Çok Eşli Evlilik Zengine Mahsus Değildir

Evlilikte mehir evlenen kadının isteğine ve erkeğinde ekonomik ve sosyal şartlarına göre değişebilir. Mehir de maksimum veya minimum bir sınırlama yoktur. Kişilerin ve toplumların ekonomik, sosyal ve kültürel durumuna göre değişebilir. Kadın istiyorsa ve erkeğin de mali durumu müsait ise kadına mehir olarak yükler dolusu mal ve servetler verebilir.

Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır:
“Eğer başka bir kadınla evlenmek üzere eşinizi boşamaya karar vermişseniz, ona mehir olarak yükler dolusu mal ve servet vermiş olsanız bile, ondan bir şeyi geri almayın! İftira ederek ve apaçık bir vebal yüklenerek verdiğinizi geri mi alacaksınız?” (Nisa Suresi: 20)

Kadın mehir olarak bir şey istemez erkeğinde mali durumu yoksa kadının rızası ile yine evlilik yapılabilir. Sahabe örneğinde olduğu gibi mehir olarak bir yüzük, bir elbise, bir çift ayakkabı veya Kur’an’dan bildiği ayetleri hanımına öğretmesi karşılığında veya kocasının Müslüman olmasını mehir olarak şart koşarak evlilikler yapılabilir. Dolayısıyla evlenmek için veya çok eşli evlilik yapmak için illa da zengin olmaya gerek yoktur.

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ise şöyle buyurmuştur:
Sehl İbnu Sa’d radıyallahu anh anlatıyor:
“Resülullah sallallahu aleyhi ve sellem’e bir kadın gelerek:
“Ey Allah’ın Resulü, dedi. Sana nefsimi bağışlamaya geldim.’’
Aleyhissalâtu vesselâm kadına şöyle bir nazar edip sonra tepeden tırnağa gözden geçirdi, bir de sabit baktı ve sonunda (hiçbir şey söylemeden) başını yere eğdi.
Kadın, Resülullah sallallahu aleyhi ve sellem‘in hakkında hiç bir hükme varmadığını görünce oturdu. Derken bir adam doğrulup:
“Ey Allah’ın Resulü! Sizin ona ihtiyacınız yoksa onu bana nikâhlayın!’’ dedi.
Resulüllah sallallahu aleyhi ve sellem: “Yanında (buna mehir olarak verecek) bir şeyler var mı?’’ diye sordu.
Adam: “Vallahi yok. Ey Allah’ın Resulü!’’ deyince:
“Ailene git, bir şeyler bulabilecek misin bir bak!’’ dedi.
Adam gitti ve az sonra geri geldi:
“Hayır, vallahi ey Allah’ın Resulü hiç bir şey bulamadım!’’ dedi. Resulullah tekrar:
“İyi bak, demirden bir yüzük de mi yok!’’ buyurdu.
Adam tekrar gidip yine geri geldi ve:
“Hayır! Vallahi ya Resülullah, demirden bir yüzük bile yok! Ancak işte şu izarım var, yarısı onun olsun’’ dedi. Sehl der ki: “Adamın ridası yoktu’’
Aleyhissalâtu vesselâm:
“İzarın ne işe yarar? Onu sen giyecek olsan onun üzerinde bir şey olmayacak, şayet o giyecek olsa senin üzerinde bir şey kalmayacak!’’ buyurdular. Bunun üzerine adam oturdu. Epey bir müddet oturduktan sonra, kalktı.
Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem onun döndüğünü görünce, geri çağırılmasını söyledi. Adamı çağırdılar.
“Kur’an’dan ne biliyorsun (hangi süreler ezberinde?)” diye sordu.
Adam: “Şu şu süreleri biliyorum!›› diye bildiklerini saydı.
“Yani sen bunları ezbere okuyor musun?” diye tekrar sordu.
Adam: “Evet! ‘’ deyince, Resülullah sallallahu aleyhi ve sellem:
“Haydi, git, ben kadını sana temlik ettim’’ buyurdu.’’
Bir rivayette: “Kur’an’dan bildiklerin(i öğretmen) mukabilinde onu sana nikâhladım” buyurdu.” (Buhari, Müslim, Tirmizi, Ebu Dâvud, Nesâi)

Abdullah İbnu mir babasından naklediyor:
“Beni Fezre’den bir kadın bir çift ayakkabı mehir mukabilinde evlendi.
Resülullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Nefsin ve malın için bir çift ayakkabıya razı mısın?” diye sordu.
Kadın: “Evet!” dedi. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bu evliliğe müsaade etti.’’ (Ebu Davud, Tirmizi)

Enes radıyallahu anh buyurdular ki:
“Ebu Talha, Ümmü Süleym radıyallahu anh’la evlendi. Aralarındaki mehir Müslüman olmaktı. Ümmü Süleym, Ebu Talha’dan önce Müslüman olmuştu. Ebu Talha, Ümmü Süleym’i istetince, Ümmü Süleym: “Ben Müslüman oldum, sen de Müslüman olursan evlenirim’’ dedi. Bunun üzerine o da Müslüman oldu. Ümmü Süleym’in mehir olarak istediği şey Müslüman olması idi.’’ (Nesai)

Çok eşli evlilik sadece zengin olanlara mahsus değildir. Ashab-ı kiram hangisi ekonomik yönden yüksek gelir grubuna sahipti! Onların çok eşli evlilik yapmaları asla ekonomik değildi. Günümüzde bile tek evlilik yapacak kimselerin anlayışları değişmiş, evlenmeden önce ev, iş, araba sahibi olmayı şart koşmuşlardır. Oysa Allah’ın Resulü sallallahu aleyhi ve sellem döneminde mehir olarak hafızasındaki Kuran ayetlerinden başka bir şey olmayan kimseler bile vardı. Günümüz mantığı ile bu kimsenin asla ve asla evlenmemesi gereken kimseler arasında yer alması gerekirdi. Oysa onlar bunları bahane etmeyerek evleniyorlar ve rızkı Allah’ın vereceğine tam itikat ediyorlardı. İslami açıdan bir kadın kocasının izniyle, evini çocuklarını ihmal etmeden, kadınlara mahsus işlerde, fitneden uzak ve güvenli ortamlarda çalışabilir.

Bununla beraber kadının çalışması başka sorunlara sebep olmaktadır. Ev işleri ve çocuklar ihmal edilmekte, kocanın hakkı yerine getirilememekte, küçük çocuklar yuvalara, kreşlere, hizmetçiye veya bakıcıya vs. verilmektedir. Hâlbuki birbiriyle uyumlu iki eşli bir ailede okuyan, çalışan, ilmi ve İslami faaliyetler yürüten bir kadın ve kadınlık ve analık sorumluluğunu, anlaşabileceği başka bir hanımla paylaşabilir. Böylece bu ailenin ev işleri, çocukların bakımı çözüme kavuşmuş olacaktır. Böyle uyumlu ve hayatı paylaşan iki kadın madden ve manen bereketi ve mutluluğu yakaladığı gibi örnek bir ailede olabilir.

Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır:
“İçinizden evli olmayanları ve olgunluğa ulaşmış köle ve cariyelerinizi evlendirin. Eğer onlar fakir iseler, Allah lütuf ve bereketi sayesinde, onları hiç kimseye muhtaç etmeyecektir. Allah, kudret ve merhametiyle sınırsızdır, her şeyi bilmektedir.” (Nur Suresi: 32)

Sadece kendini düşünen, kardeşlerini görmeyen ve umursamayanlar bir gün mutlaka yalnızlığa ve yokluğa mahkûm olacaktır.

İşte bu sebeptendir ki sadece kendimizi değil onların hakkını da düşünmemiz gerekmez mi?

Müsennif VELİOĞLU