Aişe radıyallahu anha

Aişe radıyallahu anha Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in yakın dostu, Ebu Bekir radıyallahu anh’ın kızıdır. Peygamberliğin 4. yılında Mekke’de doğmuştur. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ile nikâhı hicretten önce Mekke’de kıyılmıştır. Aişe radıyallahu anha’nın fiili evlilik hayatı ise hicretin 2. senesi şevval ayında başlamıştır.

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ile Aişe radıyallahu anha arasındaki aile bağı sevgi, anlayış ve hürmet esası üzerine kurulmuştur. Aişe radıyallahu anha kendisine büyük bir yakınlık ve sevgi gösteren Peygamber ile koşu yarışı yaptığı, O’nun omzuna dayanarak Mescid-i Nebevî’de mızraklarıyla savaş oyunları oynayan habeşlileri seyrettiği bilinmektedir. Yine Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem onunla birlikte olmaktan, özellikle gece seyahatlerinde kendisiyle sohbet etmekten, onun sorularına cevap vermekten hoşnut olduğu bilinmektedir.

Aişe radıyallahu anha zekâsı, anlayışı, kuvvetli hafızası, güzel konuşması, Kur’an’ı ve sünneti en iyi şekilde anlaması O’nun Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in yanındaki değerini artırmıştır. Aişe radıyallahu anha Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in vefatından 47 yıl sonra 66 yaşında vefat etmiştir.

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in diğer hanımları ile yaptığı evliliklerine baktığımızda sevgi ve rahmetin yanında bir tabuyu yıkmak için ya da bir anlayışı, ahlakı öğretmek için evlendiğini görebiliriz. Ümmete her konuda örnek olan Allah resulü 9-10 yaşlarında olan Aişe radıyallahu anh ile neden evlendi bunun sebebi ve hikmeti ne olabilir?

İslam evrensel bir dindir. Bu din belli bir coğrafyaya veya sadece bir millete indirilmiş bir din değildir. Bu sebeptendir ki bu dinin hükümleri evrensel olduğu gibi bireysel, bölgesel ve istisnai meselelere de çözümler sunmuştur.

Kadınlarda ergen olma yaşı sıcak coğrafyalarda yaklaşık 9-10 yaşlarında başlar. Kutuplara doğru gidildikçe yani sıcaklık düştükçe ergenlik yaşı yükselir. Bizim coğrafyamızda ergen olma yaşı yaklaşık 11-12 yaş civarıdır. Dolayısıyla bizim coğrafyamızda 9-10 yaşında olan bir kadın ergen olmadığı için çocuk hükmündedir. Daha soğuk bölgelere doğru gidildikçe kadınlarda ergen olma yaşı 13-14 yaşlarına kadar çıkabilir. Bu bölgelerde ise 11-12 yaşına kadar olan kadınlar ergen olmadıkları için çocuk hükmündedir ve mükellef sayılmazlar. Dolayısıyla ergenliğe girme iklimin sıcaklığına, kadının bedensel, ruhsal gelişimine göre minimum 9 yaşında başlar. Hangi yaşta olursa olsun ergen olmayanlar çocuk hükmündedir. Erkeklerde ergenliğe geçiş ise kadınlardan yaklaşık 2 yıl sonra gerçekleşmektedir. Ergenliğin başlamasıyla cinsel arzular ve evlenme isteği yavaş yavaş başlar.

İster erkek olsun isterse kadın ergenliğe yeni başlayan birinin hemen evlenmesi tavsiye edilmez ancak ergen olan kişi evlilikte ısrar ediliyorsa böyle bir evlilik yasaklanamaz ve yasaklanması da doğru değildir. Çünkü bazı insanlarda olgunlaşma süreci ve cinsel arzular çok daha erken başlayabilir. Her insanın ruhsal, bedensel ve biyolojik gelişimi, arzu ve istekleri aynı değildir.

Ergenliğe giren bir insan artık helal ve haramlardan sorumludur. Bir konuda sorumluluk varsa o konuyla alakalı bazı hakların verilmesini gerektirir. Yani ergen olmuş bir kişi zina yaptığında cezai müeyyideler bu kişiye tatbik ediliyorsa. Bu kişinin evlenme hakkını da kimse engelleyemez ve yasaklayamaz.

18 yaş altı çocuktur ve evlenemez anlayışı bu asrın tabusu ve fitnesidir. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem 18 yaş tabusunu ta o günden yıkmak için bu evliliği yapmıştır diyebiliriz. Gerçekten de bu asırda gençler ergenliğe ulaştıkları bir dönemde çocuk sayılıyor ve evlenmeleri yasaklanıyor. Hatta bu evliliğe aracılık yapan, nikâh kıyanlar yasalara aykırı evlilik yaptırdıkları gerekçesiyle cezalandırılıyor. Aynı yaştaki gençler evlenmeyip gayrı meşru ilişki yaşasalar –yaşıyorlar– normal karşılanıyor ve ses çıkarılmıyor. Genç evlilikleri yasaklayan genç evlileri zindanlara sokan zihniyet, aynı yaştaki gençler zina yapınca, kürtaj yapınca, kaçak doğum yapınca görmüyorlar, duymuyorlar ve dilsiz şeytan oluveriyorlar. Bu fitneciler başkasının namusuna manita, fuhuş ve zinaya aşk, zina arkadaşlığına ise kız/erkek arkadaş diyerek ahlaksızlığı alkışlıyorlar ve teşvik ediyorlar.

Beşeri sistemlerin uydurduğu “18 yaş altı çocuktur evlenemez” anlayışı insan fıtratına aykırıdır. Bu batıl anlayış sebebiyle 18 yaşına kadar evlenmeyi yasaklar ve toplumun algısına bunu yerleştirirseniz birçok harama kapı açmış olursunuz. Cinsel arzu ve isteklerini evlilik ile gideremeyen gençler evlilik dışı işlerin peşine düşecektir. Beşeri sistemlerin bu ifsadı sebebiyle toplumun ahlakı bozulmuş okullarda, yurtlarda ve toplumun her kesiminde fuhuş, zina ve her türlü ahlaksızlık yaygınlaşmıştır.

18 yaşına kadar evliliği yasaklayan zihniyete şunu sormak lazım. Siz ergen olmuş gençlerin evliliklerini çocuk evliliği diyerek yasaklayıp hor görürken, neden aynı yaştaki gençlerin zina ve ahlaksızlıklarını yasaklamıyorsunuz ve sorgulamıyorsunuz. Siz gençlerin evlenmesini yasaklayıp genç evlileri hapishanelere mahkûm ederken neden aynı yaştaki gençlerin ahlaksızlıklarına ve zina yapmalarına karşı kör, sağır ve dilsiz oluyorsunuz. Yeni ergen olan bir gencin evliliği mümkün olduğunca biraz geciktirmesi tavsiye edilebilir. Ancak ergenliğe ulaşan bir genç illa da evleneceğim diyor ve evlilikte ısrar ediyorsa bu genci zina ve fuhuş ile mi evlilikten alıkoyacaksınız? Bu insan ahlakına, fıtratına, izzet ve şerefine aykırı değil mi?

Meseleyi birde şöyle düşünün;
Gün olur devran döner, bu defa bir başka yarım akıllı çıkar. “Bu 18 çocuk yaş sınırı az oldu, bunu 20 yapalım.” derse bir zaman sonra bir başka yarım akıllı çıkar “Bu 20 çocuk yaş sınırı az oldu, bunu 22 yapalım.” derse. Bu minval üzere kanun çıkarılırsa durumu siz düşünün. Nasıl olsa el kaldırıp kabul edenler 1 fazla olunca kanun yapılıyor. Meyhane yasası, zinanın serbest bırakılması yasası, kerhane yasası, faiz yasası ve İstanbul sözleşmesi gibi birde böyle bir yasanında çıkarıldığını düşünün! İnsan fıtratına aykırı böyle saçma sapan yasalar sebebiyle içki, zina, faiz ve her türlü ahlaksızlık helal olmayacağı gibi 22 yaş veya 18 yaş altında olanlarda gerçekten çocuk olmazlar.

Buna bir başka misalde şunu verebiliriz;
Birçok ülkede çıkarılan yasalarda erkek erkeğe evliliklere yasayla izin verildi. Bu yasaların çıkması erkek erkeğe evliliği helal ve doğru bir şey mi yapıyor? Yoksa bu kanunu yapanlar yaratılış fıtratına aykırı ve büyük bir ahlaksızlığa yasayla destek veren insanlığın yüz karası aşağılık mahlûklar mı oluyorlar?

İşte bu uyduruk kanunlar çıktı diye 22 yaş altı veya 18 yaş altı olanlar çocuk olmadığı gibi erkek erkeğe evliliklerde caiz ve doğru bir şey olmayacaktır. Bu coğrafyada 11-12 yaşında ergen olmuş genç bir hanımefendiye veya 13-14 yaşlarında ergen olmuş genç bir delikanlıya 18 yaşına kadar çocuk muamelesi yapılması bu gençlere yapılmış en büyük bir kötülüktür.

Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır:
“Neyiniz var sizin nasıl hüküm veriyorsunuz? Yoksa elinizde, okuyup ders yaptığınız bir Kitap mı var? O kitapta, “Dilediğiniz şey sizindir Yoksa Bizden, dilediğiniz hükmü verebileceğinize dair Kıyamet Gününe kadar geçerli bir taahhüt mü aldınız? Sor onlara; içlerinden hangisi bunun sorumluluğunu üstlenecek? Yoksa onların, ortakları mı var? Öyleyse, ortaklarını getirsinler, eğer samimi iseler!” (Kalem Suresi: 36-41)

Fakat heyhat, iddialarını asla ispatlayamayacaklar! Hesap Gününde bunun cezasını en ağır biçimde ödeyecekler.

İslam; Kadın ve erkeğin kendi rızası ve onayı olmadan nikâhının yapılmasını anne ve babaya dahi bırakmamıştır. Nikâhta iki tarafın da rızası ve onayını şart koşmuştur.

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:
“Dulun kendisiyle ilgili olarak velisinden önceliği vardır. Bakirenin de onayı istenir. Susması kabul demektir.” (Müslim)

“Dul olan Hansa’yı babası Hizam evlendirmiş ama o bundan hoşlanmamıştı. Peygamber (sav.)’e başvurunca Peygamber babasının kıydığı nikâhı reddetmişti.” (Buhari)

İslam bununla da kalmayıp velisiz nikâh geçersiz sayılarak nikâh kontrol altına alınması sağlanmıştır.

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem üç kere “Hangi kadın velisinin onayı olmadan nikâhlanırsa nikâhı batıldır.” buyurdu.” (Ebu Davud, Tirmizi)

“Velisiz nikâh olmaz.” buyurmuştur.” (Ebu Davud, Tirmizi)

İslam bununla da kalmayıp nikâhın gizli yapılamayacağı ve ilan edilmesi gerektiğini bildirmiştir. Böylece nikâh şahitler huzurunda, evlenecek olan kız ve erkeğin rızası ve onayı ile ailenin de rızasıyla ilan edilerek yapılmasını nikâhın şartları olarak bildirmiştir.

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:
“Veli ve iki güvenilir şahit olmadan nikâh olmaz. Bu şekilde kıyılmayan nikâh batıldır. Anlaşamazlarsa sultan velisi olmayanın velisidir.” (Abdullah b. Yusuf ez-Zeyla’î, Nasb’ur-raâye li ehâdis’il-Hidâye, Nikâh, l. hadis Kahire, c. III, s. 167)

Bir kısım gaddar ve zalim insanların kızlarını hangi yaşta olursa olsun istemedikleri biri ile evlendirmeleri, para karşılığı satmaları İslam’ın kabul etmediği aşağılık bir suçtur. Bu tür yanlış işler bahane edilerek helal olan şeyler yasaklanamaz. Allah’ın Resulü sallallahu aleyhi ve sellem bir babanın kızının onayını almadan yaptığı nikâhın iptalini o kıza bırakarak gönülsüz ve zorla evlendirmelerin önünü kapatmıştır.

Ergenliğe ayak basarak kulluk sorumluluğu başlayan bir kişi çocuk değil mükelleftir. Helal ve haram her şeyden sorumludur. Sorumluluk ise aynı zamanda yetkiyi gerektirir. Helal ve haramdan sorumlu olan bir insan eğer zina gibi bir duruma düşme riski varsa ya da şiddetle evlenmeyi istiyorsa biraz daha bekle, biraz daha sabret gibi nasihatlerde kar etmiyor ve deyim yerindeyse; “ateş bacayı sarmışsa” İster kadın olsun, ister erkek bu kişinin evlenmesine mani olunmamalı. Evlendirilmezse ne olur? Ne olmaz ki her şey olabilir, ancak olacak şeylerin hiç te hayırlı şeyler olmadığını etrafımızda her gün görmekteyiz.

İşte Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in Aişe radıyallahu anha ile evlenmesinin hikmeti ancak bu olabilir. Bu olay aynı zamanda büyük bir imtihan sebebidir. Nasıl ki İsa aleyhisselam babasız doğduğu için insanlar ifrat ve tefrite düşerek sapıtıp cehenneme yuvarlandıysa. Aişe radıyallahu anha’nın 9-10 yaşında evliliği de insanlar için büyük bir imtihan sebebi olmuştur.

Bir kısım insanlar insan fıtratını görmezden gelip ve sahih hadisleri inkâr ederek İslami hükümleri yok saymaya başladı. Sahih kaynakları bırakıp uydurma şeylerin peşine düştüler. Bir kısım insanlar ise buna benzer meseleleri bahane ederek peygambere, sahabesine ve hanımlarına iftira atıp, dil uzatacak kadar hadlerini aştılar.

Son olarak yine diyoruz ki; Bu coğrafyada kadınlarda ergenlik yaşı 11-12 yaşlarında başlamaktadır. 9-10 yaşlarında bir kadın bu coğrafyada çocuk hükmündedir. Ancak sıcak iklimlerde bu yaşta bir kadın ergenliğe ayak basmıştır ve çocuk değildir. Ergenliğe ayak basan bir kişinin hemen evlenmesi tavsiye edilmese de illa da evlenmek istiyorsa evlenmesi yasaklanamaz ve engellenemez. Böyle bir evlilik yasaklanır veya engellenirse neler olur. Gerçek hayatta yaşanan binlerce hayat hikâyesinden sadece bir tane nakledelim, iyi dinle ve ibret al.

Müsennif VELİOĞLU

İbretlik Bir Olay;
(Bu olay bizim şahit olduğumuz bir olay.)
Komşumuzun 12 – 13 yaşlarında bir kızı vardı. Komşunun kızı, erkek arkadaşlarıyla parkta, sokakta gezdiği diğer komşu kadınlar tarafından annesine uyarı ve nasihat babında iletildi.

Aradan bir iki ay geçti, komşunun kızı kayboldu. Polis, karakol, arama derken komşunun kızı ve erkek arkadaşı başka bir şehre evlenmek için kaçtıkları anlaşıldı. İki kaçak bulunup getirildi. Ancak bir problem vardı. Kızın dört beş aylık hamile olduğu öğrenildi.

Kanunen 18 yaş altı çocuk ve evlenemez diyor, fiilen evlilik mi desen, zina mı desen? 12-13 yaş bu durumda çözüm ne olacak. Kanuna göre 18 yaşına kadar bekleyeceksiniz, evlenemezsiniz mi diyeceksiniz? Komşumuz ne yaptı derseniz; Aileler, polis ve yargı kanunu kitabına uydurup düğün yaptılar. Atsan atılmaz, satsan satılmaz misali kaçak işe razı olmak zorunda kaldılar. Toplumda buna benzer olaylar her gün yaşanmaktadır. Hatta hapishaneler bu tür vakalarla dolu.

Kitabına uydurulmayıp kanun uygulansaydı ne olurdu? Erkek cinsel taciz suçundan birkaç yıl hapis yatacaktı, kız ise devlet korumasında kaldığı yerden nasıl ve nereye kaçacağının planını yapacaktı. Zararın neresinden dönersen kardır hesabıyla olay resmi makamlarla beraber kapatıldı. Komşu ise birkaç ay sonra torun sevmeye başladı. Hani kanunen 18 yaşın altı çocuktu(!) çocuk doğuran çocuklar öyle mi?

Bu tür olayları biraz araştırın toplumda her gün bu olaya benzer onlarca hadise yaşanmaktadır. Gizli fuhuş ve zina yapanlar, gizli doğum yapanlar, kürtaj yaptıranlar, kötü yollara düşenler vs. tüm bunların sebebi, müsebbibi kim? Allah’ın şeriatını ve insan fıtratını görmezden gelip yüz çeviren gurur ve kibir ile yasa yapmaya kalkışanlar ve onları cehalet ve bağnazlıkla destekleyip tabi olanlardır.

Müsennif VELİOĞLU