden mahkûm edilircesine kadının ilgisiz bırakılamaz. Ancak kadının kötü huyları ve edepsizleri sebebiyle terbiye amacıyla geçici bir süre ilgisiz bırakılabilir.

Herhangi bir sebeple yolculuğa çıkan, gurbete giden kişi, hastalık veya tutukluluk gibi dönüşünü engelleyen bir mâni yoksa en fazla altı ay içinde ailesine dönmek mecburiyetindedir. Bu kişi dönmemekte ısrar ederse kadın mahkeme yoluyla evliliği sona erdirebilir. Bu konuda yaşanan şu olay Müslümanlara yol gösterici örnek bir hadisedir.

Ömer radıyallahu anh Halife olduğu dönemde, Medine’deki bir gece kontrolü sırasında bir evden nağmeli bir ses işitir: Nağmenin sâhibi kadın, mahzum olarak kocasının uzakta olduğundan sızlanmakta, eğer Allah’tan korkup insanlardan utanmasaydım, doruğa çıkan cinsel arzularını tatmin etmek için ne yapacağını bildiğini dile getirmektedir.

Ömer radıyallahu anh, kadının durumunu araştırır, kocasının silâh altına alınmış bir mücahit olduğunu öğrenir. Allah’ın Resul’ünün eşlerinden olan kendi kızı Hafsa radıyallahu anha’ya bir kadının ne kadar süre cinsel ayrılığa sabır gösterebileceğini sorar. Sonra da iki ayı gidip-gelme müddeti olmak üzere askerler için altı aylık süre belirleyip, bir genelge ile bildirir. (Seyyid Sabık Fikhüs-Sünneti Cüz 7 sh. 122.)

Erkek karısının cinsel isteklerini ihmal etmesi veya eziyet vermek amacıyla cinsel görevini yapmaması haram olduğu gibi, daha çok ibadet etmek veya ruhban bir hayat yaşamak için ne hanımını ihmal etmesi nede evlenmeyi terk etmesi caiz değildir ve haramdır.

Aişe radıyallahu anh annemizden nakledilen şu Sahih Hadis izahı gerektirmeyecek şekilde konuya açıklık getirmektedir.

işe (radıyallahu anha) anlatıyor.
Osman b. Maz’ûn’un karısı (Huveyle güzel bir kadındı. Kocası için kınalanır, güzel kokular sürünür ve güzel de giyinirdi). Bir gün dikkati çeken bir pejmürdelik içinde yanıma geldi.

Allah’ın Resûlü onu bu halde görünce, bana şöyle söylemekten kendini alamadı.
Ya işe! Huveyle’nin üstü başı ne perişan bir halde böyle.
-(İşin iç yüzünü bildiğim için) ben de şöyle cevap verdim:
– Ya Resûlallah! (Kocası kendisini ibadete verdiği ve karısıyla ilgilenmediği için) o kocasız bir kadın gibidir. Bu sebeple üstüne başına bakmaz oldu. (Kocası gibi o da) gündüzleri oruç tutuyor, geceleri namaz kılıyor.
Bunu öğrendikten sonra Allah’ın Resûlü Osman b. Maz’ûn’a haber saldı. Gelince de onu şöylece sorguya çekti:
Ya Osman! Benim sünnetime; öğretilerim ve yaşayışıma aykırı mı gidiyorsun?
Asla Yâ Resûlallah! Allah’a yemin ederim ki, ancak ve ancak senin sünnetini izlemek istiyorum.
(Ya Osman!) Ben geceleri uyur ve de namaz kılarım. Bazı günler oruç tutarım. Bazı günlerde de tutmam. Kadınlarımla da cinsî münasebette bulunurum.
Ya Osman! Allah’ın azabına uğramaktan kork. Şüphesiz eşinin üzerinde hakkı vardır. Misafirin, hatta bizzat kendi öz nefsinin bile senin üzerinde hakkı vardır.
(Haklarını sâhiplerine verebilmen için gücünü koru. Bunun için de) Bazen oruç tut. Bazen de tutma. Gecelerin bir kısmında da uyu. (M. Zevâid 4/301. Bu hadisin aslı Müslim. Nikâh babındadır. Müslim, Nikâh, 5)

Çok eşli evliler ise hem bütün hanımlarının cinsel isteklerine cevap vermek zorunda oldukları gibi hanımları arasında adaletli olmaları da gerekir. Ne kadar istense de sevgi ve cinsellik konusunda adaletin sağlanması mümkün olmayabilir. Ancak eşler arasında gün ve gecelerin paylaşımında adaletli olmak zorundadır.

Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır:
“Gerçi, ne kadar isteseniz de, eşleriniz arasında adâleti sağlayamazsınız; o hâlde, bütün ilginizi içlerinden birine yöneltip de, diğerini tamamen ihmal etmeyin! Eğer yanlışlarınızı düzeltir ve günaha düşmekten titizlikle sakınıp korunursanız, Allah çok bağışlayıcı, çok merhametlidir.” (Nisa Suresi: 129)

Evlilikte kadının bu hakları yanında sorumlulukları da vardır. Hastalık (sıhhi), âdet ve lohusalık hali gibi bir özrü olmaksızın, kocasının cinsel arzularına karşılık vermemesi; cinsel görevinden kaçınması haramdır. Cinsel hayat, evliliğin temeli ve yaşatıcı sebebi olduğu için, özellikle kadının cinsel görevini yapmaması veya geciktirmesi zulüm ve haramdır.

Şu Hadis-i Şerifler bu konuyu açıkça izah etmektedir.
Sahibi Huseyn b. Muhsan, anlatıyor. Teyzem bana şöyle dedi:
Bir iş için Allah’ın Resul’üne geldim.
-Ey kadıncağız! Kocan var mı? Buyurdu. Ben de:
-Evet, (var) dedim. (Daha sonra aramızda şu konuşma geçti).
-Kocanla aran nasıl?
– ciz kaldığım hizmetleri dışında bütün gücümü kullanarak ona karşı vazifelerimi yerine getirmeye çalışıyorum (Ya Resûlallah!)
-Kocanla ilişkilerini iyice bir gözden geçir bakalım. Zira o senin Cennet’in ve Cehennem’indir. (Müsned)
Hadisten açıkça anlaşılmaktadır ki koca, mümin kadının Cennet’e veya Cehenneme girmesinin ana sebeplerindendir. Kadının kocasını Cennet’e girmeye aracı kılabilmesi için yapması gereken görevlerinden biride onun cinsel arzularına cevap vermesidir.

Bu gerçeği Allah’ın Resulü şöyle açıklıyor:
Size Cennetlik kadınlarınızı tanıtayım mı?
Onlar, kocalarına zulmettikleri veya kocaları tarafından bir haksızlığa uğratıldıkları zaman (bile kadınlık bilinciyle) kocalarına karşı:
-Seni hoşnut etmedikçe uyumayacağım diyebilen, kocalarına düşkün, doğurgan kadınlardır. (Et-Metâlibül- liyetü Hn. 1577.)

Kadının cinsel görevden kaçınmasını yasaklayan hadisler.
“Kişi cinsel ilişkide bulunmak için karısını davet ettiği zaman, karısı ocak başında yemek pişirir olsa da kocasına icabet etsin.” (Et-Tac 2/314.)

“…Canımın kudreti altında bulunduğu Allah’a yemin ederim ki kocasının (kocalık) hakkını ödemedikçe kadın Rabbinin hakkını ödemiş olamaz…” (İbni Mâce)

“(Cinsel ilişkide bulunmak için) Kişi karısını yatağına çağırdığı zaman, (tıbbî veya dinî bir mazereti olmaksızın) kadın gelmekten kaçınır, kocası da bu sebeple ona kırgın ve kızgın olarak gecelerse, melekler sabaha kadar o kadının Allah’ın öfkesine uğramasını dilerler.” (Müslim)

Bu hadislerden açıkça anlaşıldığı gibi karısının cinselliğinden yararlanmak, kocanın en tabii hakkıdır. Bu hakkı kullanmasına yardımcı olmakta kadının en tabii görevidir.

Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır:
“De ki: ‘Benim dua ve yakarışlarım, ibadetlerim, hayatım ve ölümüm, âlemlerin Rabbi olan Allah içindir!” (En-am Suresi: 162)

Öyleyse hayatı yeniden tasarlamalı ve inşa etmeliyiz. Peki, ama neyle ve nasıl?

Müsennif VELIOĞLU