Çok Eşli Evlilik ve Hikmetleri

Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır;
“Eğer yetim gözeteceğinizden emin değilseniz. O zaman size helâl olan kadınlardan ikisi, üçü ve dördü ile evlenin. Onlar arasında da adâleti yerine getiremeyeceğinizden endişe ederseniz, o zaman bir tane veya elinizdeki ile İşte bu adâletten ayrılmamanız için en uygun olanıdır.” (Nisa Suresi: 3)

Mahmut KISA Hoca bu ayeti kerimeyi şu şekilde tefsir etmiştir.

“Eğer yetim kızlarla veya dul kadınlarla evlendiğiniz takdirde, bu güçsüz ve korumasız bîçarelerin haklarını tam olarak gözeteceğinizden emin değilseniz. Veya bu kadınlar size eş olarak pek de cazip gelmedikleri hâlde, kendilerine miras kalan servete sahip olmak için onlarla evlenmeyi düşünüyorsanız, o zaman böyle yetim kızlarla değil, size helâl olan ve hoşunuza giden diğer hür veya köle kadınlardan ikisi, üçü ve en fazla dördü ile evlenin. Bununla birlikte, eğer birden fazla kadınla evlendiğiniz takdirde, onlar arasında da eşitlik ve adâleti yerine getiremeyeceğinizden endişe ederseniz, o zaman sadece bir tane hür kadınla evlenmeli veya bir çözüm olarak elinizdeki savaş esiri bir cariye ile yetinmelisiniz. Bu durumda, İslâm yönetimince onaylanan kölelik sözleşmesi, nikâh akdi yerine geçer. İşte bu durum adâletten ayrılmamanız için en uygun olanıdır.” (Nisa Suresi: 3)

Bu ayeti kerimede Allah Teâlâ kadınlardan ikişer, üçer, dörder olmak üzere evlenmenin meşruiyetini açıklamış ve geçerli şartlar –ki bu şart adalet olarak ayette beyan edilmiştir- çerçevesinde dörde kadar evlenmeyi helal kılmıştır. Bu ayeti kerimeye göre Müslüman bir erkek aralarında adaleti sağlayacağından emin olduğu zaman nikâhında dörde kadar kadını bulundurabilir. Allah’ın insanlara helal kıldığını hiçbir kimse ne engelleyebilir ve ne de kınayabilir.

İşte bu ayet-i kerimenin bu işten korkan kimselere cevap olarak indiğini ve hükmünün bundan daha genel olduğunu göstermektedir.

Yüce Allah’ın: “onlar arasında da adâleti yerine getiremeyeceğinizden endişe ederseniz, o zaman sadece bir tane hür kadınla evlenmeli veya bir çözüm olarak elinizdeki savaş esiri bir cariye ile yetinmelisiniz.” buyruğunun anlamına gelince Şevkânî bunun tefsiri hakkında şunları söylemektedir:

“Yani eğer sizler günleri paylaştırmak ve benzeri hususlarda eşleriniz arasında adalet yapamayacağınızdan korkarsanız tek bir kadın nikâhlayınız. Bu buyruk adalet yapamamaktan korkan kimse için birden fazla kadın nikâhlamasının menedildiğini de ifade etmektedir. “veya bir çözüm olarak elinizdeki savaş esiri bir cariye ile yetinmelisiniz.” Yani erkek, adalet sınırlandırması söz konusu olmadan cariyelerinden nikâhlayabilir. “ İşte bu durum adâletten ayrılmamanız için en uygun olanıdır.” Yani eğer sizler eşler arasında adalet yapamamaktan korkarsanız size emrolunan bu durumda haksızlık yapmama ihtimaliniz daha yüksektir.” (Fethu’l- Kadîr, I, 421)

Kadınlar arasında eşit davranmak şartıyla aynı anda dört kadına kadar evlenmenin helal olduğuna dikkat edilmelidir. O halde kim adaleti yerine getirmeksizin bu izinden yararlanır ve birden fazla kadınla evlenirse Allah’ı aldatmaya çalışmış olur. Bu nedenle İslâm devletinin mahkemeleri, bir kadına veya kadınlara yapılan haksızlıkları ortadan kaldırmak için, zorlayıcı önlemler alma hakkına sahiptir. Aynı zamanda bu ayette şart koşulan adalet önkoşulundan yola çıkarak, çok kadınla evliliğin tamamen yasaklandığı sonucuna varmak da kesinlikle yanlıştır. Bu, Kur’an’ın görüşü değildir.

Bazıları bu ayet-i kerimenin erkek için taaddud-i zevcatı (birden çok kadınla evlenmeyi) ancak bazı şartlarda mübah kıldığını hastalık ya da kısırlık gibi şartlara bağlı olduğunu anlamaktadırlar. Bu görüşte tamamen yanlış ve batıl bir görüştür.

Kur-an çok eşli evliliğe bütün eşlere eşit davranılması ve adaletin gözetilmesi şartıyla izin vermiştir.

“onlar arasında da eşitlik ve adâleti yerine getiremeyeceğinizden endişe ederseniz, o zaman sadece bir tane hür kadınla evlenmeli veya bir çözüm olarak elinizdeki savaş esiri bir cariye ile yetinmelisiniz. Bu durumda, İslâm yönetimince onaylanan kölelik sözleşmesi, nikâh akdi yerine geçer. İşte bu durum adâletten ayrılmamanız için en uygun olanıdır.” (Nisa Suresi: 3)

Bir kısım insanlar ayetin bu kısmını öne sürerek tek eşli evliliğin her zaman daha hayırlı olduğu hükmüne varmaktadırlar. Ancak ayet daha dikkatli okunursa burada adalet şartının öne sürüldüğü ortaya çıkmaktadır. Yani adalet şartını yerine getiremeyen veya getiremeyecek olan kişi için tek eşli evlilik daha hayırlı olacağı manası ortaya çıkmaktadır.

Bu konuda Allah’ın resulü sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmaktadır:

“Kimin iki hanımı olur ve aralarında adaletli davranmazsa kıyamet günü (vücudunun) yarısı düşük olarak gelir.” Diğer bir rivayette ‘Bir tarafı eğri olarak’ denmiştir.” (Ebu Davud, Tirmizi, Nesai)

Bu konudaki adalet ise kalbî değil zahiri olan şeylerdedir.
Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem gece taksiminde adalete riayet eder ve derdi ki:

“Ey Allah’ım! Bu taksim benim iktidarımda olanla yaptığım bir taksimdir. Senin muktedir olup benim muktedir olmadığım şeyden dolayı beni levmetme! Benim muktedir olmadığım dediği şeyle kalbi kastederdi.” (Ebu Davud, Tirmizi, Nesai)

Adalet şartını yerine getirebilecek olan kişiler için çok eşli evlilik daha hayırlı da olabilir. Bu durum ise kişiden kişiye değişiklik arz edebilir.

Bu meseleyi örneklerle şöyle izah edebiliriz:
Bazı erkekler için çok eşli evlilik daha hayırlı olabilir. Allah erkeğin fıtratına birden fazla kadınla evlenebilecek sevgi, merhamet ve şefkat koymuştur. Bu sebepten erkek kadın gibi değildir. Erkeğin kadından bir derece üstün yaratılması tarihler boyunca erkeğin toplumsal statüsünün daha etkin olmasını gerekli kılmıştır. Aynı zamanda erkek yaratılışı gereği kadına daha meyyal halde yaratılmıştır. Kadın erkeğe nazaran daha zayıftır. Buna benzer fizyolojik ve psikolojik sebeplerden dolayı bir erkek tek bir eşle yetinemeyebilir. Harama meyledebilir. Haramdan ve zinadan sakınması, gözünü haramdan sakınması için Allah’ın bu ruhsatı o erkeğin imdadına yetişir. Erkek hanımından beklediğini elde edemiyorsa veya hanımı uzun süreli hastalık yaşıyorsa, bu kişinin zinaya düşmesinden veya önceki hanımını boşamasından ise çok eşli evlilik yapması daha hayırlıdır.

Bazı erkekler ise bir kadınla yetinebildikleri gibi çok eşli evlilik yaptıkları zamanda adaleti yerine getiremezler ve eşleri arasında adil olamazlar. Bu kimseler için ise tek eşlilik ayetin beyanına göre daha hayırlıdır.

Hatta şunu da söyleyebiliriz; Kadına istediğini veremeyen iktidarsız bir erkeğin bir kadınla evlenmesi dahi doğru olmayabilir. Hatta böyle bir erkekle evli olan bir kadının gözü dışarda olabilir ve zinaya düşebilir. Bu durumda olan bir kadının boşanması daha hayırlıdır. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem iktidarsız bir erkekten boşanmak isteyen kadının boşanmasına itiraz etmemiştir. Ancak ona meşru çerçeveler içerisinde nasıl boşanması gerektiğini beyan etmiştir. O kadının boşanma isteğini onaylamıştır.

Kur’an-ı Kerim’de adalet kavramı (eşler arasında) nafaka ve gecelemek hususlarında adalettir. Sevgi ve cima gibi hususlara gelince, bu insanın elinde olan bir şey değildir. Bundan dolayı yüce Allah şöyle buyurmaktadır:

“Gerçi birden fazla kadınla evlendiğiniz takdirde, ne kadar isteseniz de, eşleriniz arasında her birine hak ettiği ilgi ve şefkati gösterme konusunda tam olarak adâleti sağlayamazsınız. O hâlde, birden fazla kadınla evliliğin omzunuza yükleyeceği sorumluluğun bilincinde olun; eşleriniz arasında tam olarak adâleti sağlayamasanız bile, hiç değilse, bütün ilginizi içlerinden birine yöneltip de, diğerini tamamen ihmal etmeyin!

Eğer elinizden geldiğince yanlışlarınızı düzeltir ve günaha düşmekten titizlikle sakınıp korunursanız, bilin ki, Allah çok bağışlayıcı, çok merhametlidir.” (Nisa Suresi: 129)

İmam Şevkânî bu ayetin tefsirinde şunları söylemektedir:
Yüce Allah en ufak bir sapmanın söz konusu olmayacağı bir şekilde kadınlar arasında adalet yapmanın erkekler için mümkün olmadığını haber vermektedir. Çünkü insan tabiatı birisine diğerine göre daha çok meyledebilir, birini ötekinden daha çok sevebilir, diğerini daha az sevebilir. Bu ise yaratılışla alakalı bir şey olup, bu hususta onlar kalplerine hâkim olamayabilirler.

Bu hususta çokça gayret etseler ve aşırıya gitseler dahi bu işe hakkıyla güç yetiremeyeceklerinden dolayı yüce Allah onlara birilerine büsbütün meyletmelerini yasaklamıştır. Çünkü böyle bir işi terk etmek ve büsbütün zulümden kaçınmak onların yapabilecekleri bir şeydir, takatleri içerisindedir. O halde birilerine meylederken ötekini kocası var mı yoksa boşanmış mı belli olmayacak şekilde askıda imiş gibi bırakırcasına ihmal etmemelidirler. Bu buyruğuyla yüce Allah askıda bulunan ve belli bir kararı bulunmayan bir şeye hallerini benzetmektedir. “ Eğer elinizden geldiğince yanlışlarınızı düzeltir “ kadınlarla geçim ve aralarında adalet yapmak gibi. Göreviniz olmakla birlikte terk ettiğiniz ve dolayısıyla ifsad ettiğiniz halleri düzeltir ve size yasak olan bir tarafa büsbütün meyletmez ve “Eğer elinizden geldiğince yanlışlarınızı düzeltir ve günaha düşmekten titizlikle sakınıp korunursanız, bilin ki, Allah çok bağışlayıcı, çok merhametlidir.” (Bk. Fethu’l-Kadir, I, 521.) Hafız İbn Kesîr de ayetin tefsirinde şunları söylemektedir:

“Yani ey insanlar sizler bütün yönleriyle kadınlar arasında eşitlik sağlayamazsınız. Bir gece ve bir gece şeklinde bir paylaştırma yapsanız bile sevgi, şehvet ve cima bakımından farklılık mutlaka olacaktır.”

Allah’ın helal kıldıklarını haram, haram kıldıklarını ise helal sayan bu asrın insanları büyük bir ifsada, ahlaki çöküşe sürüklenmektedir. İnsanlar İslami hükümleri bilmedikleri gibi ortalık saptırıcılarla dolu. Din simsarı bu saptırıcı sihirbazlar âlim kisvesi ile dini tahrif edip insanları saptırmaktalar. Böylece insanlar batıl anlayışlara yönlendirilerek meşru olan şeyler dinden değilmiş gibi algılanmaktadır. İnsanlar sosyal ve psikolojik baskıyla meşru olan şeyleri kerhen kabul etseler de hoş görmemeye alıştırılmaktadır.

Tek eşli evlilik her zaman daha hayırlı olsaydı Hz. Peygamber daha hayırlı olanı tercih ederdi ve tek eşle yetinirdi. Yine sahabesi çok eşli evliliği yapmazdı. Oysa herkes biliyor ki Peygamber yeri geldiğinde tek eşle yetinmiş yeri gelince dokuz eşi ve cariyeleri olmuştur. Yine Hz. Peygamberin sahabesi arasında çok eşli evlilik yaygındı.

Çok eşli evlilik konusunda Peygamberden nakledilen hadisler bu konuda hiçbir tereddüde mahal bırakmayacak kadar açıktır. Allah’ın resulü evlenip çocuk sahibi olmayı şu hadisi ile pekiştirmiştir. Çok çocuk sahibi olmak için elbette çok eşle evlenmek daha uygundur.

Ma’kıl bin Yesar şöyle dedi:
“Rasulullah ‘Sizler kocalarına sevgi besleyen ve çocuk doğuran kadınlarla evlenin. Çünkü ben (geçmiş) ümmetlere karşı sizin çokluğunuzla övünürüm’ buyurdu” (Ebu Davud, Nesai, İbni Hibban, Hakim)

Said bin Cubeyr’den, İbni Abbas (Radıyallahu anh) şöyle buyurmuştur.
“İbni Abbas bana:
-Evlendin mi? ” dedi.
Ben:
-Hayır, evlenmedim, dedim.
İbni Abbas:
-Evlen, çünkü bu ümmetin en hayırlısı kadınları çok olandır, dedi” (Buhari)

Aşağıda aktaracağımız sahih hadisler de bu konuyu teyit mahiyetinde olup tartışmaya mahal vermeyecek kadar vuzuha kavuşturacak şekilde gelmiştir.

Abdullah b. Ömer Radıyallahu Anh şöyle demiştir:
“Taif’in başkanı Gıylan es-Sakafi cahiliye devrinde nikâhı altında on kadın varken Müslüman oldu onunla birlikte eşleri de Müslüman oldular. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ondan sadece dört tanesini seçmesini diğerlerini boşamasını emretti.” (Tirmizi, İbni Mace, Hakim, Beyhaki, Ahmed)

Kays b. el-Haris’ten Şöyle dediği nakledilmiştir.
“Nikâhım altında sekiz kadın olduğu halde Müslüman oldum. Nebi sallallahu aleyhi ve sellem’e giderek durumu anlattım. Bana: Onlardan dört tanesini seç buyurdu.” (Ebu Davut)

“Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Nevfel İbn Muaviye’ye de beş kadınla evli iken İslam’a girmişti Nebi sallallahu aleyhi ve sellem ona: “Dördünü tut Diğerinden ayrıl” Diye buyurdu.” (Ebu Davud, İbni Mace, Beyhaki)

Bu hadislerden de anlaşıldığı gibi bir erkeğin dört kadını nikâhı altında bulundurması caiz olup bu konuda hiçbir ihtilaf söz konusu değildir. Günümüzde bunu ihtilaflı meselelerden sayan kimseler İslam’a ısınıp da kalplerinde imanları sükûnete ermeyen kimselerdir. Bunlar bazı tevil ve tefsirlerle bu caiz olan şeyi gayr-ı meşru gibi göstermenin çabası içerisindedirler. Bunlar bu hükmü iptal etmek için asrımızda bu hükmün uygulanmayacağını, zira o zaman kadınların bakımsız ve muhtaç olduklarını, savaş kıtlık ve yokluk sebebi ile o zaman ki Müslümanların dörde kadar evlendiklerini söylemekteler.

Bir kısım kimselerde kadının izni olmadan böyle bir şeyin caiz olmayacağını söyleyip durmaktadırlar. Bütün bunlar asrın getirdiği tereddütlerden olup bu anlayış ya insanların cehaletinden veya bilerek İslam’ı tahrif etmek istediklerinden kaynaklanmaktadır.

İslami emirlerin her birinde Allah insanların maslahatlarını gözetmiştir. Her şeyde olduğu gibi bu konuda da bizim bilmediğimiz nice hikmet ve maslahatlar vardır…

Öyle kimseler vardır ki isteseler bile bir kadınla yetinemezler. Çok kadınla evlilik onların imdadına yetişir ve hem onları, hem de bütün toplumu yasak ilişkilerin zararından korur. İslam, işte bu nedenle bu tür kimselere adalet şartını yerine getirmek koşuluyla çok kadınla evlenme izni vermiştir. Yukarıda da beyan ettiğimiz gibi adalet, maddi görünen hususlarla ilgilidir. Yoksa sevgi gibi hususlarda eşitlik mümkün değildir. Hz. Peygamberin sallallahu aleyhi ve sellem hanımları arasında Aişe radıyallahu anha’yı daha fazla sevdiği bilinen bir husustur.

İnsanlık tarihine bakıldığında kadın nüfusun erkek nüfusundan daima fazla olduğu görülür. Allah’ın bir hikmeti; bu düzen bitkiler ve hayvanlar âleminde de böyledir. Yani bütün canlılarda dişilerin sayısının erkeklerin sayısından çok daha fazla olduğu görülür. Birebir eşleme mantığıyla birçok dişinin açıkta kalacağı ortada bu ise yaratılışa ve tabi düzene aykırıdır. Tek eşli evliliğin dayatıldığı toplumlarda evlenemeyen bekâr ve dul hanımların çokluğu bunun ispatıdır. Herkes bulunduğu bölgede bunu rahatlıkla müşahede edebilir. Bu ise toplumda sosyal, ekonomik ve ahlaki açıdan büyük yıkımlara sebep olur.

Bir de savaş gibi olağanüstü şartlarda bu eşitsizliğin daha da arttığı görülür. Tarih bunun sayısız örnekleriyle doludur. Şuan bile dünyanın birçok yerinde savaş ve iç karışıklıklar sebebiyle erkek nüfusun kadın nüfusuna oranla daha da azaldığı görülmektedir.

Savaş insanlık tarihiyle başlayıp kıyamete kadar devam edecek bir hadisedir. Çünkü yeryüzü hak ile batıl arasında sonu gelmeyen savaş arenasıdır. Savaşta ise savaşan, öldüren ve öldürülen çoğunlukla erkeklerdir. Bu konuda şu ayeti kerime de bu gerçeğe işaret etmektedir.

Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır:
“Sizi Firavun ve ordusundan nasıl kurtardığımızı da hatırlayın: Hani size en acı işkenceleri çektiriyorlardı; nüfusunuzun artmasını engellemek için oğullarınızı boğazlıyor, kadınlarınızı utanç verici işlerde kullanmak üzere sağ bırakıyorlardı. İşte bütün bunlarla, Rabbiniz sizi çetin bir sınavdan geçirmekteydi.” (Bakara Suresi: 49)

Bu ayeti kerime Firavun ve İsrailoğulları ile alakalı olduğu gibi kıyamete kadar kesintisiz olarak sürecek olan savaşlarda bir gerçeği bizlere haber vermektedir. O da şudur; Savaşlarda erkeklerin öldürülüp kadınların ise sağ bırakılmasıdır.

Gayr-i İslami kesimlerin telkin ettikleri gibi evlilikleri hep tek eşlilik esasına göre yapılacak olursa açıkta kalan ve evlenemeyen kadınların maddî ve manevî yönden nasılda zarar görecekleri meydana çıkacaktır. Bu kadınlar tabii ihtiyaçlarını nasıl karşılayacaklar? Geçimlerini nasıl temin edecekler, nasıl barınacak, nasıl evlenecekler ve çocuk sahibi olacaklar.

Tağuti düzenlerin bu sorulara verebilecekleri bir cevap veya çözüm yoktur. Çünkü bu beşeri düzenlerin böyle bir derdi yoktur, onların helal-haram diye bir kavramları da yoktur. Onlara göre kadınlar annelik gibi kutsal bir görevden mahrum edilip sokaklara salınmaları marifet sayılmıştır.

Bazı erkekler kendi eşi dışında başka bir hanıma önüne geçilmez bir sevda ile bağlanmış olabilir. Onu zinadan korumanın ve önceki kurulmuş olan yuvasının dağılmasından korumanın tek yolu ikinci evliliktir. Çok eşli evlilik ile erkek, zina ve fuhşa düşmekten kurtulmuş, kadın ise aile yuvasının dağılmasından azade kalmış olur. Tek eşliliği savunanlar böyle bir durumda ya önceki evliliğini yıkıp yeni bir evlilik yapacak veya fuhuş ve zina kapısını açacak ya da toplumun baskısı nedeniyle boşanamayıp hayatının sonuna kadar huzursuz bir aile hayatına katlanmak zorunda kalacaktır.

Çok eşli evlilik sadece bir zümreye mahsus değildir. Zengin, fakir, genç, yaşlı birçok kesim için hayata dair çözüm yolları ve güzellikler olabilir. İşte buna bir örnek.

Müsennif VELİOĞLU