Perşembe, 20 Eylül 2018
Free website traffic to your site!

“Kötü Komşu Katar’ı Ev Sahibi Yaptı”

ablukasının sonuçlarını ele aldığı yazısında Muharrem Güneş, ablukanın olumlu sonuçları da olduğunu söylüyor ve “ bugün tüm politik, ekonomik, , sosyal ve hatta askeri alanlarda her zamankinden daha güçlüdür.” diyor.

Bugün Yeni Akit gazetesinde “Kötü Komşu Katar’ı Ev Sahibi Yaptı” başlığıyla yayımlanan Muharrem Güneş imzalı yazıyı ilgilerinize sunuyoruz:

Benzeri görülmemiş bir örnekle, bir yıl önce birkaç Körfez ülkesi (, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn) Katar Devleti’ne ağır şartlar içeren bir abluka kararı aldı. Katar Haber Ajansı’na yönelik elektronik korsanlık girişimiyle başlayan süreçten yaklaşık 12 gün sonra bu ülkeler bir yandan bilgi ve siyasi kampanyalarıyla saldırılarını sürdürdüler. Ambargonun en belirgin özelliği Katar’ın İhvan ve başta olmak üzere -kendi ifadeleriyle- terör gruplarını desteklediği iddiasıydı.

Büyükelçilerin geri çekilmesi, diplomatik ilişkilerin kesilmesi, kara, deniz ve hava sınırlarının kapatılması gibi birçok yaptırım izleyen bu ülkeler yanlış bir yöntem takip ederek Katar’a yönelttikleri suçlamaların uluslararası toplumun desteğini garantileyeceğini düşünüyorlardı. Bu yanılsamaya dayanarak ’ın önyargılı tutumundan faydalandılar. Gerçekte kendileri kimlik bunalımı yaşayan bu ülkeler, Doha’nın baskılara dayanamayacağını ve henüz krizin ilk birkaç gününde diz çökeceğine inanıyorlardı. Öyle ki, başlangıçta herhangi bir talepte bulunmamışlardı, çünkü ihtiyaç duymamışlardı!

Ancak daha sonra ne olduysa abluka ülkeleri çok utanç verici bir konuma düştüler. Çünkü Katar beklenmedik bir tepkiyle abluka şartlarına teslim olmayı reddetti. Coğrafi boyutları, mali gücü veya nüfuslarının sayısı ile gurur duyan bölgedeki devletler Birleşik Arap Emirlikleri’nin küçük bir koluna karşı dahi ayakta kalmayı başaramıyorlardı.

Büyük bir gururla Katar’a ültimatom veren bu ülkeler için Katar’ın sağlam duruşu neticesinde uluslararası toplumun kendine yöneltilen suçlamaları ciddiye almamasını kabul etmeleri kolay olmadı.

Katar’a diş geçiremeyen bu ülkeler meseleyi kabullenmek ve krizi sona erdirmek yerine krizi , , , ve Cibuti gibi bir dizi komşu bölge ülkelerine transfer ettiler.

Bu zorlu krizin ilk yıl dönümünden geriye dönüp baktığımızda Katar’ın eskiden olduğundan daha güçlü olduğu rahatlıkla söylenebilir. Krizin başlangıçta acil durum sorunlarının yarattığı birtakım olumsuzlukların yanında ülkenin ulusal güvenliğini tehdit ettiği endişesi yarattığı ve özellikle ekonomik açıdan Doha’ya ek ekonomik maliyetler getirdiği doğrudur.

Fakat bir diğer yönüyle Katar’ın farkında olmadığı bazı zayıf yönlerini görmesine ve tedbirler almasına vesile oldu. Doha’nın bölgedeki güç dengesizliğini hızlı bir şekilde ele almasını ve komşularına duyduğu güven politikası yerine her türlü senaryoya hazırlıklı olması gerektiği farkındalığını sağladı.

Kriz Katar’ın diplomatik yeteneklerini test etmesine olanak sağladı ve gözlemcilerin ifadesiyle abluka ülkelerinin saldırgan tutumlarına sürekli soğukkanlılık içinde karşılık vererek sakin, tutarlı ve dengeli bir performans başarısı sergiledi.

İçe dönük olarak bakıldığında aşiret eğilimlerini yeniden canlandırarak Katar yönetimine karşı ayaklanmaya teşvikle zayıflatmaya çalışan girişimlere karşı Katar halkının birliği ve bütünlüğü bütün oyunları boşa çıkarmayı başarmıştır.

Krizi başlatan ülkelerin Katar’ı kendi isteklerini dikte ederek zorlamalarından sonra Katar halkının milli duyguları güçlendi, gurur duygusu güç kazandı.

Sonuç olarak, Katar bugün tüm politik, ekonomik, mali, sosyal ve hatta askeri alanlarda her zamankinden daha güçlüdür.

Bu, dış risklerin tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmez. Bölgede yarattıkları istikrarsızlık nedeniyle söz konusu ülkelerin liderleri var oldukça ve pozisyonlarında herhangi bir değişikliğe gitmedikleri sürece bölgesel krizlerin ve dış tehditlerin devam edeceği anlamına gelir.

Bununla birlikte, bu alanda söylenebilecek en önemli şey, krizin pek çok istenmeyen olumlu yön taşımasıdır. Kriz sayesinde Doha bugün kendine daha fazla özgüven duymakta ve dış baskılara karşı daha dayanıklı bir durumdadır.

Bu süreçte kendi iç enerjisini ve imkanlarını keşfetmesi sayesinde ülkenin ulusal stratejik güvenliği açısından önemli olan gıda, su, enerji, vb. konularda daha fazla hazırlıklı hale gelmiştir. Eğer kriz bir yıl önce gerçekleşmemiş olsaydı, rahatlık içinde yaşayan ülkede bu ilerleme kendi başına olmazdı.

Katar’ın bölgesel ve uluslararası güçlerle ilişkileri bir yıl öncesine nispetle bugün daha güçlü ve daha sağlamdır. Ülkenin bağımsızlık düşüncesi, kararlı duruşu ve baskılara karşı daha dirençli hali uluslararası alanda daha fazla dikkate alınmasını sağlamıştır.

Tek cümleyle kötü komşu Katar’ı ev sahibi yaptı. Öyle ya, “Öldürmeyen güçlendirir” demişler.

Haksöz Haber sitesinden alınmıştır.

Free website traffic to your site!

Bu Haberler de var

“Yemen’de çocuklar ağlayamayacak kadar zayıf”

Sivil toplum kuruluşu Save the Children, Yemen'de milyonlarca çocuğun açlık çektiğini, devam eden savaş nedeniyle …

Afganistan ve Irak işgalleri: Trump tüm suçu Bush’a attı

ABD Başkanı, ülke tarihindeki gelmiş geçmiş en büyük hatanın, Cumhuriyetçi başkanlardan Bush'un Afganistan ve Irak …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.