Allah’ın Şeriatı Kur’an ve Sünnet ’ten İbarettir

Kur’an’a itaat Allah’a itaattir, Kur’an’ı inkâr Allah’ı inkâr etmektir. Çünkü Kur’an hem mana hem de lafız olarak Yüce Allah’ın kelamıdır, kulların iman ve itaat etmeleri için vahyedilen son kitaptır.

Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır:
“Ve işte bu da, göndermiş olduğumuz bereket kaynağı bir kitaptır; o hâlde onu izleyin ve sakının ki, merhamete lâyık olabilesiniz.” (Enam Suresi: 155)

“Uyarman ve inananlara öğüt olmak üzere, sana gönderilmiş bir kitaptır. O hâlde, yüreğinde asla bir sıkıntı olmasın!” (Araf Suresi: 2)

“Bu muhteşem Kitap, senin ve kavmin için bir onur ve itibar olacaktır ve hepiniz ona karşı tutumunuzdan dolayı hesaba çekileceksiniz!” (Zuhruf Suresi: 44)

Yüce Allah kitabında kendisine itaati emrettiği gibi peygambere de itaati emrediyor. Peygamber vefat ettiğine göre bu itaat nasıl olacak. Konuyu biraz daha açarsak; Vahiy edilen sadece Kur’an mıdır? Kur’an dışında uymamız gereken ve sorumlu olduğumuz bir kaynak var mıdır?

Yüce Allah Peygamberine sallallahu aleyhi ve sellem Kitap (Kur’an) ‘ı vahiy ettiği gibi, Hikmet (Sünnet)’ide vahiy etmiştir. Sünnet, Kur’an’dan farklı olarak manası Yüce Allah tarafından vahiy edilip lafzı ise Peygambere aittir. Dolayısıyla Yüce Allah Peygamberine sallallahu aleyhi ve sellem Kur’an‘ı ve Sünneti indirmiştir.

Allah’a itaat; Kur’an’a tabi olmadır, Peygambere sallallahu aleyhi ve sellem itaat ise; Sünnete tabi olmadır. Din bu iki vahiyle tamamlanmış ve kullar bu iki vahiyden de sorumludur. Kur’an hayat nizamı olmayacaksa, ona iman iddiasının bir değeri olmadığı gibi, Peygambere (sünnete) itaat edilmeyecekse, Peygambere iman iddiasının da bir anlamı ve değeri olmaz.

Elçi Allah adına hüküm koyma, haram ve helal belirleme yetkisine sahiptir. Peygamber bu yetkisini Allah adına ve yine Allah’tan aldığı vahiy ile yani Sünnet ile belirler.

Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır:
“Biz her Peygamberi, ancak Allah’ın izniyle kendisine itaat edilsin diye gönderdik…” (Nisa Suresi: 64)

“Hayır! Rabb’ine yemin olsun ki, onlar, aralarında anlaşmazlığa düştükleri konularda seni hakem tayin edip de, verdiğin hükme karşı içlerinde en ufak bir burukluk bile duymadan tam anlamıyla teslim olmadıkları sürece, iman etmiş olamazlar!” (Nisa Suresi: 65)

“Kim Peygambere itaat ederse, gerçekte Allah’a itaat etmiş olur. Kim de yüz çevirecek olursa, Biz seni, onların başına bekçi olarak göndermedik.” (Nisa Suresi: 80)

Yüce Allah’ın Peygamberine indirdiği kitabın “Kur’an” olduğu konusunda bir tereddüt yoktur. Yine indirilen hikmetin “Sünnet“ olduğu konusunda da bir tereddüt yoktur. Bu konuda şüpheye düşenler ya cehaletlerinden ya da kalplerindeki marazdan dolayı şüpheye düşmüşlerdir. Bu konuda şu ayeti kerimeler meseleyi daha da açıklığa kavuşturmaktadır.

Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır:
“Nitekim size kendi içinizden öyle bir Peygamber gönderdik ki; size ayetlerimizi okuyor, sizi arındırıp tertemiz yapıyor, size Kitabı ve hikmeti öğretiyor ve daha bilmediğiniz nice şeyleri öğretecek.” (Bakara Suresi: 151)

“…Allah’ın ayetlerini hafife almayın; Allah’ın size sunduğu nimetleri, öğüt almanız için size bahşettiği Kitabı ve hikmeti düşünün. Allah’a karşı gelmekten de sakının ve unutmayın ki, Allah her şeyi bilmektedir.” (Bakara Suresi: 231)

“…Allah sana bu Kitabı ve hikmeti bahşetmiş, sana bilmediklerini öğretmiştir. Allah’ın sana, olan lütuf ve inayeti, gerçekten çok büyüktür.” ( Nisa Suresi: 113)

“Evlerinizde okunmakta olan Allah’ın ayetlerini ve hikmeti düşünün. Şüphesiz Allah lütuf sahibidir, her şeyden haberdardır.” (Ahzab Suresi: 34)

Bu ayeti kerimelerde Kitap olarak zikredilen Kur’an’ın; öğretilen, öğüt verilen, indirilen ve okunan bir vasfı olduğu gibi; Hikmet olarak zikredilen Sünnetinde; öğretilen, öğüt verilen, indirilen ve okunan vasfının olduğu açıklanmaktadır.

Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem‘in şu hadisi şerifleri de göz önünde bulundurulursa; “Hikmet ”in tabi olunması için Allah’tan resulüne vahye dilen şeriatın diğer kaynağı olan Sünnet olduğu gayet açık bir şekilde anlaşılmış olacaktır.

Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdular:
“Dikkat edin! Bana Kur’an ve bir de misli verildi…” (Ebu Davud)

“Size, sarıldığınız müddetçe asla sapıtmayacağınız iki şey bıraktım. Biri, Allah’ın Kitabı, diğeri ise benim sünnetim. Bunlar havz’ın başında yanıma gelinceye kadar birbirlerinden ayrılmayacaklardır.” (Hakim Müstedrek, El Albani Silsiletü’s Sahiha)

Ayet ve hadislerin açık ifadelerinden de anlaşıldığı gibi, insanların tabi olmaları için indirilen bu şeriat, resulün Allah’tan alarak insanlara öğrettiği, öğüt verdiği, okuttuğu ve sarılmalarını emrettiği “Kur’an ve Sünnet” ten ibarettir.

İlim ehli şöyle dedi: Eğer El-Hikmet kelimesi Kuran’da “Kitap” kelimesi ile birlikte gelirse, burada hikmetten kasıt Sünnettir. Bütün selef-i salihin imamları ve âlimleri böyle olduğuna icma ve ittifak etmişlerdir.

İmam Şafi rahimehullah ise şöyle dedi: “Kuran’ı çok iyi bildiklerinden emin olduğum birçok ilim ehlinden işittim ki, “Hikmet Sünnettir” diyorlardı. “ (İmam Şafii, Er-Risale: 78)

Sonuç olarak; ayetlerin, hadislerin ve İlim ehli kimselerin açık ifadelerinden de anlaşıldığı gibi, insanların tabi olmaları için indirilen bu Şeriat, Rasulün Allah’tan alarak insanlara öğrettiği, öğüt verdiği, okuttuğu ve sarılmalarını emrettiği Kur’an ve Sünnet ‘ten ibarettir. Sünnet; vahiy kaynaklıdır, dinin kinci kaynağıdır ve Sünnet dinin ta kendisidir, Kur’an’dan sorumlu olduğumuz gibi Sünnetten de sorumluyuz. Kur’an’da Peygambere itaati emreden birçok ayet bulunmasına rağmen, bize Kur’an yeter diyen zavallılar hangi Kur’an dan bahsediyorlar acaba! Bize Kur’an yeter deyip Sünneti yok sayanlar sadece peygamberi inkâr etmiş olmazlar, onlar aynı zamanda Kur’an’ı da inkâr etmiş olurlar çünkü sünnete ittibayı Kur’an emrediyor. Peygamber devre dışı bırakılarak Allah’a itaat edilmez. Allah’ın peygamberine karşı gelmek Allah’a karşı gelmek demektir; bu da onu inkâr etmek anlamına gelir ki, “Allah da inkâr edenleri sevmez!”

Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır:
“De ki: Allah’a ve Peygambere itaat edin! Eğer yüz çevirirlerse, Allah da inkâr edenleri sevmez!” (Al-i İmran Suresi: 32)

“Kendisi için doğru yol belli olduktan sonra, kim Peygamber’e karşı çıkar ve müminlerin yolundan başka bir yola giderse, onu o yönde bırakırız ve cehenneme sokarız; o ne kötü bir yerdir.” (Nisa Suresi: 11)

“Her kim de Allah’a ve Resulüne karşı gelerek O’nun çizdiği sınırları çiğnemeye kalkarsa, onu içerisinde ebediyen kalacağı bir ateşe atacak ve alçaltıcı bir azaba mahkûm edecektir!” (Nisa Suresi: 14)

“Onlara, Allah’ın indirdiğine ve Elçisine gelin!” denildiği zaman: “Atalarımızdan gördüğümüz bizim için yeterlidir!” derler. Peki, ataları hiçbir şey bilmeyen ve doğru yoldan sapmış kimseler olsa da mı” (Maide Suresi: 104)

“Onlar, aralarında hükmetmesi için Allah (Kur’an)’a ve Elçisi (Sünnet)’ne çağırıldıkları zaman, içlerinden bir kısmı derhal yüz çevirir.” (Nur Suresi: 48)

“Ey iman edenler! Hz. Peygamber’in size yaptığı çağrıyı, birbirinize yaptığınız çağrılarla bir tutmayın. Allah, birbirlerini siper ederek gizlice aranızdan sıvışıp gidenleri elbette bilmektedir. Öyleyse, O’nun emrine aykırı davrananlar, başlarına, bu dünyada yenilgi, zillet, esaret, perişanlık gibi bir belânın ya da ahirette can yakıcı bir azâbın gelmesinden korksunlar!” (Nur Suresi: 63)

“Allah ve Resulü herhangi bir konuda bir hüküm vermişse, artık inanan bir erkek ve kadının, kendi görüşüne dayanarak tercihte bulunması kesinlikle söz konusu olamaz! Her kim Allah’a ve Resulüne başkaldıracak olursa, muhakkak apaçık bir sapıklığa düşmüş demektir!” (Ahzab Suresi: 36)

Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdular ki:
“Bana vahiy olunmayan meselelerde ben de sizin gibiyim.” (Taberani Kebir)

Ey Rabbimiz;
Bizleri insanlık tarihi boyunca, tevhid sancağını elden ele taşıyan Peygamberlerin ve onların izinden yürüyen sahabenin, âlimlerin, şehitlerin, Salihlerin yoluna ilet…

“Çünkü her kim Allah’a ve Peygambere itaat ederse, işte onlar Allah’ın nimetler bahşettiği Peygamberlerle Sıddıklarla, şehitlerle ve Salihlerle birlikte olacaklardır. Ne güzel arkadaştır onlar!” (Nisa Suresi: 69)

Sünneti devre dışı bırakmak suretiyle peygamberi inkâr eden ve ayetleri heva ve heveslerine göre tevil ve tahrif eden o saptırıcıları tanımak ister misin?

Onları iyi tanı!

Müsennif VELİOĞLU