Anlaşmalı Evlilikler

Evlilikte elde olmayan sorunlar yaşanıyorsa; Kadın isterse veya belli şartlar karşılığında kocasını diğer hanımlarıyla baş başa bırakabilir. Mesela cinsel ilişkiden kesilmiş, arzusunu kaybetmiş veya bir hastalığa müptela olmuş bir kadın bazı haklarından vazgeçebilir. Böylece bir yuvanın dağılması önlenmiş olur. Kadın hem kocasının yükünden kurtulmuş olur hem de kocasını serbest bırakarak hayatın ona zehir olmasını önlemiş olur. Karı koca kendi aralarında iyi niyet ve fedakârlıkla meseleyi konuşup anlaşarak çözüme kavuşturabilirler. Belli şartlarda konuşup anlaşmak geçimsizliğe düşüp boşanmaktan çok daha hayırlıdır. Bununla beraber; Erkek hanımlarının haklarını çiğnemekten sakınır ve onlara güzel muamele ederse bunun mükâfatını Allah Teâlâ mutlaka verecektir.

Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır:
“Eğer bir kadın, kocasının kötü davranışından veya kendisine ilgi göstermediğinden şikâyetçi olursa, karı kocanın kendi aralarında anlaşarak bir çözüme ulaşmalarında, her ikisine de günah yoktur. Çünkü anlaşıp barışmak, daha iyidir. Kıskançlık ve bencillik insanın yapısında vardır. Ey müminler; eşlerinize güzellikle davranır ve kaçınırsanız, Allah, bütün yaptıklarınızdan haberdardır.” (Nisa Suresi: 128)

“Gerçi ne kadar isteseniz de, eşleriniz arasında her birine hak ettiği ilgi ve şefkati gösterme konusunda tam olarak adaleti sağlayamazsınız; o hâlde, bütün ilginizi yöneltip de, diğerini tamamen ihmal etmeyin! Eğer elinizden geldiğince yanlışlarınızı düzeltir ve korunursanız, Allah çok bağışlayıcı, çok merhametlidir.” (Nisa Suresi: 129)

Erkeğin tek evliliğe mahkûm edildiği toplumları düşünün; Evlilik sonrası kadının hastalık geçirerek kocasını tatmin etmekten ve ona hizmet etmekten aciz kalacak. Kimin vicdanı, kocanın ömür boyu bu kadınla hayatını zehir etmesine razı olur? Hadi diyelim birileri sabretti razı oldu diyelim. Acaba realitede bu mümkün müdür?

Tek eşlilik tabusu hâkim olan toplumlarda erkek hayatını düzene sokmak için bu kadını boşamak zorundadır. İster yeni evli olsun, isterse yirmi otuz senelik evli olsun sağlıklıyken, hiç bir kusuru yokken ve başkasıyla evlenmesi, yeni bir ev kurması mümkünken boşayamadığı hanımını sakatken, hastayken ve perişan olması yüzde yüz kesinken boşamasına müsaade edilerek yokluğa ve yalnızlığa terk edilecek. Bu acı akıbeti bilmem hangi vicdan kabul eder?

Bir de İslam’ın çözümüne bakalım: Çeşitli sebeplerle kocasıyla cinsel ilişkide bulunma kudretini kaybeden kadın evden asla atılmayacak, adeta bir büyük anne gibi müstesna bir yere sahip olacaktır. Kocası ise hayatını sürdürmek ve neslini devam ettirmek için onu boşamak zorunda kalmayacak, onunla kari-koca statüsünü sürdürmekle birlikte cinsel ilişkilerini diğer hanımıyla devam ettirebilecektir. Ayrıca kusuru sadece kısırlık olan kadınlarda kocalarıyla ilişkilerini sürdüreceklerdir. Kocasına hizmet edebilecek belki kendisini üvey çocuklarının bakımına adayacaktır. Böylece toplumda bir zavallılar ve içler acısı kadınlar gurubu oluşmayacaktır. Bu Allah’ın kullarına özellikle hanımlara rahmetinden başka bir şey değildir. Bu din gerçekten fıtrat dinidir huzur ve mutluluktur.

Bu konuya gösterilecek en güzel örnek; Allah Resulünün hanımlarından Sevde radıyallahu anh annemizin kendi gün hakkından feragat ederek bu hakkını Aişe radıyallahu anh annemize vermesidir. Sevde radıyallahu anh annemiz için Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in evinde olmak onun nikâhında bulunmak ona yetiyordu. Başka bir beklentisi yoktu. Yaşlıydı, İri cüsseliydi, cinsel arzuları yoktu, latifeyi severdi. Bir gün Allah Resulüne

“Ya Rasulallah! Bana ayırdığın günü Aişe ’ye bağışladım. Sadece beni nikâhında tut yeter. Kıyamet günü Allah’ın beni senin zevcen olarak diriltmesini istiyorum.” dedi. Gönlünün safiyetini bu şekilde ortaya koydu. Bu annemiz aynı zamanda ümmetin kadınlarına örnek oldu.

Aişe radıyallahu anh annemiz de onu vefatından sonra daima bu fedakârlığı ile anar ve şöyle derdi: “Yerinde olmak istediğim kadınların bana en sevgilisi Sevde Binti Zem’a’dır. Yaşlandığında şöyle demiştir: “Yâ Rasûlallah! Sana olan nöbetimi Aişe ‘ye bağışladım.”

İnsanın cinsel arzu ve istekleri yok olup bitse bile evlilik mutluluktur, huzurdur, sultanlıktır, büyük aile ise bir imparatorluktur.

Müsennif VELİOĞLU