Avrupa Medyası Cemal Kaşıkçı Vakasını Tartışıyor

Kaşıkçı vakasında Trump, Suudi Arabistan kraliyet ailesinin yanında dursa da, Türkiye basını gazetecinin ortadan kaybolmasına ilişkin giderek daha çok olası ayrıntı paylaşıyor.

Avrupa medyasının Cemal Kaşıkçı’nın infaz edilmesi üzerinden Suudi Arabistan’ı tartışıyor:

EL MUNDO (İSPANYA) / 18 Ekim 2018

Cezasızlık balonu patladı

Riyad'taki muktedirler, sözde dokunulmazlıklarını bu kez gözlerinde büyüttü, diyor El Mundo:

“Her diktatörlükte iktidar sahipleri cezai kovuşturmalara karşı güvende olduğunu sanır. Ama küreselleşme, insan hakları suçlularına yönelik bu dokunulmazlık adacıklarını kısıtlıyor. Suudi Arabistan kraliyet ailesi, Ortaçağ'dan kalma yöntemleriyle devasa bir taktik hata yaptı. Her zamanki keyfilikle, eleştirel gazeteci Cemal Kaşıkçı'ya karşı bir devlet suçu işledi. Olay öylesine korkutucu ki -Türkiye basını Kaşıkçı'nın canlıyken parçalandığını yazıyor-, bugüne kadar Riyad'ı koruyan cezasızlık balonu patlamış durumda.”

NRC HANDELSBLAD (HOLLANDA) / 18 Ekim 2018

Nezaketi bir yana bırakmanın zamanı geldi

Pek çok Avrupa ülkesi, Kaşıkçı vakasının bağımsız biçimde soruşturulmasını talep etti. NRC Handelsblatt, Avrupa net bir mesaj vermeli, diyor:

“Rejimin katil yüzü nihayet su yüzüne çıktı. Suudi Arabistan'ı normal bir ülke olarak görmemizi engelleyecek olaylar daha önce de yaşanmıştı. … Ama Kaşıkçı vakasıyla uluslararası toplum açısından yeni bir sınır aşıldı. … Diplomaside ihtiyat, makbul bir araçtır. Ama fazla dikkatli olmak, farklı da yorumlanabilir. Suudilerin başlangıçta soruşturmayı engelleme çabalarına karşı artık bir mesaj vermek lazım. … Özellikle Avrupa'da Suudi Arabistan'la ilişkilerin yeniden gözden geçirilmesinin zamanı çoktan geldi.”

FİNANCİAL TİMES (İNGİLTERE) / 18 Ekim 2018

'Genç Arap reformcu' masalı

Batı dünyası, Veliaht Prens Muhammed Bin Selman konusunda, daha önce Esad ve benzerlerinde olduğu gibi Ortadoğu'daki genç hükümdarların demokratikleşmenin garantisi olduğu yanılgısına düşüyor, diyor Financial Times:

“Gençliğin enerji anlamına geldiği doğru. Ama tecrübesizlik bu enerjiyi yanlış yola sevk edebilir. Tecrübesizliğin içinde bir parça güvensizlik de vardır. Oğullar, güçlerini pekiştirsin diye uzun yıllar kendilerine danışmanlık yapan isimleri bir süre sonra askıya alıyor. Küçük bir güç üssünden ülkeyi yönetiyor ve paranoyakça dürtülere kapılıyorlar. Batı'nın siyasi güç odakları sürekli aynı hatayı yapıp gençliği dönüşüm iradesiyle bir tutup yurtdışına giden, sanatla, dijital dünyayla ilgilenen genç hükümdarların daha sorumluluk sahibi davranacaklarını düşündü.”

DELO (SLOVENYA) / 18 Ekim 2018

Keyfiyet değil adalet

Delo, ABD'nin sonunda Kaşıkçı vakasında kimi günah keçisi yapacağını merak ediyor:

“ABD kararlı ve ciddi bir ülke, bu yüzden uygun görürse ağır cezalar da verir. Bu noktada sorulması gereken soru, Suudi gazetecinin korkunç katlinin bedelini kimin ödeyeceği. Şimdiye kadar Suudilerin işlediği cinayetlere kesilen 'adil Amerikan cezalarını' hep başkaları ödedi. (Büyük kısmı) Suudi Arabistan vatandaşları olan suikastçılar yolcu uçağı kaçırıp 11 Eylül 2001'de saldırınca, ABD Afganistan'a savaş açtı. Amerikan mahkemeleri, Sünni fanatiklerin terör saldırısının sorumluluğunu pek çok kez İran'daki Şii rejimine yıktı ve İran'ı 11 Eylül mağdurlarına tazminat ödemeye mahkum etti.”

POLİTYKA (POLONYA) / 18 Ekim 2018

Kaşıkçı'nın mirası Arabistan'ı değiştirebilir

Polityka, Kaşıkçı cinayetinin Suudi Arabistan'da yaşanacak bir dönüşümün katalizörü olmasını umuyor:

“Kaşıkçı vakası kesinlikle önce tahtın mirasçısı Muhammed bin Salman'ı vurdu. Kraliyet ailesinde komplolar ve yaşlı Kral Selman'ın mirasını devralacak rakip adaylar eksik değil. Yani bir saray entrikası ve her şeye kadir Muhammed Bin Selman'ı tahttan indirme girişimine hazır olmalıyız. Ancak bunlar herhalde yetmeyecektir. Böyle bir durumda Kaşıkçı, kadın hakları hareketinin ve dünyanın en baskıcı monarşisinde liberalleşme taraftarlarının ikonuna dönüşebilir. Suudi Arabistan'da dönüşüm ne bugün, ne de yarın yaşanacak; ama Kaşıkçı'nın ölümü bu dönüşümü mutlaka yakınlaştırdı.”

IL MANİFESTO (İTALYA) / 17 Ekim 2018

Washington ile Riyad'ın şer ittifakı

Ortadoğu uzmanı Alberto Negri Il Manifesto'daki yazısında, Suudilerin nasıl olup da her defasında parasını ödeyip ABD'nin gözünde suçsuz olabildiklerini inceliyor:

“ABD, en büyük silah müşterisi olan, savunma bütçesinin altıda birini finanse eden Riyad'ın küstahlığını engellemiyor ya da engelleyemiyor. Oysa Suudiler onlarca yıldır radikal İslam'ın finansörleri arasında ve 2001 yılında ABD, gerek Afganistan'da gerek Ortadoğu'da bizzat Riyad'ın körüklediği teröre savaş açtı. … ABD ile Suudiler arasındaki bağ, bir ittifaktan ziyade son elli yıl içinde yaşanan en büyük felaket ve katliamlarda kurulan gerçek bir suç ortaklığıdır. Doğruluğundan şüphe etmeyeceğimiz yegane gerçek budur.”

AFTONBLADET (İSVEÇ) / 17 Ekim 2018

Para insan haklarından önemli

İsveç de yıllardır Suudi Arabistan'ı eleştirmek yerine ekonomik çıkarlarını ön plana koydu, diyor Aftonbladet:

“İster merkez sağ hükümetimiz olsun, isterse sosyal demokrat ve yeşil koalisyonlar, [internet eylemcisi] Raif Bedevi'nin tutuklanıp kırbaçlanması ikisi için de farklı bir tavır sergileme gerekçesi olmamıştı. Ekonomi Bakanı Damberg, ekonominin devlerinin teşvikiyle Suudi Arabistan ile ticareti desteklemek için sürekli seyahat halinde. Para her yerde insan haklarına üstün geliyor. Cemal Kaşıkçı vakası bunu bir kez daha açıkça gösterdi.”

THE WASHİNGTON POST (ABD) / 15 Ekim 2018

Kırmızı çizgi aşıldı

The Washington Post gazetesi, ABD'deki muhbir Edward Snowden vakasıyla benzerliklere dikkat çekiyor:

“[Snowden vakasında] Meydana gelen hasar, ABD'nin müttefiklerini çıkışsız bir durumda bıraktı. Oluşan en büyük hasar, Brezilya ve Almanya gibi uzun yıllara dayanan müttefiklerin, ABD tarafından bir dinleme yapıldığını reddetmek artık mümkün olmadığı için işbirliklerini büyük oranda geri çekmesi oldu. … Cemal Kaşıkçı, İstanbul'daki Suudi Arabistan konsolosluğuna girdi. Bir daha da dışarı çıkmadı. Bu bilgiyi hiçbir oyun, hiçbir açıklama gizleyemeyecektir.”

EVRENSEL (TÜRKİYE) / 17 Ekim 2018

Cinayetin Türkiye'de işlenmesi tesadüf değil

Evrensel cinayet olduğu iddia edilen eylemin neden İstanbul'da yapıldığına ilişkin sebepleri sayıyor:

“Kaşıkçı olayında ‘suç mahali’ olarak Türkiye’nin seçilmesinin, Ortadoğu ve Arap coğrafyasındaki eksenler çatışmasında Türkiye’nin, Suudi Arabistan’ın karşısında yer alıyor olmasının rolüyle birlikte, ABD yönetiminin de, bölgeye dair planlarında Türkiye ile pürüzler yaşıyor olmasının rolünü de bir tamamlayan olarak ekleyelim. Yani Suudiler, adresin Türkiye olmasını ABD hoşgörebilir diye düşünmüş olabilirler.”

DİE PRESSE (AVUSTURYA) / 15 Ekim 2018

Veliaht prense kırmızı çizgi gerekiyor

Suudi Arabistan'ın veliaht prensi Muhammed bin Selman'ın Kaşıkçı'nın kaybolmasından sorumlu olduğu ortaya çıkacak olursa yaptırım uygulanması kaçınılmaz olur, diyor Die Presse:

“Geri adım atmak söz konusu dahi olamaz. Böyle bir tavır, Riyad'taki genç ve fevri fiili hükümdarı sadece güçlendirmeye yarar. Daha geçtiğimiz yaz Kanada, Suudi kadın hakları savunucularının tutuklanmasını eleştirmesiyle Suudi Arabistan'ın diplomatik ve mali ambargosuna maruz kaldığında, kimse bu Batılı devletin yanında durmamıştı. Berlin'den Washington'a Batılı başkentler şimdi de Suudi Arabistan'a sert bir çıkış yaptıklarında milyarlar tutan silah ticareti ve iş anlaşmaları için endişe ediyor. Ancak belli ki veliaht prensin bir kırmızı çizgiye ihtiyacı var ve Kaşıkçı'nın öldürüldüğüne dair kanıtlar bulunduğunda bu çizginin çekilmesi gerekiyor. Aksi halde Batı'yı birarada tutan yegane değer, kayıtsızlık olacak.”

DE VOLKSKRANT (HOLLANDA) / 15 Ekim 2018

Suudi Arabistan dışlanırken

Batı'nın Kaşıkçı vakasında Suudi Arabistan'a getirdiği eleştiriye değerlendiren köşe yazarı Sheila Sitalsing, De Volkskrant'taki yazısında kraliyetin neden şimdi yarı yolda bırakıldığını soruyor:

“Bütün kötü niyetli rejimler arasında, Suudi Arabistan belki de özgür Batı'yla başı en az dertte olanı. Ülke rejimi el ve baş kesiyor, kadınlara onursuz bir kuluçka makinesi muamelesi yapıyor, itiraz edenlere karşı gaddarca davranıyor. … Ayrıca Yemen'de işlenen savaş suçlarından ve insani krizden sorumlu. Ne var ki tüm bunlar iki sebepten dolayı bizi pek rahatsız etmedi: Petrolün yanı sıra IŞİD'le savaş. Dolayısıyla Suudler saygın ortak oldular. … Ama anlaşılan Kaşıkçı'nın kaçırılması bardağı taşırdı.”

THE GUARDİAN (İNGİLTERE) / 11 Ekim 2018

Hukukun üstünlüğü çökerken

The Guardian'a göre bu vaka, uluslararası düzlemde görülen değerler erozyonunun göstergesi:

“Uluslararası hukukun ve sürekli şikayet edilen ve ağır hasar görmüş 'kurallara dayalı dünya düzeninin' giderek daha az saygı gördüğünü izliyoruz. … Cemal Kaşıkçı'nın kaybolması, hukukun üstünlüğü çöktüğünde neler olabileceğini gözler önüne seriyor. Demokratik yolla seçilen devlet başkaları ve hükümetler, bu yolda mücadele vermek, bu kaybı geri çevirmek yerine sorumlu diktatör ve despotlara sessizce göz yumuyor ya da olanları görmezden geliyor. Benzer zulümler her gün yaşanıyor ve her gün bunlar cezasız kalıyor.”

DE TELEGRAAF (HOLLANDA) / 11 Ekim 2018

Erdoğan ve Trump sağ olsun

Muhammed bin Selman, istediği gaddarlığı yapabileceği izlenimine kapılmış olmalı, diyor De Telegraaf:

“Veliaht prens, görev başına geçtikten sonra ilk ziyaret ettiği ülke Suudi Arabistan olan Trump'tan güç alıyor. Emekli ABD'li diplomatlar, Selman'ın Trump sayesinde istediğini yapabileceği duygusuna kapıldığına işaret ediyor. ABD başkanı, tıpkı mevkidaşı Erdoğan gibi, Kaşıkçı'nın kaybolması karşısında hiçbir eleştirel söz sarf etmedi. ABD de Türkiye de gerek siyasi gerekse mali olarak Suudi Arabistan'a mecbur.”

STAR (TÜRKİYE) / 11 Ekim 2018

Üstünü örtme zahmetine bile girilmiyor

Star gazetesi, Kaşıkçı'yı kaçıran ya da öldürenlerin, varlıklarıyla birilerine bir mesaj vermek niyetinde olduğundan emin:

“Davranışlarına baktığımızda, hata yapmaktan kaçınmadıklarını, bir diğer ifadeyle özellikle 'iz bırakmaya' çalıştıklarını görüyoruz. … Hiçbir istihbarat örgütü (2 Ekim tarihinde Atatürk havalimanına iniş yapan 15 Suudi vatandaşının istihbarat elemanları olduğunu biliyoruz artık) bu kadar 'özensiz' davranmaz. Neredeyse, 'profesyonel bir özensizlik'. … Bu cinayet sadece bir muhalifin 'ortadan kaldırılması' hadisesi değil. Aynı zamanda bir 'mesaj' içeriyor. Bunun ne olduğu, hedefteki ülke ve yöneticileri tarafından değerlendirilecek […] ve ona göre bir 'eylem planı' hazırlanacaktır.”

LA REPUBBLİCA (İTALYA) / 11 Ekim 2018

Suudi Arabistan için bir trajedi

New York Times köşe yazarlarından Thomas L. Friedman, La Repubblica için kaleme aldığı yazısında, ithamların gerçek bir yanı varsa Suudi Arabistan dünyanın kalanından izole olacaktır, diyor:

“Cemal Suudi hükümetin ajanları tarafından kaçırıldı ya da öldürüldüyse, bu olay Muhammed bin Selman için bir felaket, Suudi Arabistan ve körfez ülkeleri için bir trajedi anlamına gelecektir. Zira bu iddiada ileri sürülenler, insan hakları normlarının kabul edilemez bir ihlali anlamına gelir. Hükümetinin Cemal'i kaçırdığı ya da öldürdüğü ortaya çıkacak olursa hangi Batılı lider Muhammed bin Selman'ın yanında durmak isteyecektir?”

THE GUARDİAN (İNGİLTERE) / 09 Ekim 2018

Rejimi eleştirenleri şiddet bekliyor

Gazetecinin ortadan kaybolması, Suudi veliaht prensin iç siyasette herhangi bir itiraza tahammül göstermediğinin yeni bir işareti oldu:

“Krallık'ta geçtiğimiz sene yaşanan gelişmeler belli bir kalıbı izliyor. Muhammed bin Selman'ın veliaht prens ve Suudi Arabistan'ın fiili hükümdarı olmasıyla, ülke içindeki itirazlara -kimden gelirse gelsin- şiddetle karşılık verildiği yeni bir dönem başlamış oldu. … Suudi devleti, ülkedeki dönüşümün, ancak kendisi başlattığı takdirde geçerli ve meşru olacağını açıkça ifade ediyor. … Cemal Kaşıkçı'nın başına gerçekten ne geldiği bir yana, Suudi Arabistan'ın içerideki sapmalara karşı takındığı sıfır tolerans politikası giderek ivme kazanıyor ve dünyaya duyuruluyor.”

YENİ ŞAFAK (TÜRKİYE) / 09 Ekim 2018

Bu olay aynı zamanda Türkiye'ye saldırıdır

Bu olay cezasız kalmamalı, diyor hükümete yakın Yeni Şafak gazetesi:

“Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuyu bizzat takip ediyor. Savcılık soruşturma açtı, tüm güvenlik birimleri titizlikle çalışıyor. … Türkiye bir yandan da, olayın doğru çıktığını duyurduğunda nasıl bir yol haritası izleyeceğini belirlemeye çalışıyor. Doğru çıkması halinde çok ciddi ve sarsıcı bir karşılığı olmak zorunda. Çünkü Türkiye devletinin güvenilirliğini, saygınlığını ve ülkesindeki yabancılara karşı sorumluğunu sarsan bir saldırıdır bu. … Zaten bu cinayet, Türkiye’yi daha da zor duruma sokmak, iki ülke ilişkilerini bitirmek için yapılmış bir operasyona benziyor.”

Kaynak: Eurotopics

Alıntı: Haksöz. Sorumluluk kaynağa aittir.